Evet’çilerin düşünmeleri gerekenler

A+A-
Mustafa ERKAL

Değerli okurlarımızın Ramazan Bayramını tebrik ediyorum. Ülkemizin daha aydınlık, birlik ve bütünlüğünün perçinlendiği, etnik zorlamaların ve ayrıştırmaların, demokrasiyle çelişen baskı ve sindirmelerin ortadan kalktığı nice Ramazan ve Bayramlarda buluşmasını Allah’tan niyaz ediyorum.
Halk oylamasının arka planını ortaya koyan ve “ne yapmalı” sorusunun cevabını veren kitapçığımız www.aydinlarocagi.org http://www.aydinlarocagi.org. internet sitesinde bulunmaktadır. Oradan alınarak uygun görülen e-postalara gönderilebilir. Okuyucularımıza önemle duyururuz.


Ülkemizin asıl sorunlarını çözmekten çok; yeni ihtilaflar ve kamplaşmalar doğurucu bir halk oylaması sürecinde bulunuyoruz. Şimdilik önümüze konan anayasa değişiklik paketi, ileride getirilecek olanların öncüsüdür. “Daha çok demokrasi” ve sözde “AB standartlarına ulaşma” görüntüsü altında temel hak ve hürriyetler sınırlandırılmakta, aydınlar ve basın sindirilmekte, azarlanmakta, her kurum ve anayasal güç icranın denetim ve emrine sokulmaya çalışılmaktadır. AB standartları herhalde sandıktan çıkan her iktidarı tek güç haline getirmiyor. Kuvvetler ayrılığı prensibini iptal etmiyor.


Türkiye’nin yıllardır en önemli sorunu gücü eline geçirenin kendi dışındaki kurum ve kuruluşları tahakküm altına almasıdır. 1970’li yıllarda özellikle yargının CHP ile ortak tahakkümü ve baskısı unutulmamıştır. Bugün de bunun yerini mevcut siyasi iktidar (yürütme) alıyor. Eğer halk oylamasından “evet”  çıkarsa, ülkemizdeki demokratik hak ve hürriyetlerin daha da geriye götürülmesi, baskıların artması, gizli tanık rezaletiyle yargısız infazların çoğalması mümkündür.
Önümüzdeki dönem, halk oylamasından  “evet” çıkması halinde Türksüzleştirilmiş ve Cumhuriyeti devre dışı bırakacak yeni anayasa taslakları ortada dolaşabilir. Ülke tam bir etnik çorbaya dönüştürülebilir. Böylece 2010 modeli yeni Sevr’lere ulaşılabilir. Muhalif basın silinebilir, yandaş yargı gerçekleşebilir, büyük sermaye el değiştirebilir. Muhalefet partilerinde hizipleşme kışkırtılabilir. Bu nasıl bir demokratikleşme anlayışıdır ki, Türkiye’yi Türkiye olmaktan çıkarabiliyor. Çözülmeyi ve ayrışmayı demokrasiyle bir kabul edebiliyor. Hiçbir ciddi devlette olmayan tartışma zemini demokratikleşme diye yutturulabiliyor. Demokrasiyi içine sindirememiş bazı bakanlar “hayır diyen darbecidir” ve “hayır diyenin aklından zoru vardır” şeklinde beyanat verebiliyor. 
Ortada siyasi bir şike var. PKK’nın siyasallaşmış yüzü olan BDP’nin boykot kararı da aslında dolaylı bir evettir. Ancak, taviz beklentisiyle bu boykota dönüşmüştür. Boykot kararı, değişiklikler yeterli görülmese de yarın büyük çoğunlukla “evet”e dönüşebilir. Herhalde, yetkililerin terörle mücadelede kararlılıktan anladıkları, terör örgütüyle pazarlık olmamalıdır. Maalesef bu konuda pis kokular etrafa yayılmıştır. Halk oylamasında “evet” verecek olanlar, ne enteresandır ki, BDP ile aynı çizgide birleşmiş olacaktır.  Önemli olan ileride bu Anayasaya verilecek olan son şekildir. Bunun işaretleri bugüne kadar yapılan anayasa taslak hazırlıklarında, yetkililerinin beyanlarında ve evet propagandası için bastırılmış kitapçıklarda yer almaktadır.
AKP grup başkanvekili bir hanımın “Anayasadan Türk ve Türk kimliği ifadeleri çıkmadığı sürece ülkenin demokratikleşemeyeceği” hezeyanları unutulmuş değildir. Tabii ki kendilerini Türk değil; ama Türkiyeli görenleri, “Türkiye, sadece Türklerin değildir” diyen iktidar mensuplarını da unutamayız. Herhalde bundan dolayı, Ermeni ve daha sonra da Rum açılımlarına ihtiyaç duyulmuştur. Asıl amaç, Anayasanın ilk üç maddesi başta olmak üzere tamamının değiştirilmesidir. Şimdilik, 26 maddenin 24’ü vatandaşa “promosyon” gibi sunulmaktadır. Böylece “tek devlet, tek millet, tek bayrak” lafları da havada kalmaktadır.
Türkiye halk oylamasıyla meşgûlken, yurtdışında çok değişik şeyler olmaktadır. Meselâ, Hollanda’da vatandaşlarımız üzerinde insan hakları ihlalleri artmaktadır. Uyum yasası adı altında birinci nesil bile dil sınavlarına alınmak istenmektedir. Avusturya’da bir firmanın süt paketlerinde vatandaşlarımıza dönük Türkçe bir yazı koyması büyük tepki doğurmaktadır. Bizde ise, yer yer Türkçe’nin yerini İngilizce almaktadır. Milli egemenliğe karşı halk oylaması ve seçim konuşmalarında Kürtçe zorlaması vardır.
Not: Rahmetli Recep Doksat’ın eşleri Necla Doksat’a Allah’tan rahmet dilerim.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları