Evet, "Ne özürü ulan!"

Altemur KILIÇ

Rahmetli Alparslan Türkeş, “Türkiye bir mozaiktir” sözüne çok kızardı. Nihayet bir gün, ben yanında iken , “Ne mozaiği ulan!” diye patlamıştı. Patlamasının sebebi bugün daha iyi anlaşılıyor: “Mozaik” kolay parçalanır! Türkiye, aslında bir ebru, bir kilim, muhtelif damarları olan bir mermerdir; ama şimdi yekpareliğimizi, içeriden ve dışarıdan parçalamaya çalışıyorlar, bu adamlar! Ermenilerden özür dilenmesi için bir yerlerini yırtan “ihanet cephesi” kadın ve erkeklerine başka ne denir?

Bakan körler
Çünkü bu konuda anlatılanları, bire bir anıları görmüyorlar, son yıllardaki ASALA cinayetlerine “palavra” diyorlar, Azerbaycan-Hocalı’da Türklerin katliamını görmezden geliyorlar! Öldürülen Türkler onlar için önemsiz; varsa yoksa “Ermenilerin Büyük Felaketi” !
Ya Ermeniler tarafından katledilenler? Ya Türklere, Türkçeye yapılan büyük “İhanet?”.
Bu vatan, millet hainleri, 1915’te, Osmanlı Ermenilerinin maruz kaldığı “büyük felaket” e duyarsızlığı ve inkâr edilmesini “vicdanları” kabul etmiyor, bu adaletsizliği reddediyorlarmış!
Vay vay vay: “Türk” olmalarından vazgeçtik; entelektüel ahlaktan biraz olsun nasiplerini almışlarsa ve eğer biraz vicdanları varsa, aydın bilim adamları, kadınları olarak, en azından “acaba” ve “belki” diye o tarihi olayları objektif olarak araştırmaları gerekir ve ancak bundan sonradır ki Türk milletini ve tarihini böyle tek taraflı olarak suçlayabilirler!
Milliyetçi, vatansever olmadıkları çoktan mâlum. Bu yüksek değerler onların sözlüğünde, ilkellik, çağdışılık!
Bu adamlar, kadınlar, peşin kararlarını, hükümlerini vermişler ve şimdi de vicdanları sızlıyormuş. Böylesine bir savaş “mukatelesinde” - karşılıklı çatışmada, Ermenilerin kayıplarına karşılık Türklerden de kayıplar olduğunu hiç kale almıyorlar ve bırakın Türk olmayı, insan olarak hiç vicdanları sızlamıyor?

Atatürk’ün sözleri
“palavra” mı!
Atatürk’ün bu konuda büyük Nutuk’unda söyledikleri de mi “palavra”? Ya, Babam ve Hüsrev Gerede, Mustafa Kemal ABD generali Harbord’u bu konuda aydınlattıktan sonra, Doğu’ya götürürken, Ermeni komitacılar tarafından yakılan Türk ve Ermeni evlerini göstermeleri ve generalin, Kazım Karabekir Paşa’dan da bilgi aldıktan sonra, Amerikan Kongresi’ne “İddialar abartılmış, ikna oldum” diye rapor vermesi? Bizim eve misafir gelen Erzurumlu hanımın, gece yarısı uyanıp “Ermeniler geliyor” diye kaçmaya kalkması! Yalan mı? Rus yarbayı Tverlebov’un 1917-18’de “gördükleri- yaşadıkları”, “ısmarlama” mı?  
Bu satırları neden yazmaya mecbur oldum? “Mâlum güruhtan Mehmet Ali (Kemal) Birand, ” Ne özrü ulan “ denmesine  kızmış ve böylece yandaşlarıyla kanalizasyonda buluşmuş... Hem de taze taze...
Ona göre tepkimiz demokratik değilmiş... Bu hitap Türk milletinin bağrından yükseliyor. Ve ben de, işte bu güruhun yalanlarına, vicdansızlıklarına karşı topuna ” Ne özür dilemesi ulan “ diyorum. Çünkü laftan anlamıyorlar! Bu konu demokratik tartışma konusu fılan değil: Bir milletin onuru söz konusu, onursuz ” ulanlara “ karşılık milletin bağrından kopan haklı candan bir tepki!
Hem şu sıralar eski karşılıklı yaralar acaba neden kaşınıyor. Ermeni vatandaşlarımız niçin huzursuz ediliyor. Yoksa yeni bir mukatele mi isteniyor!
Bizim Ermenilerden, Ermenistan’dan istediğimiz yok! Dostluk ve barıştan başka! Ama, onlar hudutta açılacak kapıdan Türk malı ithal etmekten başka, özür dilememizden sonra arazi, tazminat taleplerini sokuşturacaklar! Anlıyor musunuz ulan!
Bu konuya devam edeceğim. Türklerin ne kadar zayiat verdikleri konusunu ele alacağım...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş