Fatih ve pişmiş helva!

A+A-
Arslan TEKİN

Akşemseddin ile Fatih’in ilişkisini düşündüm de... O zaman hâliyle Mercedes yok! Fatih, Akşemseddin’e ne verebilirdi? Saray ahırından bir rahvan at verebilirdi.  “Saray Havuzu” nda tayyare de yoktu. Ancak tahterevan gönderebilirdi!

İstanbul’un fethinde müessir bir âlim Akşemseddin.

Evliya Çelebi Seyahatnâme’sinde, “Asker-i İslâm bir yirecem’oldukta yetmiş yedi adet Mazanna-i kirâme kibar-ı evliyaullahtan sultanlar var idi. Cümleden biri Akşemseddin ve Sivasî Kara Şemseddin ve...”  diye yazar ve birçok isim sıralar. İlk zikrettiği isim Akşemseddin’dir.

“Mazanna-i kirâme”  sözünde mana derin.  “Kirâm” saygıyı ifade eder.  Üzerinde durulması gereken kelime  “mazanna”.  “Zann”dan geliyor. Arapça. Tasavvufî bir söz;  “velî olduğu zannolunan” demektir.

Hatırlatırım; Sultan Mehmed İstanbul’u aldığında daha 21 yaşındaydı. Onu olgunlaştıran  “mazanna-i ricâl”dir. Ne diyor Ârif Nihat Asya ünlü Fetih Marşı’nda:  “Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın!” O yaşı idrâk edebilmek için Fatih’i ve  “Fetih” i bilmek gerekiyor.

Akşemseddin, Fatih daha şehzadeliğinde Manisa’dayken, onu İstanbul’un fethiyle müjdelemiştir.

Bu müjdenin bağlantısını da yazayım size:

Fransızlar ta Filistin’e gelmişler, karaya asker çıkarmışlar ve şehirleri yağmalayıp ganimetlerle, esirlerle dönmüşler. Haber Manisa’ya da ulaşır. Şehzade Mehmed çok üzülür, çok ağlar. Evliya Çelesi, kendisine özgü diliyle o müjdeyi de nakletmiştir. Akşemseddin, Fatih’e:  “İslâmbol’ufethideceğin günler pişmiş helva yersiz.”  der. Önce  “pişmiş helva” ile İstanbul’un fethi arasında bir bağ kurulamaz. (Sonra anlatacağım.)

Akşemseddin’in Fatih’e yazdığı mektubu biliyor musunuz?

İstanbul’u almak için var güçle savaşılıyor. Ama  “düşman”a yardım gecikmemiştir. Bir umutsuzluk havası doğar.

Akşemseddin, Fatih’e mektup yazar. Mektubun özü şu:  “Asla yılmayacaksın. Sert tedbirler alacaksın. İkiyüzlüler seni kararından vazgeçirmeye çalışırlar; asla onlara uyma.”  Sonra  “İşlerini daha sıkı tutmandan ve sert davranmandan daha başka çare olmadığı anlaşıldı. Sonuçta Allah’ın yardımıyla biz burada utanan ve gücenen değil, ferahlayan, yardım edilen ve muzaffer olarak dönen oluruz.”  der.

Bu mektubu ilk defa, İnönü’nün Maarif Vekili Hasan Âli Yücel, fethin 500. yıldönümü münasebetiyle  “Akşemseddin’den Fatih’e”  başlığı altında yayınlamıştır. (Cumhuriyet, 17 Temmuz 1953). Biz mektubu aslıyla karşılaştırmalı yeniden okuduk. Mektubun aslı, Halil İnalcık’ın kurduğu metin, hepsi bir arada  “Akşemseddin Fatih Fetih”  kitabımızdadır.

H. Âli Yücel mektubu ayrıntılı yorumlamıştır. O yorumu da kitabımıza aldık. H. Âli Yücel mektup için,  “Bu vesika basit bir nâme değil fethin hüccetlerinden biridir.”  yorumunda bulunur.

“Pişmiş helva”  yendi mi? Yendi. Fransa Kralı, kızını Bizans Kralı Kostantin’le nişanlamıştı. Fetih sırasında kız İstanbul’a gelmiş; ancak, Türklere esir düşmüş ve Fatih onu kendisine eş almıştır. İlk gecesinin ertesi Akşemseddin Fatih’e  “Pişmiş helva yediniz mi?”  diye sorar. Padişah ise  “Hayır.” cevabını verir. Akşemseddin gerdek gecesini kastederek  “Bu gece yediniz!” der.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları