Esselâmünaleyküm kaos

Haydar ÇAKMAK

Wikleaks Belgeleri meyvelerini vermeye başlamıştır. Amerikan-İsrail tasarımı olan “Büyük Orta Doğu” Projesinin gerçekleştirilmesi için anlaşılan düğmeye basılmıştır. Bu Wikleaks ne hikmetse hep ABD’nin çıkarına hizmet etmektedir. Büyük bir tantana ile ABD gizli belgelerinin iradesi dışı dünya kamuoyuna ifşa edileceği ve bundan ABD’nin büyük zarar göreceği ve dostlarıyla aralarının açılacağı gibi bir sürü olumsuz gelişme beklenirken birden ABD ve İsrail’in planladığı Büyük Orta Doğu Projesi, resmi adıyla Genişletilmiş Orta Doğu ve Kuzey Afrika Girişimi’nin hayata geçirilişine şahit oluyoruz. BOP bilindiği gibi genelde İslam, özelde de Arap ülkelerini kendi çıkarlarına daha uygun bir şekle dönüştürmeyi ve dizayn etmeyi amaçlamaktadır.
Büyük Orta Doğu Projesi kısaca, ABD’nin Kuzey Afrika’dan başlayarak Fas, Moritanya,  Orta Asya ve Moğolistan,  Kafkasya ve Türkiye,  Arap Dünyası’ndan Somali’ye kadar uzanan bir coğrafyada yer alan tamamına yakını anti demokratik ülkelerden oluşan, ülkelere yönelik siyasi, hukuki, ekonomik, sosyal ve güvenlik boyutlarını içeren kapsamlı bir “İslam coğrafyası” dönüşüm stratejisi olup, bu alanlarda uzun vadeli bir değişimi hedeflemektedir. ABD’nin Donald Rumsfeld, Dick Cheney, Paul Wolfowitz, Richard Perle ve William Kristol gibi hegemonyacı-milliyetçi Amerikancı yöneticileri öncülüğünde, 1997’de oluşturduğu ‘Yeni Amerikan Yüzyılı Projesi’nin (PNAC) bir alt unsurudur.
Wikleaks belgesinde Tunus lideri ve eşinin rüşvet ve yolsuzluk bilgilerinin yayınlanması üzerine halk galeyana geliyor ve sokağa dökülüyor ve diktatör kaçıyor. Ne kadar devrimci-ideolojik ve  romantik bir öykü. Bu öykü şimdi Mısır’da sahneleniyor, daha sonra yukarıda not ettiğimiz coğrafyalarda oynandığını göreceğiz. Hiç şüphe yok ki bu diktatörlerin gitmesi gerekir. Ancak bunlar eskidi yeni ABD bağımlısı diktatörlerle değiştirerek değil. Bu sömürülen halklar eskilerin yenilerle değiştirilmesini değil, gerçek anlamda insan onuruna yakışan çoğulcu bir demokrasi istemektedir. Halkın ve ülkenin çıkarlarına, hukukun üstünlüğüne, çağdaş normlara uygun, eşitlik, özgürlük ve adaletin olduğu bir yönetim ve bu değerlere bağlı yöneticiler arzulamaktadır.
Mısır hem Arap ve İslam dünyası için hem de İsrail ve Batı dünyası için çok önemli bir ülkedir. Bu nedenle Mısır’ın başına kimin geçeceğine halkın karar vermesine ABD, İsrail ve Suudi-Arabistan gibi ülkeler izin vermez. Mısır’ın yönetimi denge rolünü devam ettirecek bir kişi veya kişilere bırakılacaktır. Mısır sosyo-ekonomik açıdan da tehlikeli bir denge üzerindedir. Kendilerini Romalıların soyundan sayan batı ve İsrail destekli yüzde on civarında Hıristiyan Kıptiler, Müslüman Kardeşler örgütü, Nasır, Enver Sedat ve Mübarek döneminde oluşan laik, çağdaş, eğitimli ve ekonomileri düzgün bir elit sınıf, gerçek anlamda yoksul bir tabaka ve kendi kaderine terk edilmiş kırsaldaki Mısırlılar ile yoksul, orta sınıf ve kırsalda yetişen ve sistemden yırtarak iyi eğitim almış ve halkın sorunlarıyla ilgilenen sayısı az ama etkili eğitimli bir grup. Bu gruplar kendi aralarında ciddi sorunlar yaşamaktadırlar, tek isim üzerinde anlaşmaları mümkün değildir.Birleşmiş Milletler uluslar arası Atom Enerjisi Kurumu eski başkanı Muhammed Al Baradey en güçlü aday olarak görülmektedir. ABD, İsrail ve Suudiler ile iyi ilişkilere sahiptir, bir denge unsuru olabilir. Geçici bir yönetim kurulur onun başına getirilir veya yönetimde önemli bir rol verilir ve seçimlerde eğer olursa tabiî ki halk kimi istiyorsa onu seçer. Mısır üzerinde etkisi olan ülkeler çok dikkatli davranmak zorundadır. Zira yaklaşık 80 milyon nüfusu olan ve karmaşık bir sosyal ve  kültürel yapıya sahip ülkenin karışması çok sayıda Arap ülkesini olumsuz etkileme gücüne sahiptir. Bu durumda bölgede ciddi bir kaos yaratır.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş