Eyaletleştirmeden yerelleştirebilen siyasi deha(!)

A+A-
Selcan TAŞÇI HAMŞİOĞLU

Radikal Genel Yayın Yönetmeni Eyüp Can “Yeni İmralı Mutabakatı” nı anlatırken;
 “Bir, bölünme yok.
İki, Bağımsız Kürdistan anlamına gelecek herhangi bir toprak pazarlığı yok.
Üç, Federasyon dahil herhangi bir alternatif yönetim biçimi yok.
Dört, (en önemlisi bu) Demokratik Özerklik yok”  diyor.
Terörle mücadele yerine  “silahla” masaya oturup müzakere etmenin sonunun “bölünme/özerklik/federasyon/Kürdistan” a çıkacağını savunmak  “haysiyetli Türk paranoyası” ndan ibaret yani!
Aslında hiç acımayacak!

 

***

 

Bu derece kör gözüm parmağına yapılan aldatmaca karşısında kör-sağır-dilsiz kalabilmek  “akıl-izan-vicdan tutulması”ndan başka ne ile izah edilebilir ki?

 

***

 

Aynı Can, aynı yazıda  “bölünme”nin,  “federasyon” un,  “Kürdistan” ın,  “özerkliğin”  olmadığını savunduğu  “mutabakat”ta nelerin olduğunu bakın nasıl sıralıyor:
- Anayasa’da Türk kimliğine dayanmayan nötr bir vatandaşlık
tanımı,
- Anadilde eğitim,
- Yerel yönetimlerin güçlendirilmesi,
Ve bu kapsamda atılacak olan ilk  “somut”  adımı müjdeliyor(!):
 “Türkiye, Avrupa Konseyi Yerel Yönetimler Özerklik Sözleşmesi’ne koyduğu şerhi kaldıracak!”

 

***

 

Türkiye’nin  “Avrupa Konseyi Yerel Yönetimler Özerklik Şartı”na koyduğu şerhi kaldırması demek;
 “Yerel makamların kendi iç idari örgütlenmelerini, kendilerinin kararlaştırabilmelerini, yerel nüfusun çıkarları doğrultusunda düzenlemeler yapabilmelerini”,
 “Yerel makamlara yapılan hibelerin belli projelerin finansmanına tahsis edilme koşulu taşıyabilmesini”,
 “Yerel yönetimlerin kendi yetkilerini serbestçe kullanabilmek için özerk yönetim ilkelerine riayetin sağlanması amacıyla yargı yoluna başvurma hakkına sahip olabilmesini” kabul etmesi ve buna uygun bir “Anayasal düzenleme”  yapması demek.
En basitinden, ucu hele ki Türkiye şartlarında son derece açık olan  “yerel nüfusun çıkarı”  kavramının içi hangi bölgede nasıl doldurulur bir hayal edin!
Yersen, Türkiye  “idari yapısı” nı değiştirecek ve fakat kaygıya mahal yok  “ulus/üniter devlet yapısı”na halel gelmeyecek!
Hem de Büyükşehir Yasası ile fiilen çizilen  “eyalet” haritasına rağmen!

 

***

 

Bir garabet de  “bir tek biz biliyoruz”, “biz açıklıyoruz”, “işte sır gibi saklanan o maddeler” cilasıyla sundukları  “pazarlık içeriği”nin İmralı-PKK-BDP hattında geri çekilmeyi sembolize ettiğini savunmaları!
İlk defa bu noktaya gelinmiş miş.
Peh!
CHP’nin  “Kürtçü-TESEV” ci kanadının öncülüğünde, 2011 yılı Şubat ayında Van’da yaptığı  “gizli çalıştay” da üzerinde  “uzlaşılan” maddeler nelerdi?
- Yeni bir anayasal vatandaşlık tanımı.
- Anadilde eğitim önündeki engellerin kaldırılması.
- Geniş kapsamlı af.
- Yerel Yönetimler Özerklik Şartına Türkiye’nin koyduğu çekinceleri kaldırmak.
- Hakikatleri Araştırma
Komisyonu.
Bakın siz şu Allah’ın işine! AKP’nin PKK’ya sunmaya hazırlandıklarının birebir kopyası değil mi!

 

***

 

Peki ya, 2012 yılı Şubat ayında (27 Şubat) Yeni Şafak aracılığıyla ilan edilen  “ABD’nin açılım dayatmaları”:
- Öcalan’ın bir süre kenarda tutulup sonra da sürece eklenmesi.
- Oslo yerine mekan değişikliği.
- Barzani’nin “TSK’nın da kabulüyle!” sürece dâhil edilmesi.
- Türkiye’nin “Avrupa Konseyi Yerel Yönetimler Özerklik Şartı” na koyduğu şerhi kaldırması.
- Anadilde eğitim.
-  Af.
İlahi tesadüf!

 

***

 

Türkiye, PKK’nın, AKP’nin, CHP’nin ve ABD’nin aynı anda istediği gibi Avrupa Yerel Yönetim Özerklik Şartı’na koyduğu şerhi kaldıracak ve BDP’nin “Türkiye’nin Demokratikleşmesi ve Kürt Sorununda Çözüme Dair Siyasi Tutum Belgesi” yle çerçevesini çizdiği;
 “Kültürel farklılıkların özgürce ifade edildiği, bölge meclisleri biçiminde örgütlenen, her biri o bölgenin özel adı veya sınırları içindeki en büyük ilin adıyla anılan bölgesel ve yerel yapılanma” ların temel atma törenini yapacak ama bu  “bölünme”  anlamı taşımayacak!

 

***

 

-Söz meclisten dışarı- torunları olmaktan onur duyduğum atalarımız  “Eşek olana semer vuran çok olur”  derken, varmış elbet bir bildikleri.

 

“İlk adım”ın karşılığı Çukurca’dan

 

Yeni Şafak Ankara Temsilcisi Abdülkadir Selvi, AKP’nin İmralı’ya dayadığı  “merdiven” den hangi yöntemle çıkacağını anlatırken  “Bir adım atılacak. O karşılığını bulursa ikinci adım atılacak. Yani atılan bir adımın karşılığı görülmeden ikinci ve üçüncü adımlar atılmayacak” diyordu.
Bu mantıkla değerlendirirsek;
AKP -hem de tahta bacaklı sırık adamlarınkini andırır büyüklükte- bir adım attı.
PKK ne yaptı?
Çukurca’daki Karataş Karakolu’na saldırdı. “Şimdilik”  1uzman çavuşumuz şehit!
Şu durumda AKP ikinci adımı atarsa, hepimize sormak hakkı doğmaz mı:
Bu muydu  “müzakere”nin öngörülen karşılığı!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları