Eş durumundan iktidar!

Servet AVCI

"Ne verirlerse beş fazlasını vereceğim" vaadi Süleyman Demirel'e aitti... Seçim meydanlarında diğer liderin vaatleriyle perakende uğraşmak yerine böyle toptan çözüm bulmuştu: "Ne verirlerse beş fazlası..."

Süleyman Demirel iyi ki AKP Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu'yla aynı dönemde siyaset yapıp, rekabet zorunda kalmadı... Yoksa Davutoğlu'nun Şanlıurfa'da aş ve işten sonra verdiği 'eş' sözünü beş fazlasıyla vermek pek kolay olmayacaktı... Hadi evi beş fazlaya çıkardı, her arabayı da... Vadedilen eşi beş fazlaya nasıl çıkaracaktı?

Bizim siyasî tarihimiz kimisi tutulmayan, kimisi tutulması mümkün olmayan sözlerle doludur... Neler duymadık ki? Ofsaytı kaldırıp, kale direkleri arasındaki mesafeyi genişletip, böylece daha fazla gol olmasını sağlayacak genel başkanlar da çıktı, beş yüz gün içinde iki anahtar verecek olanlar da... Minibüsçülere seçimlerden sonra ayakta yolcu alınması sözünü veren belediye başkanı bile çıktı... Tabii ne o sözünü hatırladı sonra, ne de başkenti Venedik gibi kayıkların gezdiği şehir yapma projesini...

Kimisi dokunulmazlıkları kaldıracaktı, kimisi Apo'yu asacaktı, kimisi rektörlere selâm verdirecekti, kimisi her mahalleden trilyoner çıkaracaktı, kimisi üniversiteye giriş sınavlarını kaldıracaktı, kimisi her ile havaalanı inşa edecekti, kimisi her ev kadınına maaş bağlayacaktı... Mazot fiyatını söylemiyoruz, çünkü onu 1 liraya sabitlemek zamanlar ve kişiler üstü ortak fanteziydi...

Öncekilerin akıllarına mı gelmedi, ufukları mı yetmedi bilmiyoruz ama 'eş garantisi' gerçekten büyük bir fark yarattı... "Onlar düşünür AK Parti yapar" veya "Hayaldi gerçek oldu" sloganları hayata geçti bile diyemiyoruz, çünkü 'onlar' diye niteledikleri rakiplerinin bunu akıl edecek kadar vizyonları hiçbir zaman olmadı... Bu 'kampanya ötesi' bir şeydi kesinlikle...

Daha düne kadar serbest piyasa ekonomisini savunmak için neler neler söylenirdi? Devlet pijama mı, ayakkabı mı, bardak mı, lastik mi üretirmiş? Devlet balık mı satarmış? Serbest piyasacılara göre devlet sadece piyasaları düzenlermiş...

Eş taahhüdüyle galiba bu politikadan geri adım atılıyor... Devleti yeniden yönetmeye talip olan ve rakiplerine göre Başbakanlığı en yakın duran kişi "Eş bulamazsanız bize gelin" diyerek, yanlış anlaşılmasın diye toptan 'çöpçatanlık' olarak isimlendirebileceğimiz bir mesleği uhdelerine alacaklarını ilân ediyor... Televizyon kanallarında ve 'diğer' alanlarda bu sektörden beslenenler darbe yiyecek ama olsun, madem hâlâ anayasal olarak 'sosyal devlet'iz, katlanacağız!..

Bu seçim kampanyasının bir özelliği de iktidar partisinin yüzyıllardır iktidar yüzü göremeyen muhalefet partisi gibi davranması... Benzer taahhütlerde bulundu diye dün muhalefet partileriyle dalga geçerken bugün asgari ücreti artırıyor, kadına, öğrenciye, çiftçiye, genç girişimciye, overlokçuya, hep aranan son ütücüye, langırtçıya ve bilumum seçmen grubuna sözler veriyor...

Bilmeyen de şimdiye kadar ülkeyi AKP değil, Alman Hıristiyan Demokratlar, Yeşiller, PASOK veya BAAS yönetti zanneder!.. Havuz medyası ise bu vaatleri 'müjde üstüne müjde' manşetleriyle sayfalarına taşıyor... Verilen sözlerin içinde bir tek "Bunları yapmayan önceki iktidardan hesap sorulacak" sözü yok!..

Seçim kampanyasına 'İlk günkü aşkla/ Haydi Bismillah' adını koyup, sanki o ilk gün yeni gelecekmiş ve sanki kendileri sıfır kilometredeymiş gibi kampanya yapmaları doğrusu çok ilginç... Bu taktiği kim akıl etti bilinmez ama Türkiye siyasî tarihinin en uçuk vaadine kadar işin götürülmüş olması, iktidar tutkusunun nasıl bir hırsa dönüştüğünü gösteriyor... Seçimden sonra duruma göre 'çözüm süreci' buzdolabından çıkarılır mı, onun yerine 'eş durumu' buzdolabına kaldırılır mı göreceğiz...

Şurası kesin, bir Demirel değil, beş Demirel de çıksa, 'eş' garantisine karşılık, "Ne verirlerse beş fazlası" diyerek bu orijinal kampanyanın eline su dökemez!.. Gerçekten kampanyada son nokta!..

 

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş