"Evcilleşen ordu" neden direnemedi sorusuna gelen cevap: Necdet Özel dir

A+A-
Ahmet TAKAN

Yüksek Askeri Şura toplantısında alınan kararlar “şu” veya “bu” şekilde taraflarca yorumlandı. En ilgi çekici yorumu ise şura öncesinde Tayyip Erdoğan ve Genelkurmay Başkanlığı’nın kafasının üstüne beyzbol sopası sallayan ABD’nin New York Times gazetesi yaptı.
 “Evcilleşen ordu” ...
Buradan çıkarılabilecek tüm mana ve yorumları size bırakıyorum.
Herhalde, bu da ABD’de yaklaşan seçim öncesinde Obama’yı zor durumda bırakmak için yayınlanmış bir haberdir!..
Her gün onlarca şehit verirken bu habere cevap veremeyenleri ise yüce Rabbime havale ediyorum.
YAŞ kararlarına daha gerçekçi yaklaşabilmek adına, konunun gerçek uzmanlarından biri olan Milli Savunma Bakanlığı Genel Sekreteri olarak görev yapmış ve bu işlerin iç yüzünü bilen emekli kurmay Albay Ümit Yalım ile konuştum. Yalım’a emeklilikleri ve terfileri sordum. İlk tespit çok dikkat çekici;
 “YAŞ Kanunu’na göre, Başbakan, Genelkurmay Başkanı ve Milli Savunma Bakanı ile birlikte her Orgeneral/Oramiral’in bir oy hakkı var. Yani, terfi, uzatma ve emeklilik konularında oy çoğunluğu asker üyelerde. Ancak kanunda gözükmemekle birlikte Başbakan’ın elinde çok önemli bir koz var. O da imza yetkisi. Başbakan’ın imzalamadığı şura kararı geçerli değil. Şura sonucunda, halen yargılaması devam eden 40 general ve amiral emekliye sevk edildi. Demek ki YAŞ’ın asker üyeleri Tayyip Erdoğan’a direnemedi.”
-Asker üyeler direnseydi ne olurdu?
 “Tayyip Erdoğan 2010 YAŞ’ında imza kozunu açık bir şekilde kullandı ve Şura’yı istediği gibi şekillendirdi. Asker üyeler 2012 YAŞ’ında direnseydi, Tayyip Erdoğan imza kozunu kullanabilir, YAŞ kararlarını imzalamaz ve 1 Eylül 2012 tarihini bekleyebilirdi. Bu durumda, Genelkurmay Başkanı Necdet Özel, K.K.K. Hayri Kıvrıkoğlu, Harp Akademileri Komutanı Aslan Güner ile birlikte rütbe ve bekleme sürelerini dolduran ve temditli olan yaklaşık 118 general ve amiral (sivil mahkemelerde yargılaması devam edenler dahil) otomatik olarak emekliye ayrılacaklardı. Böyle bir uygulama da TSK’nın komuta kademesinde önemli ölçüde zafiyete neden olabilirdi. Demek ki YAŞ’ın asker üyeleri bu riski göze alamadılar.”
YAŞ’ın yargılamalar nedeniyle terfi değerlendirmesine dahil etmediği komutanlarla ilgili ince ve hassas bir noktanın da altını çizdi
Ümit Yalım;
 “Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu Md. 65’e göre, terfi sırasına girenlerden, açıkta bulunanların, tutuklu bulunan ya da tahliye edilmekle beraber kovuşturma veya duruşması devam eden veya hakkında verilen hüküm henüz kesinleşmemiş bulunanların, terfileri ve kademe ilerlemeleri yapılmaz.
TSK Personel Kanunu’nun bu hükmü CMK 3 gereği kanunen görevli olan mahkemelerin yaptığı işlemler ile ilgilidir. CMK 7 gereği, görevli olmayan hakim ve mahkemelerin yaptığı işlemler hükümsüz olduğundan, terfi sırasında olan ve Balyoz, Andıç, askeri casusluk v.b. çeşitli davalardan yargılamaları devam eden general/amiral ve albayların YAŞ terfi değerlendirmesine dahil edilmesi gerekirdi.
 Tayyip Erdoğan, Anayasa’nın 125’inci Md.ne göre dava açılamayacağını zannediyorsa yanılıyor. Çünkü davaya konu olacak sorun, YAŞ’ın terfi işlemleri ve kadrosuzluk nedeniyle emekliye ayırma kararları değil, görevli ve yetkili olmayan sivil mahkemelerde yargılanan, terfi sırasındaki tüm asker kişilerin (albaylar dahil) YAŞ’ın terfi değerlendirmesine alınmaması ile ilgilidir.
Anayasa’nın 37’nci maddesine göre, hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz. Yani; ’Kanuni Hakim Güvencesi’. 9 Temmuz 2009 tarihinde AKP tarafından gece yarısı çıkartılan yasa ile sivil mahkemelere, CMK 250’de belirtilen toplam 33 suçtan, barış zamanında, asker kişileri soruşturma ve yargılama görevi verildi. 21 Ocak 2010 tarihinde, Anayasa Mahkemesi yasayı iptal ederek anılan suçlardan dolayı asker kişileri soruşturma ve yargılama görevini tekrar ve tamamen askeri mahkemelere verdi. 12 Eylül 2010 tarihinde Anayasa’nın 145 ve 148’inci maddelerinde değişiklik yapıldı ancak aradan 23 ay geçmesine rağmen uyum yasaları çıkarılmadı.
Peki, AKP torbalar dolusu yasa çıkartırken, 3’üncü Yargı Paketi’ni çıkartırken, Anayasa’nın 145 ve 148’inci maddelerine uyumlu yasaları 23 aydır neden çıkarmıyor, çıkaramıyor? Çünkü uyum yasaları çıkarıldığı anda 28 Şubat dalgası birilerine de ulaşacak, E-Muhtıra yargılanacak, Dolmabahçe görüşmeleri açığa çıkacak, birilerinin maskesi düşecek ve gerçek darbecilerin kim olduğu ortaya
çıkacaktır.”
YAŞ’ın “yaş” kararları “susuz” toplantı masasının altında kalmayacak gibi gözüküyor.
Bu arada son bir not olarak şunu söylemek istiyorum. Eski Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök bir gazeteciye 1 Mart tezkeresi ile ilgili bazı ayrıntılar hakkında bilgi vermiş. Çok doğrucu olduğunu iddia eden Özkök’ün o günlerde yaşananları, tüm gerçekleri ve özellikle kendisinin ve Dışişlerinde bazı isimlerin nelerden dolayı kimleri Başbakan’a şikayet edip rapor ettiklerini de açıklamasını bekliyorum. Ayrıntılarla milletin gözü boyanıp yine gerçekler saklanmasın diye...

Yazarın Diğer Yazıları