Fantastik siyâset…

A+A-
Adnan İSLAMOĞULLARI

Türkiye Cumhuriyeti'nin belki de en önemli dönemeçlerinden birinden geçiliyor. 1923'den bu yana yaşadığımız en radikal değişim bu. Yüz kırk yıllık anayasa tecrübemiz ve çok partili hayata geçtiğimizden bu yana edindiğimiz demokrasi tecrübemiz ve parlamenter sistemimiz 16 Nisan'da halkın oylarına sunulan bir referandumla ismi bile doğru dürüst konulamayan bir sisteme dönüştü. Partili Cumhurbaşkanlığı adı altındaki resmî söyleme rağmen fiilî olarak Başkanlık sistemine geçildi. Sistemin hemen hemen tüm yetkileri partili Cumhurbaşkanına devredildi. Üzerine bir de KHK yetkisiyle kim inkâr ederse etsin bunun adı bir 'tek adam' yönetimi.

Öyle ya da böyle, YSK'nın mühürsüz oy pusulalarını geçerli kabul eden son dakika manevrasıyla da olsa % 51.41 gibi bir foto finişle 'evet' oyu ile kabul edildi bu sistem…

Ve Türkiye şimdi referandumu tartışıyor, gerek YSK'nın hamlesini, gerek 2019 Başkanlık seçimlerini.

Nasıl konuşuyor?

Siyâsî hayatını 'sıfır risk' stratejisine oturtan Abdullah Gül üzerinden…

Böylesine önemli ve hayatî bir referandumda bile görüşlerini açık açık beyân edemeyen, bin bir türlü imâlarla, telmihlerle, teşbihlerle, cümlelerinin içine gizlenmiş mesajlarla kendini ancak ifade edebilen, 'hayır' tercihini korkmadan, hesap yapmadan, samimi bir şekilde söyleyemeyen Abdullah Gül üzerinden tartışıyor.

Cumhurbaşkanlığı döneminde önüne gelen hemen her yasayı noter gibi onaylayan, haksızlık karşısında susan, dengeli politikacı adı atında renksiz bir cumhurbaşkanlığı yürüten Abdullah Gül üzerinden…

Bugün yaşadığımız hemen bütün problemlerin iki kaynağı olan 'çözüm süreci'nin ve '2010 referandumu'nun hararetli destekçisi Abdullah Gül Üzerinden…

Tayyip Erdoğan karşısında güçsüz, etkisiz, ezik, cesâretsiz Abdullah Gül üzerinden konuşuluyor 2019.

Abdullah Gül üzerinden konuşulmasını tetikleyen isim ise Deniz Baykal

Hatıralarını yazması gereken yaşı devirdiğinin üzerinden yıllar geçmiş Deniz Baykal

CHP Genel Başkanlığı döneminde parti içi demokrasiyi işletmeyen ama şimdi parti içi demokrasi talep eden ve CHP Genel Başkanına "ya aday ola ya da…" türünden cümleler kurma hakkını kendinde gören Deniz Baykal...

Siyâsî hayatı boyunca edindiği en meşhur sıfat 'hizipçi' olan Deniz Baykal

Şimdi 2019'daki Başkanlık seçimleri için Başkan yardımcılarını bile muhataplarına sormadan telâffuz eden, Merâl Akşener ve Ahmet Türk isimlerini telâffuz eden Deniz Baykal

Türkiye'nin geleceği 2019 yılında 83 yaşında olacak olan Deniz Baykal, 2019 yılında 70 yaşında olacak olan Abdullah Gül ve 2019'da 78 yaşında olacak olan Ahmet Türk

Ekmeleddin İhsanoğlu'ndan sonra Türkiye Cumhuriyeti'ne yine gençlik aşısı!!!

Şaka gibi gerçekten…

Deniz Baykal'ın Başkan yardımcılığı için lütf'ettiği(!) iki isim önemli.

Merâl Akşener ve Ahmet Türk

Yani "2019'u belirleyecek olan yine Türk milliyetçileri ve Kürt oyları" demek istiyor.

Deniz Baykal ne düşünürse düşünsün…

2019 Türk siyâsetinde milliyetçilerin damga vuracağı bir yıl olacak.

Millî ve seküler bir siyâset dili, merkezinde en önemli vazgeçilemez direği adâlet olan bir devlet dili, ideolojik taraftarlıktan kurtulmuş ve liyâkati esas alan bir bürokrasi dili, ülkeden yaşayan herkesi ama herkesi kapsayan bir demokrasi dili ve ülkeyi bayram sofrasına dönüştürecek bir kardeşlik dili, milliyetçiliği hangi türünden olursa olsun müesses nizamın  'ihtiyat akçesi' olmaktan çıkaran bir sivil milliyetçillik 2019'da en dinamik siyâsî güç olmaya adaydır…

Bunu gerçekleştirecek olan lider ve kadrolar Türkiye'nin de geleceğini tâyin edecektir.

Gerisi lâf-ı güzaf ve rüya görmeye bile tâkâti olmayan siyaset emeklilerinin fantezisinden ibârettir…

  • Yorumlar 7
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları