Evlilik müessesesi ve RTÜK

A+A-
Özcan YENİÇERİ

Televizyonlardaki evlilik programları, geleneksel anne, baba, koca, gelin kayınvalide vb. kurumlara ve aile müessesesine büyük darbe indirmektedir. TV’lerde evlilik değil birleşmek, aile değil şirket kurmak programları yapılmaktadır. Sanal ekranlardaki evlilik görüşmeleri mutluluk üzerine değil madde, çıkar ve kazanç üzerine kuruludur. Ahlak, erdem, edep, âdâp, feragat veya sadakat gibi insani ve manevi kavramların yerini televizyon evliliklerinde otomobil, daire, arsa, kira, maaş gibi maddi kavramlar almıştır. Bu programlarda mahremiyeti deşifre ediciliğin, ar ve hayâ kavramlarını yok sayıcılığın yanı sıra, manevi değerleri maddi çıkarların aracı haline getiricilik de dikkat çekecek kadar öne çıkmaya başlamıştır.
Son zamanlarda bir TV’deki -sözde- evlendirme programında bir kişi evlenmek istediği kadının özelliklerini şöyle sıralıyor: “Bakire olmalı, başı kapalı olmalı ve 5 vakit namaz kılmalı” dır. Bu kişinin karşısına getirilen kadın ise “Ben bakireyim ama kapalı değilim. Ancak evin ve villan olduğunu söyledin. Villayı benim üstüme yaparsan kapanırım ve namaz kılarım”  karşılığını veriyor. Bu noktada -Allah rızası için değil de- villa karşılığı kapanmak yahut villa karşılığı namaz kılmanın nasıl bir ahlak olduğunu bir psikiyatrın açıklaması gerekiyor!
Sonuçta konu RTÜK’e, duyarlı insanlar tarafından kadının “villa karşılığı bekâretini pazarlamaya çalıştığı iddiasıyla”  şikâyet ediliyor. RTÜK’ün konuyla ilgili olarak yaptığı toplantıda Ak Parti kontenjanından gelen üyeler, ‘bekâretini villa karşılığı pazarlamaya’ çalışan kadının yer aldığı TV’deki izdivaç programına -istemeyen izlemesin diyerek- ceza verilmemesi yönünde oy kullanıyor. MHP ve CHP’li üyeler ise sözü edilen programdan dolayı ilgili televizyon kanalına ceza verilmesi için oy kullanıyor. AKP’lilerin çoğunlukta olması, RTÜK’ün bekâret pazarlaması yapan programa ceza verilmesini engelliyor.
Burada temel sorun, siyaset değil, toplumsal sorumluluk ve ahlaktır. Demokratik ülkelerde toplumun ortalama ahlak ve yaşayış anlayışına sahip olmayanların yaşam biçimlerine saygı esastır. Buna yönelik herhangi bir itirazımız söz konusu değildir.
Burada toplumun moral ve inanç değerleri yönünden anormal görülen hususları topluma normalmiş gibi göstermek yanlıştır. Daha açıkçası, yanlış olan, anormallerin yaşam biçimleri değil, onları bir  “rol model” gibi topluma sunmaktır.
Televizyonda yalnız “izdivaç” gibi dizilerin değil, aynı zamanda, yayınlanan bazı programlarda nikâhsız ve çok erkekli yaşamın sergilenmesi de gelişme çağındaki nesiller üzerinde kısa vadede fark edilmeyen olumsuz izler bırakmaktadır. Aile kavramında zamanla değişmeler meydana gelmiş olsa da bütün zamanlar boyunca toplum hayatının vazgeçilmez müesseselerinin başında yine aile gelmektedir. Aileler o denli önemli bir konumda olmuştur ki toplumlara yön vermek isteyen bütün liderler, felsefeciler ya da sosyal mühendisler işe aileden başlamışlardır.
RTÜK ise yukarıdaki örnek olayda görüldüğü gibi konuyu yüzeysel ve ciddiyetten uzak bir biçimde ele almıştır. RTÜK, aileyi, çocuğu, gençliği ve geleceği etkileyen konularda yüksek duyarlılık gösterecek yerde bunu yapmamıştır. RTÜK, varlık nedeni olan amacına uygun bir biçimde davranmamıştır.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları