Fırat Kalkanı henüz hedefine ulaşamadı

A+A-
Armağan KULOĞLU

Fırat Kalkanı Operasyonu başlayalı dört aya yakın bir süre oldu. Ancak istenilen sonuca ulaşıldığını söylemek mümkün değil. Harekâtın bir müddet daha devam edeceği bekleniyor.

Harekâtın ÖSO'ya dayandırılması, operasyon süresini uzatıyor

Harekâtın amacı, sınırımıza dayanan, hatta topraklarımızda sorun yaratan IŞİD/DEAŞ terörünü bertaraf ederek uzaklaştırmak, daha da önemlisi PYD kantonlarının birleşerek koridor oluşturmasına engel olmaktı. Harekât bu amaca yönelik olarak TSK desteğiyle ÖSO tarafından başlatıldı.

TSK'nın bu operasyonu doğrudan değil de, ÖSO'yu destekleyerek yapmasının sebebinin, Türkiye'nin bir toprak işgali değil, yerel unsurlarla birlikte bölgeyi terör örgütlerinden temizlemek olduğu düşüncesinden kaynaklandığı düşünülmektedir.

Ancak ÖSO'nun, mevcut itibariyle yeterli, güçlü ve istenilen düzeyde eğitimli olduğuna ilişkin bir kanaat yoktur. Ayrıca çeşitli gruplardan oluşan bu gücün, aralarında zaman zaman anlaşmazlıklar çıktığı da görülmüştür. Bu nedenlerle operasyonun ÖSO'yu zorlayarak icra edilmesinin, harekâtın hızını yavaşlattığı değerlendirilmiştir.

Diğer taraftan harekâtın ÖSO'ya dayandırılmasından dolayı, TSK'nın operasyona yeteri kadar kuvvet tahsis etmediği de düşünülebilir. Başlangıçtan itibaren TSK'nın manevra gücü olarak biraz geride durmasının, fazla zayiat vermeme düşüncesinden kaynaklandığı da söylenebilir. Ancak buna rağmen 20 şehit verildiği ve 100'e yakın yaralı olduğu dikkate alındığında, bu düşüncelerin yerinde olmadığı anlaşılmaktadır.

Harekât uzadıkça sorunlar artıyor

Günümüz muharebelerinde genel olarak süratli hareket etmek gerekir. Üstelik bu husus, kuvvetlerini çeşitli yerlere dağıtmış düşmana karşı, kısa sürede başarı kazanılması için daha da önem kazanır. Harekâtın süresi uzadıkça hasmın hazırlık yapmasına, çeşitli yerlerde bulunan kuvvetlerini istediği bölgede toplamasına ve terör kabiliyetini kullanmasına fırsat verilmiş olur. Nitekim IŞİD/DEAŞ'ın, El Bab'da bu yönde hareket ettiği görülmüştür.

Diğer taraftan özellikle bu bölgede, çeşitli çıkarları bulunan küresel, bölgesel ve yerel güçler, çıkarlarına ters düşen durumlarda harekâta müdahale edebilirler, hatta birçok müdahaleyi "kim vurduya" da getirebilirler. El Bab bölgesinde birliklerimizin hava ve terör saldırılarına maruz kalmasını bu nedenlere bağlamak mümkündür.

Bu durumda harekâtın uzaması, sorunların artmasını da beraberinde getirmektedir. Uzadıkça da sorunların daha da artması muhtemeldir. Bu konuda bir seri yazdığım yazılardaki, harekâtın hızının artırılması ve ÖSO'ya fazla bel bağlamadan TSK'nın yeteri kadar kuvvet tahsis ederek harekâtı kısa sürede sonuçlandırması düşüncemde ısrar etmekteyim.

El Bab bölgesinin ele geçirilmesi yeterli değil

El Bab bölgesinin ele geçirilmesi, 95 km. genişliğinde, 45 km. derinliğinde güvenli bir bölge oluşturulması için yeterli olabilir. Ancak bu durum, güvenliğin sürekli kılınması ve PYD varlığının ve gücünün zayıflatılması için yeterli değildir. Bunun için bölgede tam kontrol sağlanmalıdır.

Ayrıca menfaatlerimizi koruyabilmek için, öncelikle Menbiç bölgesinden çekildiği söylenen PYD'nin, bu bölgeyi boşalttığından emin olunmalıdır. ABD'nin, PYD liderlerinin çekildiğini söylemesi yeterli değildir. SDG adı altındaki güçlerin de burayı boşaltması ve Fırat'ın doğusuna çekilmesinin sağlanması gerekmektedir. Bu bölgenin de, TSK ve ÖSO'nun oluşturduğu güvenli bölge içinde olduğu deklare edilmelidir.

Diğer taraftan yine tehdit olarak görülen Afrin bölgesindeki PYD'nin de burayı boşaltması sağlanmalıdır. Gerekirse güç kullanılmalıdır. Böylece PYD'nin koridor ümidi sonlandırılmalıdır.

Bundan sonraki aşamada Suriye'nin toprak bütünlüğünün sağlanmasına önem ve öncelik verilmeli, bu konuda başta Rusya'yla, daha sonra İran ve Suriye yönetimiyle iş birliği yapılmalıdır. Toprak bütünlüğü sağlanamadığı takdirde dikkat, kuzey bölgede Fırat'ın doğusunda oluşacak, ABD destekli, PYD/PKK tabanlı Kürt oluşumuna teksif edilmeli, sözde "Büyük Kürdistan"a giden yol tıkanmalıdır.

  • Yorumlar 3
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları