Fareler ve kaplanlar

Altemur KILIÇ

CHP Genel Başkan Yardımcısı Profesör Süheyl Batum, Zonguldak’ta yaptığı konuşmada, “Koca bir askeri yıktılar, meğer kâğıttan kaplanmış, biz bunu asker zannedermişiz, meğer ABD içini oymuş. O koca ağacı hop diye yıktılar. Ancak CHP’yi yıkamadılar” dedi, gündemi değiştirdi... Bu sözler, Batum’a ve CHP’ye karşı politika malzemesi olacak. Batum’a, linç kampanyası başlatıldı... Başbakan “suç duyurusu” yaptı; onun üzerinden CHP’yi “darbe yanlısı” göstererek vurmak için!
Ama o ne; bu vesileyle, şimdi güya orduyu savunanlar, ordunun asıl
düşmanları!
Genelkurmay Başkanlığı, Batum’un adını vermeden, kibarca, “Orduyu siyasete karıştırmayın” uyarısında bulundu. Doğru bır uyarı! Ne var ki Genel Kurmay, bu uyarıyı, Orduya karşı duyguları ve sözleri mâlum-mesela “Otur oturduğun yerde; sen benim emrimdesin” diyen Bülent Arınç’a ve onurlu askerleri tutuklatan “fahri savcılara” yapmamışken, Batum’u “ikaz etmesinde” bir çelişki var... Ben “ötekilerin” Orduya, husumetlerini, nasıl biliyorsam, adım gibi biliyorum ki, Süheyl Batum, Ordusuna, düşman değildir. Ama “politikacı da değildir.”
Batum, hukuk adamı ve bilgesidir, ama “politikacı” değildir... Dikkat edin, “politikacı” diyorum; “politikacı” zamana, zemine uyarak, o sırada, mümkün olanı yapan; “politika yapmak” ise halk ağzıyla “kıvırmaktır”... Bu, siyaset ve devlet adamı olmaktan çok farklıdır.


Batum’un suçu ne?
Aktif siyasete yeni atılan Batum’un, bu konudaki suçu, günahı, düşüncelerini bu nazik ortamda, içinden geldiği gibi “kıvırmadan” ve fakat “meramını” anlatmakta, belki de yanlış ve maksadını aşan şekilde ifade etmesi olmuştur. Batum da sonraki savunmasında, bunu itiraf etti.
Hepimiz, hatta devlet adamları, zaman zaman sloganların, “kâğıttan kaplan” benzeri deyimlerin cazibesine kapılmış, maksadımızı aşmışızdır!
Batum, Ordusuna düşman değildir; Türk Ordusunu aşağılamaz. Aksine birçoklarımız ve halk gibi Ordunun yapılmakta olan fesatlar, tasallutlar karşısında aşırı sabrından ve suskunluğundan rahatsızdır. Eger halkın sesine ve internette dolaştırılan fesatlara karşı gene internetten bu yolda gelenlere bakılırsa, bu görülür! Açıkçası “Fareler” köklü ağacın içini, göz göre göre kemiriyorlar.
Tabii ki, bunlara karşı “Darbe” yapmak çare ve yol değildir. “Farelerin, solucan ve akreplerin” “balyozla” ezilemeyeceğini, en iyi askerler bilir... Ordunun, siyasete aktif olarak dâhil olmasını, sivil otoriteye, yargıya karşı çıkmasını, hiç bir aklı başında insan isteyemez. Ancak, askerlerin de “vesayet” sendromundan, geçmişteki aşırılıkların kompleksinden, artık kurtulması gerekir... “Başka ordular böyle siyasi otoriteye bağlıdırlar;Türkiye de böyle olmalı” klişelerinden de! Evet, Türk Ordusu öyle,Türkiye böyle!
Geçmişin dolaplarında bazı iskeletler varsa da, TSK’nin, “envanterinde” , silahlarından başka, dünyanın başka ülke ve ordularında bulunmayan, gelenekler, gerçekler ve güç var! Cumhuriyetten önce, her alanda reformların başını Ordu ve askerler çekmişti Türk Ordusu, Kurtuluş savaşını kazandıktan sonra da devrimlerin vurucu gücü, savunucusu aynı Başkomutan’a bağlı askerler oldu.
Şimdi de, devrimler, laiklik, TC’nin geleceği, tehlikedeyken, Ordunun yasal ve geleneksel görevi, bunlara karşı savaşmaktır... Bizatihi, kendi itibar ve gücüne karşı, uygulanmakta olan komplolara karşı mücadeleden başlayarak!


TSK aslandır
TSK, asla “kâğıttan kaplan” olamaz, Genelkurmayın kapsındaki aslanlar misali, zamanı gelince kükrer... Açık söylemeli: Ordu önce kendiliklerine ve kendi konumuna sahip çıkmadıkça “fareler durmayacak” ...
Ne bizlerin, ne CHP’nin, ne MHP’nin ve ne de Batum’un maksadı, Erdoğan’ın deyimiyle, “darbe şakşakçılığı” yapmak değil, TC ’nin, Türk Ordusunun varoluşunu, komutanlarının onurunu korumaktır...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş