Eşkıyabaşı Öcalan nam-ı diğer Sayın Başkan Apo

A+A-
Altemur KILIÇ

“Cumhurbaşkanı Gül ve Başbakan Erdoğan’ın aşiret ağası Barzani’nin huzuruna gitmelerinin söz konusu olduğu” haberi üzerine; önceki gün, şöyle yazmıştın: “O Barzani ki, bir zamanlar muhatabı Silopi Kaymakamı idi... Peşmergelerinin postallarını biz verirdik... Adam, nerden nereye, nasıl ve kimler tarafından getirildi? Sadece bu ayrı bir gaflet öyküsü!” Şimdi haber veriliyor ki TC Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Barzani’nin huzuruna, Erbil’e, “cidden ve de resmen” gidecekmiş. Gafletten öte bir şey: Koca Türkiye Cumhuriyeti’nin şimdi “hasbelkader” Atatürk’ün makamında oturan Başkanı, Barzani’nin huzuruna terörle mücadelede yardım istemeye gidecek... Erivan’a, Arap Kralı’nın huzuruna da gitti ya, elbette, aslında Türk olan, fakat “işgal altındaki” Erbil’e de gider!
Gül’ün, Erdoğan’ın işleri, maksatları, “ticaret” olunca, böylesine takıntıları yok!
Ama “Devlet adamı” olmasalar da, en azından bir “kâr-zarar” hesabı yapmaları gerekir. Eğer bütün gerçeklere Barzani ve Talabani’nin, önceden söylediklerine bakıp bu adamların  “Büyük Kürdistan” dan vazgeçeceklerini ve PKK ile mücadele edeceklerine ve bununla birlikte DTP’lilerin de, aslında TBMM’de temsil ettikleri PKK ile mücadele edeceklerine, gerçekten inanıyorlarsa, bu kişiler Türkiye’yi idare etmeye ehil değildirler!  
Zira besbelli, hepsinin bugünkü iktidarla çakışan amaçları, TC’nin, teröristlerle aynı  “barışçı çözüm” masasına oturtmak ve maalesef, son günlerde TSK’yı yıpratmak operasyonları da bu maksada hizmet ediyor. Sözde “aydınlar” -yalaka köşe yazarları korosuyla birlikte gittikçe daha pervasızca yükselen söz şu: “Madem ki PKK ile -terörle- silahla mücadele etmek mümkün olmuyor, sorunu masada çözmeliyiz.” Zaten, AB ve ABD’nin de istediği bu! Ama bu “çözüm” Türkiye’nin “çözülmesi” olacakmış. Ne gam!


Apo anahtarı
Ve bu bağlamda bu tarz “çözüm” için, bir başka “anahtar” gündemde: PKK’yı İmralı’dan yöneten eşkıyabaşı, “Sayın Apo”yu da “kullanmak”. “Cidden ve resmen” düşünülmekte bu, yeni de değil. Öteden beri, istihbarat kurumlarında, hatta hükümette önemli mevkilerde bulunan, “barışçı çözüm” yanlısı bazı belli kişilerin, Apo ile konuştukları ve ondan yardım istedikleri, malum! Apo -terörü başlatan adam, hücresinden “kaşına kaşına” bunları doğruluyor. “Barışçı çözüm” ve  “federasyon” öneriyor... Tıpkı bizim bazılarımız gibi!..


Generaller 
Bu gaflete, komutanları da bulaştırmak istiyorlar: Ben, yakından biliyorum ki, şimdiye dek, hiçbir Türk generali, subayı, Apo ile ve ondan yardım istemek için konuşmamıştır... Ama görev icabı, onu İmralı’da sorgulamak için konuşan komutanlar olmuştur! Türk Genelkurmayı, bir eşkıyadan yardım istemez ve onunla aynı masaya bile oturmaz!
Kişisel bir anım: Hüküm akşamı Mudanya’da yemek yerken, yüksek rütbede bir subaya, “Göreceksiniz, bu hükmü infaz etmeyecekler” diye yakınmıştım! O da “Hiç böyle şey olur mu?” diye cevap vermişti! Bu endişemi, Apo’nun idam edilmemesinin büyük bir gaflet olacağını, hüküm verildikten hemen sonra, İmralı Rıhtımı’nda TV kameraları önünde ifade ettim ve sonra da yazdım! Hatta Apo, “Katil, canı” diye yazmam üzerine beni hücresinden mahkemeye verdi, Bakırköy Cumhuriyet Savcısı da bana “Davacı Abdullah Öcalan-sanık Altemur Kılıç” kaydıyla celp gönderdi!
APO’nun idam cezası Yargıtay tarafından tasdik edildiği halde, “hüküm” yasalara ve teamüle rağmen, Ecevit koalisyon hükümeti tarafından (Bahçeli de Başbakan Yardımcısı’ydı) rafa kaldırıldı ve “infaz edilmedi”!
O zaman sınıf arkadaşım rahmetli Ecevit’e, “Neden” diye sormuştum. Âdeti veçhile, boynunu bükerek; “Rahşan ve ben idam cezasına karşıyız” dedi. Ama anlaşılıyor ki Apo’nun gerektiği gibi idam edilmemesinin arkasında başka hesaplar varmış:
ABD’nin, “ileride bizim işimize yarar” baskısı... Dünya kamuoyunda kötü görünmemek endişesi ve de “Apo’yu teröre karşı kullanırız” hesabı!..
Ecevit, gene o zaman bana, aynen; “Adamı öyle bir çelik konserve içine koyacağız ki, bir daha kımıldayamayacak” demişti! Ne var ki, adam konserve kutusundan, kıpır kıpır çıktı, hücresinde, bakım ve itina içinde yaşıyor ve Türkiye’nin geleceği hususunda söz sahibi ve affı bekliyor. Türkiye mi onu kullanacak yoksa o mu Türk devletini? Binmişiz bir alamete gafletlerden gafletlere gidiyoruz! 

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları