Farklılıkların Cumhurbaşkanı

Altemur KILIÇ

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün, yeni yasama yılını açış konuşması, dikkatle okunması gereken, bir bakıma, tarihi bir belge... Gül’ün söylediklerinden fazla söyleyemedikleri dikkate şayan! “Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla gibilerden”! Kıssadan herkese bir hisse düşüyor gibi... Tabii anlarlarsa!
Atatürk’ün, İsmet İnönü’nün, Celal Bayar’ın, Demirel’in bu geleneksel konuşmalarında, o dönemin muhasebesi, geçmişin değerlendirilmesi yapılır, geleceğe dair tasavvurlar belirtilirdi... Ve bu metinler bunca yıl sonra okunduğunda daha değer ve anlam kazanıyor... Abdullah Gül’ün bu konuşmasından ilerdeki tarihçilere somut olarak ne kalacak?


Farklar
Gül’ün konuşmasında en fazla tekrarladığı ana tema, “Farklılıklar”. “Tek tip ülke olmaz”  - “Farklılığımız zenginliğimizdir” diyor... Fransızlar cinsiyetler hususunda “Vive le Differance” derler. Yani “Yaşasın Kadın ve Erkek arasındaki fark”! Yani “yaşasın farklılıklar”! 
Ne varki son kamuoyu araştırmaları gösteriyor ki “Farklılıklarımız zenginliğimiz” değil “kâbusumuz” olmuş... Önce sormak gerekir; özellikle son on yılda, Mustafa Kemal’in ülkemizdeki farklılıkları “tek” hale getirmek anlayışına kim, kimler zehirli bölücülük çomaklarını soktular? 
Bunun bir ipucunu, “farklılıklar” konusunda,  “ötekilerle” Atatürk ve Atatürkçüler arasındaki  “farkta”, mesela Cengiz Çandar’ın son yazısında bulabilirsiniz. Çandar “Abdullah Gül’ü dinlerken” Amerikan paralarının üzerinde yazılı, Amerika Birleşik Devletleri’nin ulusal armasındaki Latince sözcükleri “E Pluribus Unum” sözlerini hatırlamış... Ben de birkaç gün önceki yazımda, bu deyimden “Çoktan teke” diyerek söz etmiş ve sormuştum: Maksat, “Teki”  “çok’a” parçalamak mı diye!’ Ama Çandar ve benzerlerinin ve anlaşılan Cumhurumuzun bugünkü Başkanının kafalarında olan tam tersi: ‘Birlik içinde çokluk’...Çandar bunu yorumlamış:  ‘farklılıklar’ ‘birlik’ içinde korunurmuş’. Yani her an parçalanabilir bir mozaiğin farklı parçaları güya korunacak! 
Çandar, Gül’ün konuşmasına, “E Pluribus Unum” konuşması diyor... Ancak MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin değerlendirmesi doğru; “Sayın Cumhurbaşkanı’nı çok dikkatli şekilde dinledim. Farklılıklar ülkesinden gelen konuk bir Cumhurbaşkanı gibi konuştu”
Bahçeli’nin başka bir tespiti de, yerinde;  “Gül, Türk kavramına hiç yer vermedi” Bence, her halde, “Türk” derse, “farklıları” rencide etmek, endişesiyle!


Açılım gemisi
Gül konuşmasında, Başbakan Erdoğan’ın, artık, fazla oyalanmadan, “açılımın” içeriğini, açıklaması gerektiğini, söylemekle beraber, Deniz Baykal’ın ve Devlet Bahçeli’nin “açılıma” destek olmamalarını, imalı şekilde eleştirdi... Çelişki: Baykal ve Bahçeli hamulesi rotası belli olmayan “açılım gemisine” nasıl binerler, Erdoğan’la nasıl yoldaş olurlar?


İki nokta
Fakat bence konuşmada ve toplantıdaki iki hususun üzerinde durmak gerek. Gül, hukuka riayet, Hukuk Devleti, vb. sözlerine rağmen ülkenin gündeminde baş yeri işgal eden, “Ergenekon” davasına ancak kenarından, şöyle bir dokundu! Oysa Gül, Devletin “birleştirici”  başkanı olarak, bunca aydır ülkeyi alt üst eden ve bilinmez daha kaç yıl alt üst edecek, nice masum insanları, askerleri, dedikodularla, yakıştırmalarla, yasa dışı dinlemelerle, “gizli tanık” ifadeleriyle, hapishanelerde tutacak, bu, asrın en büyük hukuk çarpıtmasına ne zaman “dur” diyecek? Bu kör düğümünü çözmek, Allah’tan sonra ona düşer! Allah büyük, ama anlaşılıyor ki, Gül’den daha büyükler var!

 

Ordu
Gül, “güçlü ordu” derken, bu “gücü” ekonomi, bilim gücü vb kavramlarla sulandırdı... “Mim” koymalı! TSK Yüksek Komuta heyeti şimdiye kadar Obama ziyareti hariç, DTP ile aynı çatı altında olmamak dikkatiyle TBMM açılış oturumlarına katılmamışken, bu defa, neden tam kadro katıldı? “Herhalde bir bildikleri, düşündükleri vardır” diyorum. Bir maksat  “tansiyonu düşürmek”  için olabilir, ama yanlış anlaşılıyor... Kamuoyunda artık, askerlerin DTP’ye yakınlaşması hatta destek vermesi,  “açılıma”  katılma olarak yorumlanacak... Hele Başbuğ hakkında suç duyurusu yapıldığı şu sırada! Ve Erdoğan, ifade vermemekte direnen DTP’lilere destek verirken, Başbuğ’un suçlaması hususunda suskun kalırken! Bu olayın, müzminleşmeden açıklığa kavuşturulması gerekiyor! Yargıya kimse müdahale edemez. Demek ki iş Allah’ın müdahalesine kaldı.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş