"Eski Türk Edebiyatı Sempozyumu"

A+A-
Ahmet SEVGİ

“Eski Türk Edebiyatı”  tabiri Türk edebiyatının en uzun dönemine verilen addır. 13. asırdan 19. yüzyıl ortalarına kadar yaklaşık 600 yıl boyunca Türk milletinin duygu ve düşüncelerine tercüman olan Eski Türk Edebiyatı, maalesef  Tanzimat’tan sonra Yeni Türk Edebiyatı’nı benimsetebilmek adına kötülenmiş, ders kitaplarına çarpıtılarak yansıtılmış hatta Yeni Edebiyat’ın yerleşebilmesi için Eski Edebiyat’ın yıkılması gerektiği fikri devrin ileri gelen edebiyatçıları tarafından açık açık dillendirilmiştir. Şu sözler Nurullah Ataç’a âittir:
“Kapatmalıyız artık o edebiyatı, büsbütün bırakmalıyız, unutmalıyız, öğretmemeliyiz çocuklarımıza...”
Memnuniyetle belirtmeliyiz ki üniversite sayısının artmasıyla birlikte yeni öğretim elemanları alınmış böylece de araştırmaların ve bilimsel etkinliklerin sayısında gözle görülür bir artış olmuştur. Bence bu olumlu süreçten en kârlı çıkan alan  “Eski Türk Edebiyatı”  olmuştur. Geçen hafta (15-16 Mayıs 2009) Adıyaman Üniversitesi’nce gerçekleştirilen  “Ulusal Eski Türk Edebiyatı Sempozyumu” nda yapılan konuşmalar ve sunulan bildirilerde bunu açıkça gördük.
Adıyaman Üniversitesi’nin genç rektörü Prof. Dr. Mustafa Gündüz Bey; şunları söyledi:
“En genç üniversitelerden biri olan Adıyaman Üniversitesi, evrensel temel işlevlere yönelik etkinlikleri de yerine getirmektedir. Henüz ikinci kuruluş yılında iki uluslararası ve iki de ulusal sempozyum düzenlemiş olan Adıyaman Üniversitesi, ülkemizin çeşitli üniversitelerinden çok saygın bilim adamlarının katılımıyla ” Ulusal Eski Türk Edebiyatı Sempozyumu “nu da gerçekleştirmektedir.”
“Eski Türk Edebiyatı Sempozyumu” nda 70 bildiri sunuldu. Söz konusu bildiri özetlerinden sunacağımız şu bir-iki örnek sempozyum hakkında sanırım bir fikir verecektir:
“Türk üniversitelerinde okutulan Eski Türk Edebiyatı derslerinin muhtevası, genel olarak Osmanlı siyasî anlayışına göre şekillenmiş olup aynı dil ve estetik yapı içerisinde, benzer eserler veren Osmanlı dışındaki diğer Türk devlet ve hanedanlarını dışlayıcı karakterdedir. Oysa bu edebiyatın sınırlarını çizerken Türkçeyle yazılmış ve klasik Türk edebiyatının da dâhil olduğu ” Türk-İslâm “ edebiyatlarının ortak kültürel birikimini ve estetik tavrını yansıtan Türkçe eserleri ve Türkçe eserler vermiş şahsiyetleri de düşünmek gerekir.” (Prof. Dr. Ali Fuat Bilkan)
“Divan Edebiyatının önemli konularından biri de metin şerhi meselesidir. Özellikle metin şerhlerinde ortak bir yaklaşım biçimi ve metodun olmayışı birçok araştırmacıyı yeni arayışlara yöneltmiştir.” (Dr. Ömer İnce)
“16. yüzyıl şair ve nâsirlerimizden Gelibolulu Mustafa Âlî velût bir yazardır. Başta tarih ve edebiyat olmak üzere ahlâk, siyaset ve âdâba dair 70’in üzerinde eser kaleme almıştır. Bunlardan ” Tuhfetü’l-Uşşak “ adlı mesnevisinin tek nüshası biliniyordu. Yaptığımız araştırmalarda Konya Bölge Yazma Eserler Kütüphanesi’nde yeni bir nüshasına daha tesadüf ettik.” (Prof. Dr. Ahmet Habip)  
Sempozyum, panel ve kongre gibi bilimsel etkinliklerin faydalı yönlerinden biri de şüphesiz hocaların birbirleriyle görüşüp tanışmaları, yaptıkları çalışmalar hakkında görüş alış verişinde bulunmalarıdır. Sunulan bildirilerin ve yapılan konuşmaların bir an önce kitaplaştırılması da tabii ki çok önemlidir. Rektör beyin sempozyum bildirilerinin bir-iki ay içinde kitaplaştırılacağına dair ifadesini bir taahhüt kabul ediyor böyle güzel bir toplantıya ev sahipliği yapan Adıyaman Üniversitesi’nin misafirperver öğretim elemanlarına teşekkür ediyoruz...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları