Ertuğrul Özkök...

A+A-
Yavuz Selim DEMİRAĞ
Gazeteciliğe orasından burasından bulaşmış, dağıtımcısı, paketçisi, makinecisi, çaycısı, arşivcisi, teknik elemanı, muhabiri ve yazarı hatta okuyucusunun aklından günün birinde Hürriyet’te çalışmak fikri ve hayali mutlaka geçmiştir.
Her gazetecinin Hürriyet’te Genel Yayın Yönetmenliği’ne getirildiğinde yayın çizgisinden yazar kadrosuna kadar kendi rengini yansıtmakla ilgili irili ufaklı projesi vardır. Şimdi atıp tuttuklarına bakmayın. Bu alemde kalem oynatanların yüzde 99’u Ertuğrul Özkök’ün yerinde olabilmek için kırk takla atmakla kalmayıp, ters salto bile denerlerdi. Hele o makamda tam 20 yıl kalabilmek.. Bakın o kadarını tahmin dahi edemiyorum ama Hürriyet’i yönetmenin Türkiye’yi idare etmekten daha zor olduğunu yazan Özkök’e zaman zaman hak veriyorum. Gladyatörler misali sadece öldürüp yok edip hayatta kalmayı yaşam tarzı haline getirenlerin arenasında Ertuğrul beyin işi gerçekten zordu. Bu zorluğa kendi deyimiyle15 yıl fazladan katlanmak da her babayiğidin harcı değildir. Yıpranmalara rağmen katlanmak ve direnmek de ciddi bir erdemdir. Hele bunu inanarak yapıyorsanız.
Özkök’ü bu sütunlardan defalarca eleştirdiğim gibi kriz dönemlerindeki sağ duyusunu hatırlatıp tebrik de etmişimdir. Bugün ise gıpta ile izliyorum. 20 yıl boyunca üzdüğü, kalbini kırdığı, haksızca işine son verdiği insanlar olsa da onun görevden ayrılmasından sonra aleyhinde feveran edenlere rastlamadım. Bana göre en büyük kazanım bu. Her şeye rağmen ardından kötü söz söyletmeden çekip gidebilmek.
Özkök çekip gitmedi elbette. Yazar olarak kaldığı Hürriyet’te bizleri bazen kızdırıp bazen tebessüm ettirerek yazılarıyla yalnız bırakmayacak. Yılların tecrübesiyle patronlarına, yöneticilerine danışmanlık yapacaktır. Kesintisiz 7 saat uyumaya başladığına göre bir süre sonra Hürriyet’li Yıllarım diye anılarını kitap haline getirebilir. Benim tavsiyem ise bütün bunların arasında içinde ukde olarak kaldığına inandığım üniversiteye geri dönmektir. Üniversiteye dönüş derken akademik anlamda olmasa bile basın yayın, radyo, televizyon, kısaca İletişim Fakültelerinde derse girmelidir. Üniversitelerin yöneticileri şimdiden Özkök’ü okullarına davet edebilmek için harekete geçmeli. Gönüllü kuruluşların da Özkök’ün konferans ve söyleşilerinden faydalanmak için sabırsızlandığından kuşkum yok. Lakin Ertuğrul beyin bütün bunları yapabileceğine tahmin yürütmem de imkansız. Yıllar sonra halkın arasına karışabilme cesaretinden mahrum kalmayacağını ümit ediyorum.
Geleneksel şark düşünceleri arasında olan “Badem gözlü” yakıştırmaları kimileri için geçer akçe olsa da benim nezdimde beş para etmez. “Ölülerinizi hayır ile yad ediniz” emri üzerine sevmediğim, yıldızımın barışmadığı kişilerin ardından sessiz kalmayı tercih ederken bazıları için hakkımı helal etmediğimi de açıkça beyan ederim. Bizim kültürümüz böyledir. Düşüncelerimizin yanında dünya görüşlerimiz farklı olduğu halde, görevini başarıyla yerine getirenlerin haklarını teslim etmek, sadece Türk milliyetçilerine has bir üslup olmamalıdır. Sosyal demokrat ya da sol jargondan gelen birinin de bu olgunluğu Özkök kadar gösterebileceğine inanmak istiyorum.
Ertuğrul Özkök, günah ve sevaplarıyla 20 yılın hesabını elbette verecektir. Bende hoş bir sada bıraktı. Bu, meslekte herkese nasip olur inşallah.
  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları