Etnik sorun zorlaması (2)

A+A-
Mustafa ERKAL

Günümüzde “Hak ve imtiyaz verirsen birlik sağlanır, terör daha fazla demokrasi ile çözülür”, “Usandık; o halde taviz verelim” anlayışı maalesef çözüm zannedilmektedir. Devlet adamlığı ile bağdaşmayan örnekler sergilenmektedir. Böyle bir yaklaşımla terör son on senedir daha fazla azdırılmış, muhatap alınmıştır. “Daha fazla terör, daha fazla hak” anlayışı, beklentisi ve tavizcilik ülkeyi yangın yerine çevirmiş, adeta açık artırmaya çıkarmış, dün Anadolu’dan kovduğumuz emperyalist ülkelerin iştahını kabartmıştır.
Çözüm; farklılıkların yaratılması ve kutsallaştırılmasında değil; milli devlet, üniter yapı ve ortak mutabakatların geliştirilmesindedir. Hiçbir ciddi devlet egemenliğini paylaştırmaz, eğitim ve öğretim dilini çoğulcu kılmaz. Meselâ, ABD’de yüzyıllardır süren WASP (Beyaz- Anglosakson- Protestan) egemenliği çatırdamasına, çok etnikli, çok kültürlü göçmen nüfusun ABD’yi WASP niteliğinden oldukça uzaklaştırmış olmasına rağmen, İngilizce milli birliğin ve Amerikan kimliğinin en önemli güvencesi olmuş ve olmaya devam etmektedir. Yaygın kanaate göre, İngilizce sosyal hareketlilik sağlamakta, milli birlik ve bütünlüğü perçinlemektedir.


Mahalli diller üzerinden ırkçılık
Carter’in baş danışmanı Z. Brzezinski “Kontrolden Çıkmış Dünya” isimli kitabında Amerikan toplumu için Beyaz- Anglosakson-Protestan hakim kültürü ve kimliği dışında herhangi bir kültürel farklılığa ve kimliğe müsaade edilemeyeceğini, aksi takdirde Amerikan toplumunun parçalanabileceğini belirtiyor. İçerideki işbirlikçiler ve sözde dost ve müttefiklerimiz ise Türk Milletinin birbirine ötekileştirilmesini, insanların birbirinden soğutulmasını ve etnik ırkçılığı demokratikleşmede bir çözüm olarak tavsiye ediyorlar. Bize uymayan etnik çatışma ve çok kültürlülük ortamına sokulmak isteniyoruz. Çok kültürlülük modelinden bunalan bazı Avrupa ülkeleri ondan uzaklaşıyor.
Almanya da konuya bakış bakımından ABD’den farklı değildir. “En iyi entegrasyon asimilasyondur” diyen, “herkesin anadili Almanca olmalıdır” beyanatı veren Alman siyasetçiler ve yetkililer unutulmamıştır. Kamusal alanlarda Almanca dışında dillerin kullanılması yasaklanmakta ve yadırganmaktadır. Bir ara Hollanda’da Türkçe öğreniminin -eğitiminin değil- ülkede sosyal bütünleşmeyi zayıflatacağı endişesiyle yasaklandığı da bilinmektedir. Orta Avrupa’daki bazı ülkeler milli dil dışındaki dillerin kullanımına yasaklar koymakta ve hatta cezalar getirmektedirler. Fransa bu alanda oldukça hassas davranmakta, milletlerarası ticari ve şirket sözleşmelerinde önce Fransızca metne yer vermeyi zorunlu kılmaktadır. Mahkemelerde yabancı kaynaklı nüfusun Fransızca dışı dil kullanması yasaklanmaktadır. Fransız Anayasa Konseyi bir ara Korsika’ya özel statü tanıyan yasanın iptali ile ilgili kararında bütün Fransız vatandaşlarından oluşan ‘Fransız Halkı Kavramı’nın değiştirilmesine imkan vermemiş, ‘Korsika Halkı Kavramı’nı reddetmiştir.
Hiçbir ciddi devlet ufalanmaya, demokratikleşme adı altında etnik dilimlere bölünmeye müsaade etmemektedir. Avrupa hukukunu oluşturan Paris Şartı, 1948 tarihli İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ve AGİT (Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı) ve diğer belgelerde hiçbir fert veya gruba mensub olduğu milli devletle savaşma, ülkenin toprak bütünlüğünü hedef alma hakkı verilmemektedir. Bütün kaynaklar ırkçılığı, etnik ayrımcılığı ve terörizmi kınamaktadır. Konu İspanya olunca herkes terörü ve etnik ayrımcılığı kınamakta birleşmektedir. Hatta Fransa gibi ülkeler İspanya ile birlikte terör örgütüne karşı mücadele etmektedir. Sadece Türkiye’ye “böl ve ufalan ki demokratikleşesin” şeklinde garip tavsiyeler yapılmakta ve bazı siyasetçiler ve yayın organları dağılmanın taşeronu olarak kullanılmaktadır. Türkiye’de mahalli diller pazarı kurulmakta, aslında hiç de rahatsız olmadığımız mahalli diller üzerinden ırkçılık yapılmaktadır. Türkçe’nin önüne sözde rakip mahalli diller çıkarılmaktadır.
Mahalli dillerin ne yasaklanması, ne de bunları kullanarak milli devlet ve üniter yapıdan uzaklaşılması bir çözüm olabilir. Milli devlet reddedilerek daha ileri bir demokrasi kurulamaz. Demokratik devlet milli devlet olduğu takdirde geçerli olabilir. Milli devletin gerçekleşmediği bir yapıda demokratik devleti ve demokrasiyi tartışmak gökyüzünde şato kurmaktır. Milletleşme olmadan demokrasi de yaşatılamaz. Demokrasi milli devleti açık artırmaya çıkarmak için bir araç değildir. Milli ordusuz da demokrasi olmaz. Demokratikleşme ile etnik ırkçılık, ayrı millet ve ayrı egemenlik talepleri bağdaşmaz. AB uyum yasalarının kabulünden, TRT6’nın yayına başlamasından ve hürriyetlerin genişletilmesinden sonra kültürel haklar şeklindeki bir talebin de anlamı kalmamıştır. Zaten istenen de o değildir.


Mücadele müzakereyle yıpratılmaz
Şehirden şehre değişen Kürtçe’yi seçimlik ders yaparak mahallilikten milliliğe yükseltmek, siyasi malzeme yaparak devletleştirmek, mahalli dil üzerinden ırkçılığa imkan tanımak bilimsellik ve akılla bağdaşabilir mi? Kürtçe bilmeyenlere Türk Milli Eğitimi İngilizce, Fransızca, Almanca gibi Kürtçeyi de mi öğretecektir? Bunun hangi pratik değeri vardır?
Terörün çözümü Irak’ın kuzeyindeyken Barzani’ye kol kanat germek, hatta örgüte karşı ondan destek beklemek, Kandil’e ve Irak’ın Kuzeyine müdahaleyi ve istihbaratı ABD’nin insafına bırakmak çözüm oldu mu? Sınır karakolları sürekli saldırıya uğramaktadır.
Türkiye, NATO ve ABD’nin isteğiyle birçok ülkeye asker göndermiştir. Ancak, burnunun dibindeki Kandil’e müdahale ettirilmemesi düşündürücüdür.
Irak’ın toprak bütünlüğünü göz ardı eden ve Irak’ı parçalayan bir süreç desteklenir mi? Aynı şey bugün Suriye için geçerli değil mi? Irak’ın kuzeyindeki kukla devlete ekonomik bağımsızlık imkanı sağlayacak boru hattı ve Ceyhan’da rafineri ve tesisler kurmasına ortak olma ayıbı terk edilecek midir?
Terörle mücadele kararlılıkla sürdürülebilir. Mücadele, müzakere ile yıpratılmaz. Silah bırakmamış bir terör örgütü ile doğrudan veya dolaylı müzakere yapmak çözüm olamaz. Hem müzakere yapacaksınız hem de sıkışınca inkar edeceksiniz. Bu ciddi devlet adamlığı ile bağdaşır mı?
ABD’nin zoru ve arabuluculuğu ile Oslo’daki gizli görüşmelerde verilen tavizlerle terörle mücadele yapılabilir mi? Böyle bir süreçte siyasi partilerin bir araya gelmesi neyi ifade eder? Oslo’da verilen tavizler açıklanmadığı sürece açık rejim ve demokrasi gölgelenecektir. Oslo’daki antlaşma neden MHP’ye dayatılır? Bölgede terörle mücadele edenlerin “Savaş Suçlusu”  sayılacağı doğru mudur? Terörle mücadele edenlerle mücadele kime hizmettir?


Milli iradeye saygılı bir siyasi tavır
Farklılıklar zenginlik ise; bunun ancak her ciddi milli devlet için milli bütünlük içinde anlam taşıyacağı göz ardı edilemez. Milli birlik ve bütünlüğün değil de sadece parçanın hesaba katıldığı bir anlayış farklılıkları zenginlik kılamaz.
Türk Milleti ve milletleşme süreci farklılıkların üstündeki birliktelik, ortak ve birlikte yaşama iradesi ve kararıdır.
Demokrasi her türlü ırkçılığa karşı olduğu gibi etnik ırkçılıkla da uyuşmaz. Etnik ırkçılık yoluyla etnik tuzağa düşülmemelidir.
İstihdam yaratmaktan uzak Bölge Kalkınma Ajansları, başkanlık sistemi ile uyuşan eyalet sistemi, merkezi milli devleti ortadan kaldıracak dikta ve baskı yönetimlerine yol açacak bir model çözüm olamaz.
Belediyeler üzerinden gerçekleştirilecek bölgesel özerklik talepleri ve mahalli idarelerin güçlendirilmesi örtüsü altına gizlenen çarpık anlayışla devletin çözülmesi, sonlandırılması ve tanınmaz hale getirilmesi bir çözüm olabilir mi?
Halkın eğilimini temsil etmeyen, yapılan araştırmalarla da ters düşen, marjinal görüş ve çevrelerin dış baskıların, terörü kullanan çevrelerin talep ve isteklerini kabul terörle mücadele olamaz.
Çözüm, “silâhsız, terörsüz taleplere evet, silâhlı teröre hayır”/ dan geçmez. Hedef, aynı olduktan sonra ne değişir ki? Bölücü ve ırkçı terör, sınırlarınızı tartışan ve egemenliğinizi paylaşmak isteyen, dıştan da desteklenen bir hareket olarak daha fazla demokrasi ile çözülemez.
Çözüm, ciddi devlet adamlığındadır. Ciddi meseleleri, gayri-ciddi sözde gazeteci taşeronlar ve malum danışmanlar kullanarak ayağa düşürmemektedir. İktidar gücünü ve siyasi meşruiyeti dışarıda arayıp dış kaynaklı sivil darbelere geçit vermemektedir.
Çözüm, TC vatandaşlığını reddedenlere, yeni sınırlar çizmeye hazır olanlara imtiyaz tanımak ve “pozitif ayrımcılık” tan geçmez.
Çözüm, Türkiye sınırları içinde değil; becerebiliyorsanız Irak’ın kuzeyindedir. Terör sorunu Irak’ın kuzeyinde halledilebilir. Biz tersini yaptık; Irak’ın kuzeyini güçlendirdik; milliyetsiz sermayemizi oraya yığdık; elektrik satmaya devam ettik; Barzani şirketlerine özgürlük tanıdık; hava ulaşımına imkan verdik, Kuzey Irak yönetimini muhatap kabul ettik. Tatilya Eğlence Merkezini Erbil’e götürdük. Kerkük’de değil; Erbil’de konsolosluk açtık.
Çözüm, etnik merkezli, her şeyi etnik gözlükle gören taassuptan, ırkçılıktan uzaklaşmadadır. Bunu teşvik etmemektedir.
Çözüm, hukuk devletini işletebilmekte ve yasaları hakim kılabilmektedir. Af yasaları hiçbir zaman çözüm olmamıştır. Devlete meydan okuyanlara ne yapılabilmiştir?
Çözüm, dış politikayı ülke içi güç mücadelesi olarak görmemektedir. Dış politikayı müttefiklere havale etmemektedir.
Çözüm, milli kimliği etnik gruplardan biri gibi kabul etmemektedir.
Resmi kanaldan vatandaşları birbirine ötekileştirmenin, kin ve nefret tohumları ekmenin demokratikleşme ile ilgisi olamaz. Dünyada böyle ciddi bir örnek var mı? Şehitlerimize saygılı olalım. Onları teröristlerle bir tutmayalım. 
Çözüm, gerektiğinde Habur kapısını kapatabilmekte ve Ovacık kapısını açabilmekteydi. Biz ise tersini yaptık, Irak’ın Kuzey’ine hava sahasını açarak; sivil uçuşlara imkan verdik. Habur’da örgüt üyelerinin karşılanışı ve yargılanmasındaki utanç verici uygulamalar aslında terörü teşviktir ve çözüm olmaktan uzaktır.
Çözüm, Türkiye’nin hayali AB sürecini gözden geçirip; ülke çıkarlarını korumaktadır. Dondurulmuşa benzeyen AB-Türkiye ilişkileri Türkiye için iç ve dış güvenlik sorunu haline gelmiştir.
Çözüm, ABD ile olan ilişkileri bugünkü utanç verici noktadan çıkarabilmek, caydırıcı olabilmek, milli iradeye saygılı bir siyasi tavır ortaya koyabilmektedir.
Çözüm, karmaşık sınır boyunu düzeltmek ve Irak’ın kuzeyinde tampon bölge oluşturabilmek için sözde müttefiklerimizi caydırıcı ve ikna edici olabilmektedir.
Çözüm, terörle mücadelede en tecrübeli birimler olan Jandarma Genel Komutanlığı ve KKK Komando birliklerinin önü açılmalı, Jandarma garip ve anlaşılmaz tartışmaların konusu yapılmamalıdır. 
Çözüm, Terörle Mücadele Kanunu’nun bazı maddelerinin değiştirilmesindedir.
Çözüm, milli devlet ve Cumhuriyet açılımları yapabilmektedir.
Çözüm, Ülkeyi açık arttırmaya çıkarmış gibi bir görüntü vermekte değil; Türkiye’nin Ankara’dan yönetilmesindedir.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları