Fadime'nin düğünü

A+A-
Remzi ÖZDEMİR

Yıl daha 1994'dü.

Köyden şehirlere özellikle de İstanbul gibi büyük şehirlere göç hızla devam ediyordu.

İşte o dönemde arabesk sanatçısı Ferdi Tayfur bir şarkı yaptı.

Fadime'nin düğünü.

"Hadi kalk köyümüze geri dönelim, Fadime'nin düğününde halay çekelim."

Aslında hoş bir nakarat olarak hafızalarda kalsa da köyden şehire göçün acımasızlığını anlatıyordu.

Köyden şehire göç daha bir yıl öncesine kadar devam etti.

Ancak, bugün yaşanan büyük ekonomik kriz bu sürecin belki de sosyolojik olarak tamamlanmasına neden oldu.

Kontrol edilemeyen konut kiraları, ulaşım gideri ve mutfak giderleri insanların şehirlerde yaşamını güçleştirdi.

İstanbul'da bir yerden bir yere sadece gitmek bile 5 lirayı geçiyor. Hele iki araç ile gidip geri döndüğünüzde 20 liraya yakın bir maliyet oluşturuyor. Tarlada 1 lira olan tarım ürününü 5 liraya hatta 7 liraya kadar alıyorsun.

Asgari ücretin 1.600 lira olduğu bir ülkede 2 bin lira kira ödemek zorunda kalıyorsun.

Nefes almayan sokaklar, birbirine yapışmış evler, yeşili ve denizi hiç görmeden sürdürülen bir hayat.

Bugünkü adı ile şehirleşme.

Artık bu süreç bitti.

Parası olan İstanbul'u terk ediyor. Nitekim istatistiklere baktığınızda İstanbul'dan İzmir'e ve çevresine büyük göç olduğunu görüyorsunuz. Aydın ve çevresindeki köyler İstanbul'dan gelen ve parası olan kişilerin yaşam alanı oldu.

Üç beş tavuk, domatesini ve biberini kendisi yetiştiren çok sayıda İstanbulluyu görmek mümkün.

İstanbul'da konut fiyatları ve satışları hızla düşerken, İzmir ve çevresinde hem arttı hem de fiyatı yükseldi.

Bu parası olanlar için. Bir de olmayanlar var. Onlar da tıpkı Ferdi Tayfur'un filmindeki gibi kendi köyüne dönüyor. Dönmeyenler ise er geç dönmek zorunda kalacaklar.

İnternet mucizesi

Şehirden köye göçü kolaylaştıran en önemli unsur internetin gelişmesi. İnternetin girdiği her yere bilgi ve yaşam giriyor. Artık internet üzerinden müzik dinleyip televizyon izliyor. Neredeyse ekmeğini bile Türkiye'nin en ücra köşesine e-ticaret üzerinden satın alıyor.

Bu e-ticaret aynı zamanda çift taraflı oluyor.

İnternet sitelerinde köy ürünleri yöresel başlığı altında satılıyor.

Biraz interneti bilen kişiler, yaşadığı köyden büyük paralar kazanabiliyor.

Yumurta, domates, biber ve daha aklına gelecek her şeyi organik diyerek satıyor.

Sessiz ve büyük bir pazar var. Bu pazar aynı zamanda büyük başarı hikayelerinin de yazılmasına neden oluyor. İstanbul'da bankacılıktan istifa edip, Aydın'da bir köyde çiftlik yumurtası satıp büyük para kazananlardan tutun da, Mersin'de bir yaylada bamya yetiştirip kilosunu 30 liradan tüm Türkiye'ye satan mimara kadar.

Bundan 50-60 yıl önce köyden şehire gelenler hazine arazilerine gecekondu yaptılar. Siyasetçilerin oy zafiyeti ile tapu alıp bunu büyük paralara sattılar. Bu başarı hikayesi olarak yazıldı. Ancak bu insanların çocukları beleşten değil de akıllarını teknoloji ile birleştirip büyük paralar kazanmaya başladılar.

Şimdi sosyolojik olarak tam tersi bir süreç yaşanıyor.

Şehirden köye göç.

Geç olmadan siz de şehirlerden köylere göç ederek, hem yaşamınızı uzatabilirsiniz hem de büyük paralar kazanabilirsiniz.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları