Facia ve cinayet

A+A-
Yavuz Selim DEMİRAĞ

İki yıl önce Gazi’nin iki okulunu yazmıştım. Biri Uludağ yolundaki Yiğit Ali Köyü diğeri de Ergazi Köyü’nün okullarının öykülerini ve görüntülerini televizyon programlarımda da yayımlamıştım. 1933 yılında Atatürk Orman Çiftliği sınırları içinde yeni kurulan Ergazi bugün yüz binlerin yaşadığı Batıkent’te semt okulu. Fahiş paraların döndüğü özel okulların arasından sıyrılıp, 64 öğrenciden 40’ı Anadolu, Fen ve Askeri Liseleri kazanıyordu. Başarı grafiği sosyal ve spor faaliyetleri ile semt dışından ailelerin tercih ettiği, nezih öğretmenlerin görev yapmaktan haz duyduğu Atatürk’ün emaneti olan bu okulda son altı aydır bir şeyler oluyor. İstifa eden okul aile birliği üyeleri, geçtiğimiz hafta arayarak yaşadıklarını anlatınca konuyu gündeme getirmek borç oldu.
Ergazi İlköğretim Okulu’na altı ay önce rotasyon ile Akyurt-Barmek İlköğretim Okulu müdürlüğünü yürüten Recep Ali Urhan atanmış. Göreve başladığı günden bu yana kırıp dökmediği kalmamış. Sosyal faaliyetler durma aşamasında. Öğretmenler kurulu kararını tanımadığını ilan eden müdür Urhan’ın yüzünden veliler, öğrencilerinin kayıtlarını alıp, başka okullara götürmeye başlamış. Öğrenci ve öğretmenlere her fırsatta hakaretler yağdırdığı iddia edilen müdür Okul Aile Birliği Derneği’nin uzlaşma çağrılarını da ret etmiş. 12 yıllık dernek toptan istifa etmiş. Şikayet dilekçeleri İlçe ve İl Milli Eğitim Müdürlükleri yanında Bakanlığa kadar uzanmış. İddialara göre gelen müfettişler, herhangi bir işlem yapmadan gitmiş. Öğretmenlerin tamamı gergin ve tedirgin, bir çoğu eğitim yılının ortasında tayin dilekçesi verecek kadar umutsuz. Birleştirici, bütünleştirici, yapıcı, eğitici tutum ve davranışlardan uzak olan müdür, tıpkı velilerin görüşme taleplerine cevap vermediği gibi, bu satırların yazarının sorularını da muhatap almadı. Okul koridorlarında dersten ağlayarak çıkan öğretmenlere tanık olunca bu satırları yazmak zorunda kaldım. Kendi adıma bu işin peşini bırakmayacağım. Okul Aile Birliği, öğretmenler ve öğrencilerin yanında olacağım. Gelişmeleri sıcağı sıcağına okuyucularımızla paylaşacağım.

Diyarbakır’da Okkır vakası
Silivri cezaevinde göz göre göre ölümüne seyirci kalınan Kuddusi Okkır vakasını bütün Türkiye unutmadı. Sözde örgütün para kasası diye ilan edilen merhum Okkır’ın cenazesini belediye kaldırmıştı. Diyarbakır’da sözde faili meçhul cinayetlerden Albay Cemal Temizöz ile birlikte yargılanmakta olan Kukel Atağ korkarım Okkır’ın akıbetine uğrayacak. Atağ bir yıldır hapiste yatıyor, mesane kanserine yakalandı içeride. Avukatları tedavisi için tahliyesini istediler. Yalancı şahitlerin  “kalaşnikofla taradı”  ifadesiyle hapsedilen Kukel Atağ’ın suçsuz olduğu olay sırasında yanında olduğu iddia edilen yeğeni Temel Atağ’ın da o tarihte askerlik görevini Bilecik’te yapmakta olduğu kanıtlandı. Ama taştan ses geliyor mahkemeden seda gelmiyor. Kukel’in hastalığı her geçen gün ilerliyor kan işiyor aylardır. Söz konusu bölücü terör örgütü olunca koşup gelen sözde insan hakları kuruluşlarından çıt yok. Kukel Atağ derhal tahliye edilip tedavisine başlanmazsa, o hapishaneden cesedi çıkacak. Bunun sorumluluğunu kimlerin üstleneceğini şimdiden merak ediyorum. Umarım vicdanını yitirmemiş, sorumluluğunu hatırlayan bir yetkili çıkıp da bu cinayete dur der.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları