Ertuğrul Günay ve Yazıcıoğlu'nun naaşı

A+A-
Yavuz Selim DEMİRAĞ

Suyunun ısındığı anlaşılan Turizm ve Kültür Bakanı Ertuğrul Günay’ın giderayak Muhsin Yazıcıoğlu’nun aziz nâşının Tacettin Dergahı’na defin kararnamesini imzalamadığı anlaşıldı. “Mehmet Akif Ersoy’a olan saygımdan” gibi bir açıklama yapmış olsa da Günay’ın cemaziyelevvelini bilenler için inandırıcı değil. Aynı Günay’ın geçtiğimiz yıl vefat eden Nakşi liderlerinden birinin Bandırma’daki külliyeye gömülmesi için Bakanlar Kurulu kararına imza attığını cümle alem biliyor.
Bu memlekette Özal’ın annesi ve kardeşinin Süleymaniye Camii bahçesine defni için “önce gömelim sonra kararnameyi çıkarırız” dendiği de unutulmuş değil.
Dev-Yol davasından yargılanıp ceza aldığı kayıtlara geçen Ertuğrul Günay’ın ünlü Fatsa olaylarındaki durumunu da hatırlarsınız. Terzi Fikri’nin temsilcisi olmakla övündüğünü ve Terzi Fikri’ye yazdığı mektuplar ve telgrafları da unutmuş değiliz. Aynı Günay’ın 1980 darbesinden sonra tutuklandığı günlerde hapishanede hidayete erdiği rivayetleri de vardır. Allah ile kendi arasında olmasına rağmen vakit namazlarını eda ettiği de söylenir. CHP’den ihraç edilmesinden sonraki yalnız günlerinde merhum Muhsin Yazıcıoğlu ile tasavvuf sohbetleri ettiğini duyduğumuz Günay, kararnameyi imzalamayarak yeniden dönüş yapacağı marjinal sol grupları mı tatmin etmek istiyor? Yoksa görevden alınacağını bildiği için Başbakan Erdoğan’dan intikam mı alacak?
Ankara kulislerinde Günay için bunlar konuşulurken, şehit Yazıcıoğlu’nun defni öncesine dönmek istiyorum.
Türk milliyetçileri, ülkücüler efsane gençlik önderini yitirmenin acısını yaşarken, seçimden hemen önce cenazeden rant elde etmeyi tasarlayanlar, koşturup BBP Genel Merkezi’ne kamp kurmuştu. AKP yönetimi, idare ettikleri devletin aczini kamufle etmek için yoğun çaba sarf ederken, Başbakan Erdoğan’ın, Yazıcıoğlu’nun evini eşiyle ziyaret ederek, devlet sözü verdiğini o günün gazeteleri yazdı. Televizyon kanalları haberleri yayınladı. Her ne kadar AKP Kahramanmaraş Milletvekili ve TBMM Başkan vekili Nevzat Pakdil pürüz çıkması üzerine  “Sayın başbakan söz vermedi. ’Elimizden geleni yaparız’ dedi” diye durumu kotarmaya çalışsa da Tacettin Dergahı’nı önerenlerden biri olan Yazıcıoğlu’nun kayınbiraderi Pakdil’e bu hiç yakışmadı.
29 Mart seçimi öncesi işi bitti görünen Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in BBP Genel Merkezini günde iki-üç defa ziyaretine bizzat bu satırların yazarı da tanıktır. Önce  “Anıtlar Yüksek Kurulu karşı çıkıyor, sonra Hacettepe Üniversitesi izin vermiyor” bahanesiyle Karşıyaka Mezarlığı’ndaki büyük cami avlusunu teklif edip, anıt mezar sözü veren Melih Gökçek’in arabuluculuk teklifleri de reddedilince, bir milyon güzel insanın uğurladığı Yazıcıoğlu’nun nâşı imzasız, fikirdaşı, ülküdaşı Mehmet Akif’in yakınına Tacettin Dergahı’ndaki Allah dostlarının yanına gömüldü. Çünkü AKP yönetimi bunu engelleyemeyeceğini anlamıştı.
İlgili kararnamenin tıpkı Özal döneminde olduğu gibi daha sonra imzalanacağından emin olan Recep Tayyip Erdoğan’ın devlet adına verdiği söz şimdi havada mı kalacak? Yoksa Erdoğan, Günay’ı  “kapının önüne bırakacak”  mı? Her şeyin ilacı olan zaman bunu gösterecek. Ama tarih bu hazin olayı kaydetmiş olacak.
Nitekim BBP Genel Başkanı Yalçın Topçu, ülkücü adabı ile,  “Millet adına siyasi görevler yapanlar, millete rağmen siyasi tavır alırlarsa hem milletin vicdanına ters hem de tarihe hoş olmayan not düşmüş olurlar” açıklamasını yaparak hükümeti uyardı.
Kültür Bakanlığının nasıl yapılacağını Türkiye Cumhuriyeti tarihine icraatlarıyla yazdıran Namık Kemal Zeybek’in bu konuyla ilgili muhteşem değerlendirmesini önümüzdeki yazıya bırakıyor, şehit Yazıcıoğlu için Fatiha talep ediyorum.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları