Eşitlik güzeldir

A+A-
Rauf DENKTAŞ

Talat-Hristofyas görüşmelerinde “Türk tarafının üzerinde durduğu en önemli konu veya ilke nedir?” sorusunu soranlara verilmekte olan yanıt genelde “eşitliktir” yanıtıdır. Bu, kurucu devletlerin (yani eyalet veya vilâyetlerin) eşit yetkilere sahip olacağı vurgulanarak açıklanmaktadır. “Siyasi eşitlikten” de bahsedildiği bir gerçektir. Halbuki bahis konusu olan “eşit egemenliktir”. Kıbrıs meselesinde taraflara eşit muamele yapılmış olsaydı, bu mesele 45 yıl askıda kalmazdı.
Bilinmeyen bir şey vardır: Tek halk ilkesi kabul edildiğine göre tek halkın, tek egemenliğin ve tek vatandaşlığın içerdiği “eşitlik” olsa olsa yasalar altında eşitliktir ki bu da bizi Rumların indinde Ermeniler, Maruniler ve Latinler sınıfında bir toplum yapar. Zaten tek halka dayalı iki toplumlu federasyonun başka anlamı olamaz.
1977-79 formülü görüşülmektedir, orada da “iki toplumlu federasyon” denmekteydi diyenlerin bilmeleri gereken önemli birkaç şey vardır: (1) 1977-79 formülü iki eşit birimi “iki eşit toplum” olarak tarif etmekteydi, ancak bunların tek halkı (Kıbrıs halkını) oluşturan üniteler olduğu gündemde yoktu. Federasyonun iki eşit temeli (1956’dan bu yana kendi kaderini tayin hakkı olduğu kabul edilmiş olan fakat adına “halk” yerine “cemaat” denilen birimlerden oluşmaktaydı. (2) Bu nedenledir ki “kurucu iki taraf” kabul edilmekte ve bunların sayıca farklarına bakmaksızın bunların eşitliklerini sağlamak için veto ve ayrı oylama hakları gibi tedbirler alınmakta ve sistem bu nedenle garantilenmekteydi. Şimdi tek halk formülünü cebinde addeden Hristofyas bu nedenle “Türk tarafı yeniden Rumların, Ermenilerin, Marunilerin ve Latinlerin haklarını gölgeleyecek haklar beklemesinler” diyebilmektedir.
Makarios ve yoldaşları 1960 Anayasası’nı Türklere (iki eşit cemaatten biri olarak) fazla hak verdiği, Kıbrıs’ı tek halk olarak algılamadığı, bir Kıbrıs milleti yaratarak Rumlara “Bu senindir” demediği için yırtıp atmışlardı. Türk ortağı ya sindirip azınlık yapmak ya da yok etmek için başlatılan 1963 saldırılarından sonra, bugüne kadar dünyaya “Kıbrıs halkı iki toplumdan oluşmaktadır; yüzde 80 Rum, yüzde 20 Türk toplumundan. Yüzde 20 ile yüzde 80 eşit olabilir mi?” tezini yaymaktadırlar. Eğitimci Papadakis’in de açıkladığı gibi okullarda çocuklara ve gençlere “Kıbrıslılar biz Helenleriz; Türkler bunun dışındadırlar; onlar İslamlaştırılmış Rumlardır” yalanı öğretilmektedir. Yani, tek halk olgusu Rum-Yunan tarafının milli tezidir. İki eşit halk olgusu ise Kıbrıs’ın gerçeğidir ve bizim milli tezimizdir. 1960 Antlaşmaları’na Dr. Küçük’ün atmış olduğu imza Kıbrıs Türk halkı adına atılmıştır. İngiliz zamanından kalma bir alışkanlıkla cemaatlerden bahsedilmiş olması bu hukuki gerçeği değiştiremez.
Sayıca farklı olan iki ortağı anayasal tedbirlerle eşitlemek ve onları Kıbrıs’ın idaresinde eşit ortaklar yapmak tecrübesi, sayıca çok olan Rumlar tarafından kan akıtılarak yok edilmiştir. 1960 Antlaşmaları’nda Türk ortağa verilmiş olan hakları fazla bulup kan akıtan Rum tarafından yeni bir anlaşmada 1960’da bize verilen hakları kabul etmesini beklemek saflık olur. Nasıl ki bugüne kadar Türklerin haklarını ve eşitliğini koruyan (ve bu nedenle de Garantilerin devamına dokunmayan) her öneriyi reddetmişlerdir. Bu nedenle “siyasi eşitliğimiz korunarak birleşik-bütünleşmiş Kıbrıs” için başlatılmış olan görüşmeler, biz tek halk kapısında teslim olmadıkça çıkmaz yolda kalmaya mahkûmdur diye düşünmekteyiz. 1960 ortaklığını yıktıktan sonra bugüne kadar kendi kendini meşru hükümet olarak gören Rum tarafının gerçek siyasetini ve milli hedefini hâlâ anlamamışsak hiçbir zaman anlamayacağız demektir. Bunların Kıbrıs’a sahip çıkmalarını engelleyen KKTC’nin ve Garantilerin varlığıdır. Görüşmelerdeki hedefleri bunlardan kurtulmaktır. Gerisi taktiktir, oyundur, aldatmacadır. Devletimizi yok farz edip “iki toplumdan oluşan tek halk” formülünü benimseyerek varılacak limanda Türk tarafı teslim bayrağını çekmek zorunda kalacaktır. Kendimize gelelim. İki eşit halkın ve devletlerin ortaklığı yegâne gerçekçi ve kalıcı formüldür. Devletimize sahip çıkalım.

Yazarın Diğer Yazıları