Eski Ramazanlar, eski bayramlar

Altemur KILIÇ

Aslında bugünkü “Pazar-lık”da,  “Eski İstanbul”da dolaşmaya, adalara, modalara, Boğaza açılmayı tasarlıyordum fakat araya Ramazan Bayramı girdi ve usulen “eski Bayramları, Ramazanları” yazmak vacip oldu. “Ramazan” ailemizin belirli bir inanç ayı idi. Büyük analarımız, Ramazan boyunca, misafiri az olmayan iftar sofraları için hazırlıklar yaparlardı. Yakın camilerdeki hocalar için minder diktirilir ve ölmüşlerimiz için Kur’an okutulur, hatim indirilirdi... Kadir gecesinde Sultanahmet Camii’ne gidilmezse de dualar muhakkak radyodan, huşu içinde dinlenirdi... Sahurlar da başka bir alemdi. Çocukken bize oruç tutturmazlardı ama gene sahura kalkardık...
Bahşiş toplamaya giderdik
Gençliğimde oruç tutmaya başladım ama itiraf edeyim gurbette oruç tutamadım... Zaman farkından dolayı iftar ve sahur saatlerini tutturamadım.. Oralarda top sesi yoktu, minarelerde ışıklar yoktu. Şimdi artık oruç tutamıyorum, ilaçları aksatmamam gerekiyor.
Fakat şunu söyleyeyim; Ramazan ayı on bir ayın sultanı olduğu kadar bir nefisleri kontrol ayı. Oruç tuttuğum yıllarda büyük huzur duydum... Şimdi bu vecibeyi yerine getiremediğim için Allah beni bağışlasın. Kaza orucu tutmaya ise, artık vaktim de kalmadı..
Eski çocukluğumuzdaki bayramlar özellikle Ramazan “Şeker” Bayramları biz çocuklar için gerçekten bayramdı.. Önce, okulumuz tatildi... Sonra yeni giysiler ve “bahşişler” vardı. Bayram için yeni elbiseler, gömlekler, çoraplar alınırdı.. Bayram sabahı bunları giymek başka bir zevkti!...
Bayramın ilk günü ailenin bütün çocukları topluca aile büyüklerini, ziyarete ellerini öpmeye ve de bahşiş toplamaya giderdik... Bazı büyüklerimiz cömertti... Kağıt paralar, bir liralıklar, beş liralıklar verirlerdi.. “Manda gözü”  denen 25 kuruşlar da alırdık... Ama bahşiş yerine mendil alınca hayal kırıklığına uğrardık...
Eve dönünce “hasılatı” sayar ve birbirimizle karşılaştırırdık!  Ve doğru apartımanın aşağısındaki aktar Yakub’un dükkanına. Nat Pinkerton, Nik Karter, polis romanları fasikülleri ve dergiler almaya! Tabii biz çocuklar bahşiş alırdık ama kapıyı çalan komşu ve mahallenin çocuklarına, postacılara ve bekçilere bahşişler de verilirdi!
Bayramın önemli parçası Alkazar Sinemasına gidip, “on üç kısım tekmili birden” kovboy ve macera filmleri izlemekti.
Bayramın adı “Şeker Bayramı” ya, Hacıbekir’den misafirler için alınan renkli akide şekerlerinden, badem şekerlerinden ve lokumlardan nasibimizi bolca alırdık!
Nerede o eski Ramazanlar ve Bayramlar? Hayatımız gibi, rüzgar gibi geçti.. Tatlı izler bırakarak geçti...
Zamane çocuklarının bizlerin çocukluğumuzda bayramlarda yaşadıklarımızı ve duyduğumuz keyfi aldıklarını sanmıyorum! Bizim çocukluğumuz, bayramlarımız çok daha güzeldi.
Okuyucularımın Ramazan bayramlarını kutluyorum...

 

Sultan Hanım bayram tebriklerini kabul ediyor...
Eski devirlerdeki bir konakta, hanımların bayramlaşmasını Salih Erimez, “Tarihten Çizgiler” adlı albümünde  karikatürize etmiş.
-Cariyeniz Sultan Hanımefendimizin hâkipayine yüz
sürerim...
-Kocasına mesnet kapmak için nerede ise yerlere yatacak.
-Atiye Hanımefendinin göğsündeki Şefkat Nişanını görüyor musunuz? Beyi Hicaz hattı inşaatına memur edileliberi hanım pek gözde.
-Şahver Hanımın libası pek güzel amma başkasının üzerinde olsaydı daha fevkalade
gözükecekti...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş