Eylül yaprakları

A+A-
Altemur KILIÇ

12 Eylül 2010 referandumunda, “12 Eylül 1980 Askeri Müdahalesi”ni icra eden zamanın Genelkurmay Başkanı Kenan Evren’in ve Yüksek Komuta Heyeti’nin dokunulmazlıkları kaldırılınca, şimdi yargı süreci başladı, ifadeler alınıyor ve bunun sonucunda, savcının talebine göre, yargılanmalarına karar verilirse, tutuklanacaklar... Tabii kim sağ kaldıysa!..
Evren evinde, Şahinkaya hastanede savcıya ifade verdiler... Gerek Kenan Paşa, gerekse Tahsin Paşa ifadelerinde  “müdahaleyi” yaptıkları için, pişman olmadıklarını ve yasal olarak görevlerini yaptıklarını ifade etmişler. Eh onlara da bu yakışırdı!..
Savcının, onlara 12 sorusundan önde geleni, “Şart mıydı ‘darbe’ yapmak” !.. Önce terimleri tasrih edelim: 12 Eylül  “darbe”  değil, yasalara göre  “emir-komuta zinciri” içinde yapılmış bir “müdahale” idi. Komutanlara isnat edilen suç, ne “hukuken”, ne de  “şeklen”, ne de “vicdanen” bu olamaz... 
Ancak maksat belli ki, şimdi 94 yaşındaki Evren ve 87 yaşındaki Şahinkaya üzerinden TSK’ya “darbe” vurmak, gözdağı vermek ve bu emekli komutanlardan intikam almak!.. Müdahale sonrası mağdurlarının acılarını telafi etmek doğru da bunlar bahane!.. Yakın tarihimizde, maalesef böylesine çok acılar ve dehşetler, dolaplarda çok “iskeletler” var. Bunları şimdi  “hortlatmak” neye yarar!.. Mesela benim de acılarını bizzat yaşadığım 27 Mayıs gerçek darbesinin sorumlularını kim hatırlar... Onlardan hesap sormak, şimdi Evren’in yakasına yapışan aydın ve yazarların aklına bile gelmedi. Darbeyi yapan cunta “Milli Birlik Komitesi” üyelerinden, “Yüksek Adalet Divanı” savcısı Altay Ömer Egesel’den, Mahkeme Başkanı Salim Başol’dan hesap soruldu mu?.. Sorulsaydı, neye yarayacaktı? Ben, şahsen, bana yapılanları, Yassıada Cehennemini, beni dipçikleyenleri unuttum ve bu harekete alet edilen Orduma haklarımı helal ettim!   “Unutmak ve  bağışlamak”  bir bakıma, milli huzur  açısından “ezeli  bir şifadır”. 


Dehşet yılları
1970 -1980 arasındaki fırtınalı, dehşet-terör yıllarını, terör örgütlerini, cinayetlerini, her gün onlarca insanımızın öldürülmesini hatırlamak-hatırlatmak gerekiyor!.. 12 Eylül’de “müdahale” yapılınca, ordu yönetime el koyunca, halkın tankların üzerine çıkıp komutanlara, orduya sevgi gösterilerini de... Şimdi “Evren yargılansın” diye tempo tutan yazarların, o zaman Evren ve diğer komutanlara övgü ve şükranlarını da hatırlatmalı!.. Ben şahsen onlardan biri olarak, burada gerçekleri yazmaya mecburum.Evet, sağ kalırlarsa Evren’i ve Şahinkaya’yı yargılasınlar... Sağ kalan Diyarbakır Cezaevi’nin sorumluları da yargılansın! Ama “geç kalan” bu adalet intikam almaktan ve Türk Ordusu’na bir “darbe” vurmaktan başka, neye yarayacak!
Erdoğan’ın İstanbul için çılgın projelerinden biri Yassıada’yı, yassı olmaktan çıkarmakmış!.. Diyarbakır Cezaevi, ibret müzesi olacaksa, Yassıada ve mahkeme salonu da, zindanları da böyle bir ibret müzesi olmalı. Acı hatıraları dümdüz edilmeli...
Tarihin, talihimizin garip tecellisi. Evren ve Şahinkaya yargılanacaklar... O “fırtınalı” yetmişli yılların teröristlerinin, Kızıldere’den nasıl kurtulduğu meçhul... Ertuğrul Kürkçü seçimlerde BDP’den “bağımsız” aday, seçilirse Evren içeride, Kürkçü TBMM’de!..

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları