Ermenilerden, kim özür dilemeli?

A+A-
Mevlüt Uluğtekin YILMAZ

En yoğun, en etkili sözler edebiyat ikliminde yeşerir. Bu nedenledir ki edebiyat ikliminin sanatçıları tartışmasız, gerçek birer söz ustasıdır. Onların dilinden dökülen, onların kaleminden çıkan sözler çoğunlukla özgündür; hayranlık uyandırır. Politikacı veya bilim insanı, doğal olarak, başka anlamlara gelmeyecek biçimde cümle kurarken; edebiyat sanatçısı insanın aklını, ruhunu, gönlünü kuşatan sözler üretebilir. Bu sözlerin etki gücünü hiçbir ölçüm aleti belirleyemez. Özellikle Türk milleti olarak biz, yabancı sanatçıların bu özelliğinden 19. yüzyılda çok çektik... İngiliz şair Lord Byron’un Yunan İsyanı’nda (1820-1830) aleyhimize çalışması gibi... Ve Petersburg Bilimler Akademisi Üyesi ünlü Türk düşmanı Dostoyevski’nin, romanlarında Türklere hakaret etmesi gibi... (İliştiri: Yıllarca, bu yazarın romanları Türkçeye çevrilirken o bölümler çıkarılırdı. Son zamanlarda, olduğu gibi yayımlanacağını öğrendim. Çok da iyi olur. Herkes bilmeli kimin ne olduğunu.)
Uzun uzun bunları niçin yazdım? Değerli okuyucum; benimkisi bir mutluluk coşkusudur. Çok sevinçliyim; çünkü artık benim gerçek sanatçım da “Neme lâzım, ben bu politik işlere karışmayayım” demiyor; aksine, hem de yaban ellerde, zıpkın gibi sözler üreterek, Türk milletinin masumiyetini Türk’e has bir yiğitlikle savunuyor!
İşte o mangal yürekli sanatçımız, şair-yazar Yahya Akengin’dir!
Değerli aydınımız Yahya Akengin, Türk Dünyası Yazarlar ve Sanatçılar Vakfı (TÜRKSAV)ın da başkanıdır. Bu vakfımız, Sayın Akengin’in yönetiminde birbirinden güzel çalışmalar yapıyor. Geleneksel olarak her yıl sahiplerine sunulan “Türk Dünyasına Hizmet Ödülleri” bu vakfımızın adeta bir simgesi durumundadır. “17. Türk Dünyasına Hizmet Ödülleri” bu yıl ABD’nin New York kentinde 16 Mayıs 2013’de sahiplerine takdim edildi. O gün, önce “Türk Dünyası Lobiciliği Paneli” düzenlendi. İşte ne olduysa o panelde oldu! Değerli sanatçımız Yahya Akengin, panelin açış konuşmasını yaparken, ‘Ermeni Meselesi’ne; hem bizler, hem de Ermeniler adına yepyeni, aydınlık bir ufuk açtı. Ermeni Diasporası’nın en güçlü olduğu ABD’de sanatçımız dünyaya şöyle seslendi: “Eğer özür dilenecekse, özür de bir şeyleri değiştirecekse, özrün adresi bellidir. 20. yüzyıl başında Türk ve Ermeni topluluklarını birbirine karşı getiren, kırdıran o günün küresel odaklarıdır, aktörleridir. Gelsinler, Ermeni dostlarımız, birlikte bir kampanya yürütelim. O odaklar hem Türk milletinden hem de Ermeni halkından özür dilesinler. Bu kampanyada biz varız. Yani, 600 yıllık, bir yönüyle de 800 yıllık dostluğu kim bozmuş? Neden bu iki halkı birbirine kırdırmış? İşin temelini burada aramalıyız.”
Değerli yazarımızın sözlerinin muhatabı bellidir... 19. yüzyıldan beri Osmanlı topraklarında açtıkları okullarda, Ermeni yurttaşlarımızı özellikle kışkırtan ABD, Fransa, Rusya ve İngiltere, Türklerden ve Ermenilerden özür dileyeceklerin başında gelmektedir. Bu gerçeği dünyaya anlamlı biçimde duyuran, değerli sanatçımız Yahya Akengin’e sevgi ve saygılarımı sunuyorum.
Söz bilge sanatçımız Yahya Akengin’den açılmışken, bir konuyu da belirtmeliyim. Sanatçımızın anılarını topladığı “Bir Semaverlik Muhabbet” kitabının yeni baskısında dehşet ekler var. Yine bir başka hafta, bu eklerdeki ibretlik bilgileri sizlere sunacağım.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları