Failler meçhul değil?

A+A-
Altemur KILIÇ

Mardin’in Bilge köyünde 44 vatandaşımızın (kadın-erkek, çocuk-bebek) acımasızca öldürülmesi, havsala alacak gibi değil. Ama özetlemek gerekirse, bir bakıma, şu bağlamda ülkemizin içine düşürüldüğü ortamın sonucu!   
Diyanet İşleri Başkanı, Profesör Dr. Ali Bardakoğlu “Karıncayı ezmeyen, kuş yuvasını bozmayı bile insanlığın mürüvvetine aykırı gören bir dinin mensubu olduğumuz halde bu vahşeti yapmış olmamız gösteriyor ki, bir yerde yanlış yapmışız” diyor... Evet, nerede ve neden? 
İslamiyet, insaniyet dini. Türklüğün de  “mayası” bozuk değil. Kişiler olarak merhametli, düşmanlarımıza karşı bile insaflı -şövalyece- davranan bir milletin mensuplarıyız. Böyle olduğuna göre, acaba toplum olarak “mayamız” mı bozuldu?  Özellikle, son zamanlarda! Öyle ya, Bilge Köy katliamından önce APO’nun, PKK’nın katliamı vardı... Onlar da binlerce insanımızı köyleri basarak, hunharca öldürmüşlerdi!
Bunun siyasi yönleri bir tarafa, Sayın Bardakoğlu’nun dediği gibi, psikolojik-sosyolojik sebeplerini bulmak zorundayız!
Bu, hem devlete, hem de bilim adamlarına düşen bir görev. Katliam alanı “Bilge Köy”, yaraları sarmak, analiz etmek ve çözümler bulmak için bir “sosyolojik toplum psikolojisi laboratuvarı” olabilir.

Ağalık ve töre  
Hemen bazı tespitler yapabiliriz. Doğudaki feodal ağalık, marabalık sistemi, yerel töreler, kan davası sendromu... Hepsi var bu ortamda! Artı, son yılların bölücülükten kaynaklanan şiddet ortamı!
Bu katliamı duyar duymaz bazı yazarların hemen  “Ergenekon’un işidir”  hükmünü vereceklerini sanmıştım... O kadarını yapamadılar. Ama mesela Mehmet Altan, hemen bazı şüphe tohumları ekti... Diğerleri, zaten karşıtı oldukları “koruculuk sisteminde” buldular kabahati! “Katliam, devletin verdiği silahlarla yapıldı... Cahil adamın eline devlet silah verirse böyle olur”  diye, faturayı hemen devlete çıkardılar. Pekâlâ, PKK ile mücadele için kurulmuş olan “Korucu Teşkilatına” silahları Devlet veriyor da, PKK’nın “cahilleri” veya “akıllıları”, kaleşnikoflardan, uçaksavar topuna kadar silahlarını, nasıl ve nereden temin ediyorlar!  Doğu’da herkesin silahlanmak “mecburiyetinde” olduğu şiddet ortamını kim, kimler yarattı! Bilge Köy olayının nedenleri, kökleri çok derin. Bugünden yarına bitecek gibi değil. Daha çok kan davası-töre ve bedel cinayetleri -maalesef -olacak. Hepsinden sonra bu yazılar gene yazılacak!
Asıl yapılacak olan “mayamızın” böyle nasıl, neden bozulduğunu ve kimlerin sorumlu olduğunu bulmak!
Katliamın “failleri” hiç meçhul de değil. Onları yönlendirenlerle birlikte her halde yakalanacaklar! Sonra ne olacak? Tutuklanacak, yargılanacaklar ve her halde hapis cezasına çarptırılacaklar! Tahrik, hafifletici sebepler var, diye cezalarında indirim yapılacak, kısmi veya genel af çıkınca da serbest kalacaklar... Öldürülenler mezarlıkta yatacak! Kısacası bu gibi cinayetlere karşı caydırıcı unsurlar yok. AB istedi diye, idam cezası kaldırıldı ve cinayetleri işleyenler de -ağalar himayesinde- bu kadar pervasız
olabiliyorlar.

Ortam müsait
Belli ki bazılarının umutları hilafına bu katliam, Ergenekon’un, “Derin Devletin”  -JİTEM’in- işi değil, failler belli! Ama bu gibi olayları Ergenekon kapsamının toplumda yarattığı “akıl karışıklığı” havasının beslediğini kimse düşünmüyor mu? Bu dava ve iddialardan dolayı, toplumumuzda musibet “virüslerine” karşı bağışıklık kalmadı!

Tarih notu
TRT, Türkiye’den radyo yayınlarının 6 Mayıs 1927’de başlayışının 82. yıldönümünü uluslararası boyutta, kutlayacakmış. Çok mutlu oldum. Ben 1959’da radyolardan sorumlu iken, Radyo yayınlarının yıldönümünü İstanbul’da Radyoevinde kutlamak için bir tören düzenlemiş, emekleri geçenlere  “mikrofon” heykelcikleri vermiştim... Acaba TRT, bu törenlerde İstanbul’da, ilk radyoyu kuran ve işleten, merhum Hayrettin Hayreden’i anacak mı? Ben, naçizane, O’nun resmini Genel Müdürlüğün girişine koymuştum! Fotoğrafı, Basın Yayın Genel Müdürlüğü’nün arşivlerindedir!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları