Eski Ramazanlar, eski bayramlar

Altemur KILIÇ

Çocukken en büyük eğlencelerimiziden biri de bayram yerleriydi. Oralarda da salıncaklar, dönme dolaplar en büyük eğlencemiz olurdu... Gerçi şimde gösteri merkezleri, lunaparklar çok daha eğlenceli ya...


Ramazanlar ve bayramlarda gazetelerde köşelere “Eski Ramazanlar, eski bayramlar” diye yazılar yazmak âdettendir!
Ama dikkat edin; bizler, bizden evvelkilerin yazdıklarının aynını yazmıyoruz. Zaman geçtikçe ayrıntılar değişiyor: Eski, çoğu güzel âdetler kayboluyor, değişiyor... Mesela “Bayramlar”, eskiden, dostlukların tazelendiği, kırgınlıkların giderildiği günlerdi. Bunun için de evlerde ziyaretler, özellikle beklenir, dost-akraba ziyaretleri de, daha fazla bunun içindi! Gidilirdi. Ziyaretlerden hatta sevmediklerinizin, kırgın olduklarınızın ziyaretinden kaçmak ayıp sayılırdı. Ama ya şimdi? Bayram günleri, bu ziyaretlerden “kaçmaya” açıkça vesile sayılıyor. Tabii kapıya gelen bekçilere,  çöpçülere, postacılara, Ramazan davulcularına ve çocuklara bahşiş vermekten kaçmaya da!
Çocuklar için, bayramların, bayram sabahlarının ayrı bir keyfi vardı... Önce alınan bayramlık giysiler, çamaşırlar ortaya çıkar, keyifle giyilirdi. Akraba çocukları toplanır akrabalara el öpmeye, bayram bahşişi toplamaya giderdik... Çoğu bahşişler  madeni paralar, “manda gözü” denen büyük yirmi beşliklerdi!  Ama zengin akrabalar, zarf içinde kâğıt paralar, mendiller verirlerdi... Sade mendil verenlerden pek hoşnut olmazdık! Eve  dönünce, paralarımızı sayar, mukayese ederdik. Paraları alınca ilk işimiz mahallenini aşağısındaki Aktar Yakup’a gidip eski dergi vb. borçlarımızı ödemek, yeni kitap ve dergiler ve çikolata almak olurdu.

Ve Ramazan
Ramazan ayı nasıl bayramın habercisi idiyse, bayramın son günleri de okula dönüşün hüzünlü habercileriydi!
“Ramazan” da biz çocuklar için en önemli olay iftar sofralarıydı... Sofralar; sucuklu yumurta, tarhana çorbası,  kuzu budu tas kebabı (balık olmazdı) kuru fasulye, pilav, turşu, peynir, pide, zeytin, hurma, güllaç ve baklava ile donatılır ve bu arada fakir fukara da unutulmazdı... “Bu kadar fakir fukara varken boğazımızdan geçmiyor.” Yoksul komşulara da iftarlık yollasak... Bunu gizlice yapardık; alanları mahçup etmemek için!..
Eskiden sadece Ramazanlarda değil, fakirlere aş dağıtmak için vakfiyeler tarafından açılan “imarethaneler” -aşevleri- vardı. Ama mesela Fatih Sultan Mehmet’in vasiyet ettiği gibi oraya gelmeye güçleri yetmeyenlere yemekleri gizlice gönderilirdi! Oy ve siyaset için “iftar çadırları da yoktu!” Oraya gelenlerin ağızlarına mikrofon uzatılmaz, iftar yapanlara “İhtiyacımız var da onun için buraya geldik... Allah belediyeden razı olsun” dedirtilmezdi. Sevap da, günah da gizliydi!

Ramazan geceleri
Ramazan geceleri sahur da başka âlemdi. Şehzadebaşı’nda  Karagöz oyunları “temaşa” edilirdi! Evlerde de “kızma birader” gibi oyunlar oynanırdı!
Önce radyo geldi, sonra da TV... TV gelince eski eğlenceler yok oldu, eski keyifler bozuldu... Tek kanalda dansöz oynasın mı, oynarsa çıplak mı oynasın diye hep tartışıldı. Ne garipmiş, ne kadar değişmişiz! Ama hâlâ eskiden kalan bazı şeyler, âdetler var... Bunlar da sonra ortadan kalkar mı dersiniz? Eski  Ramazanları, bayramları hayal
etmek cihana değiyor!

NOT:
Bütün okuyucularımın Ramazan Bayramı’nı kutlarım.

 

FIKRA
Eskilerde Ramazanlarda iftar saatinden önce açıkta oruç bozmak resmen, şer’en, kanunen yasaktı! Zaptiyeler Bektaşi Babası’nı tutmuşlar “Vay alenen naksı siyam” (oruç bozmak) diye götürüyorlar.. Baba, “Erenler” demiş “Ramazanlar gelir gider ama ben bir gidersem bir daha gelmem!”
Bir Ramazan fıkrası da Temel’den; Temel köyde imamlık yapıyomuş. İftar saati yaklaşmış. Bütün köylü de oturmuş iftar açmak ezanı bekliyomuş. Temel çıkmış minareye:
- Allahuekber Allahuekber...
Köylü Temel’in sesini duyunca bismillah deyip oruçlarını açmışlar.
Biraz sonra minareden Temel’in sesi gelmiş
- Allahuekber Allahuekber ses deneme 1-2-3 ses deneme!!!


ÖZDEYİŞ
Perşembenin geleceği çarşambadan, bayramın geleceği ramazandan
bellidir.
Deliye her gün bayram.
Bayram haftası-mangal tahtası.
Her gün bayram olsa.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş