Et ithalatı ile vatandaş mı vurguncu mu korunacak?

İsrafil K.KUMBASAR
Uzun süredir, yerli üreticinin ‘normal fiyatının altında’ satılmasından şikayetçi olduğu et ürünlerine son bir ay içinde sanki ‘sihirli bir el’ değdi.
Et fiyatları bir anda ‘uçuşa’ geçti.
Öyle ki dana etinin kilosu, bazı bölgelerde neredeyse ‘40 liraya’ kadar dayandı.
Peki mevcut ‘de facto’ konumunu ‘Başkanlık’ sıfatı ile taçlandırmak isteyen “Son Padişah”, (!) halkını keriz yerine koyan bu duruma seyirci kalır mı?
Tabii ki kalmaz.
- “Bana güvenip oy veren bu asil halkımı kimselere kazıklatmam, sorumlular her kimse elaleme ibret için Kızılay meydanında asarım” diye kükreyip, derhal vaziyete el koydu.
Kurduğu özel denetim timine, “Tiz ola marketlerden biftek, bonfile, kuşbaşı, kıyma, kemikli et fiyatlarını ala, hava kararmadan bir rapor halinde tarafıma ulaştırasınız” komutunu verdi.
Ertesi günü medyanın karşısına geçti:
- “Amacım halkımın ucuz et ve et ürünlerine ulaşması. Fiyatlar belli bir yere çekiliyor. Halkım bundan çok memnun olacaktır.”
Bu sözleri duyan bazı safdiller sanıyor ki, çok hürmetli sultanımız, ‘crema’ taifesinin şatafatlı sofralarından başını kaldırıp, kendini halkının meselelerini çözmeye verdi.
Aylardan beri ‘kursaklarına bir gram dahi et girmeyen’ fakir fukaranın halini düşünmeye başladı.
Acaba gerçekten öyle mi, yoksa işin içinde ‘başka bir iş’ mi var?
***
Kendi ülkesini, kendi halkını düşünen icra makamındaki bir kişi ne yapar?
Önce piyasayı topyekun ‘özel bir mercek’ altına alır, fiyatların neden böyle birdenbire ‘aşırı bir şekilde’ yükselmeye başladığının perde arkasını araştırır, ‘çevrilen dolapları’ ortaya çıkarır, spekülasyon yaparak ‘vurgun vurmaya’ çalışan aracıları birer birer tespit edip çanlarına ot tıkar.
Sonra yerli üreticiyi ‘teşvikler’ ve ‘krediler’ile destekleyerek, gerekli kolaylıkları sağlayarak büyük ve küçükbaş hayvan varlığının ‘artırılmasına’ önayak olur.
Nihayet, piyasadaki üreticiden perakende satış tezgahlarına kadar olan süreci ‘sıkı bir denetim’ altına alarak, ‘aracıların’ sayısını mümkün olduğu kadar azaltarak, fiyatların ‘makul düzeyde’ seyretmesini sağlar.
Böylelikle hem aylardan beri evine et götüremeyen ‘tüketiciyi’, hem de beslediği hayvanı yok pahasına elden çıkaran ‘üreticiyi’ korumuş olur.
Ama son padişah hazretleri ne yapıyor?
‘İthalatı’ serbest bırakıyor.
Daha 10 yıl önce et üretiminde ‘kendi kendine yeterli’ ülkelerden biri olarak gösterilen Türkiye’nin geldiği noktaya bakar mısınız?
***
Peki, et ithalatını kimler, nasıl yapacak?
Devlet Bakanı Zafer Çağlayan, fiyatlardaki artışın önüne geçmek amacıyla Et ve Balık Kurumu’na et ithalatı yapma yetkisi verildiğini açıkladı.
Açıklamayı tersinden şöyle okuyabilirsiniz:
- “Hükümetin kontrolündeki Et ve Balık Kurumu’nun belirleyeceği şirketler ve kişiler dışındakiler ithalat yapamayacak.”
Et ithalatı ile ‘yerli hayvancılık’ tamamen bitirilecekmiş, ette ‘dışarıya bağımlı’ hale gelinecekmiş, ‘ne olduğu belirsiz’ ve de ‘kalitesiz’ etler ile insanların sağlığı tehlikeye atılacakmış, hiç ama hiç önemi yok.
Yeter ki birilerine yeni kazanç alanı açılsın.
İktidarın başı ile yakın işbirliği içerisinde olan birileri, kendilerine sağlanacak olan ‘kişiye özel’ kolaylıklar sayesinde dışarıdan et ithal edip köşeyi dönecek.
Kasaplardan, marketlerden aldığınız ‘her bir gram’ et için ödeyeceğiniz para, ‘elin gavurunun’ cebine girecek.
Güzel yurdumun hayvancılık ile geçinen insanları da yine ‘avuçlarını’ yalayacak.
  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş