Ermeni Sarkisyan daha mı namuslu?

İsrafil K.KUMBASAR

Ermenistan sınırının açılmasına yönelik başlattığı ‘surda gedik açma’ teşebbüslerinden, kardeş ülke Azerbaycan’ın ‘ikili ilişkileri’ askıya alma yönündeki ciddi uyarıları üzerine geri adım atmak zorunda kalan BOP Eşbaşkanı Tayyip Erdoğan, 24 Mayıs 2009 tarihinde Azerbaycan Parlamentosu’nda yaptığı konuşmada aynen şöyle diyordu?
- “Çok açık söylüyorum, burada bir sebep- sonuç ilişkisi var. Türkiye Ermenistan sınır kapısı ne zaman kapanmıştır? Ne zaman ki Yukarı Karabağ Ermenistan’ın işgali altına girmiştir, ondan sonra kapılar kapanmıştır. Ancak bu ortadan kalktığında, kapılar açılır veyahut biz Azeri kardeşlerimizle bu noktada mutabık kalmadığımız sürece bir adım atamayız.”
Azerbaycan, bu sözü ‘devlet taahhüdü’ olarak nitelendirerek derin bir nefes aldı.
Ancak, Erdoğan, adeta tükürdüğünü yalayarak, daha önce rafa kaldırmak zorunda kaldığı projeyi ısıtıp yeniden gündeme getirdi.
Neden?

* * *

Birkaç ay içerisinde ne değişti?
Ermenistan, ‘Karabağ’dan ve ‘Azerbaycan topraklarından’ çekilmeyi kabul mu etti?
Ermenistan, ‘tanıtım-tazminat-toprak’ ekseninde gelişen soykırım iddialarından, Ağrı Dağı’nı ‘devlet arması’ olarak kullanmaktan, Doğu Anadolu’yu ‘Batı Ermenistan’ olarak tanımlamaktan vaz mı geçti?
Ne yazık ki hayır.
‘Yandaş’ ve ‘yanaşma’ medyanın, “Ermenistan Türkiye’nin şartlarını kabul etti” yalanları üzerine kameraların karşısına geçen Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan, aynen şu ifadeleri kullandı:
- “Protokolde Dağlık Karabağ dahil hiçbir ön koşul bulunmuyor. İki ülke arasında tarihi ilişkileri de tarihçiler değil, hükümetlerarası alt komisyonlar ele alacak.”
Demek ki, Tayyip Erdoğan’ın ‘kapılar’ arkasında ABD Başkanı Barack Obama ve AB komiserlerine verdiği ‘gizli’ söz, Azerbaycan halkına verdiği ‘aleni’ sözden daha ağır bastı.

* * *


‘Dindar Cumhurbaşkanı’ söylemini kullanarak Çankaya’ya postu seren Abdullah Gül’ün, Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan ile Ani Harabeleri’nde el ele tutuşup ‘magarina’ oynama hevesi, Türkiye’yi bir kez daha ‘kardeş kavgasının’ eşiğine getirdi.
Abdullah Gül, Cumhuriyet tarihinin ‘en başarısız’ Dışişleri Bakanı olarak tarihe geçti.
Yerine gelen Ali Babacan, kendisine ‘fikir babalığı’ yapan Gül’den daha başarısız oldu.
Onun yerine adeta bir ‘kurtarıcı’ olarak ‘Meclis dışından’atanan Ahmet Davudoğlu’nu kamuoyuna öyle bir lanse ettiler ki, sanırsınız kuracağı ‘stratejik derinliğe’ sahip mekik diplomasileri ile Türkiye’yi bir anda bölgesinde ‘lider’ konuma getirecek.
Ama, gelişmeler, onun da Gül ve Babacan’dan bir farkı olmadığını ortaya çıkardı.
Gül-Babacan-Davudoğlu troykası, şimdi İsviçre’nin hakemliğinde imzaladıkları ‘Ermeni protokülü’ ile dış politikadan ne kadar habersiz olduklarını bir kez daha ortaya koydular.

* * *


Anlaşılan o ki, ‘okyanus ötesinden’ talimatlı malum ‘Kürt açılımı’ girişimlerinin ardından kamuoyundan yükselen beklenmedik tepkiler karşısında ‘sükut-u hayale’ uğrayan Tayyip Erdoğan, yine bir adım geriye çekilerek ipi yeniden ‘Çankaya’daki kardeşinin’ eline verdi.
‘Oyunu’ Çankaya kuruyor gibi gözüküyor, Erdoğan ise ‘seyrediyormuş’ gibi bir pozisyonda vaziyeti idare etmeye çalışıyor.
Eğer, millet yeniden önüne konulan bu ‘zokayı’ yutabilirse ne ala, seyircimiz hemen ‘rol çalıp’ devreye girecek, ama tepkiler daha güçlü bir şekilde yükselmeye başlarsa, her zaman olduğu gibi ‘sarhoştum aydım’ misali bir kez daha aradan sıyrılmaya çalışacak.
Göreceksiniz, Türkiye ile Ermenistan arasındaki ilişkilerde, daha önceki tecrübelerden de sabit olduğu üzre, ‘bir adım dahi’ ilerleme meydana gelmeyecek.
Ama Türkiye’nin, ‘kendisine bel bağlayan’ kardeşleri ile olan ilişkileri biraz daha irtifa kaybetmiş, biraz daha zedelenmiş olacak.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş