Foyalar meydana çıkarken

A+A-
Altemur KILIÇ
Türkçemizde, siyasete, günlük olaylara denk düşen deyimler var; “Vehbi’nin Kerrakesini” yazmıştım... “Nice Hacının haçı çıktı ziri begalde” sözü vardır. Yani, Hac farizasında müminler, şeytan taşlamak üzere ihramlara bürününce, asıllarının ne olduğu, “gerçek Müslümanlar olmadıkları”  anlaşılır anlamında. Bir de “foyası” meydana çıktı derler; sahteliği, saklanan kişiliği, gizlice planlanan emelleri, ucuzluğu, rötuşlarla gizlenen bilinmesi istenmeyeni, ayrıntıları bir şekilde ortaya çıkıp “gerçek yüzünün görülmesi durumunu anlatan”  bir deyimdir bu! Şu sırada “Foyalar” meydana çıkıyor ve  “Kokuşmuş bir şeyler oluyor”, Türkiye Cumhuriyetinde, daha doğrusu AKP “Krallığında”.

Hedefteki savcı
TSK mensuplarının, yüksek komutanlarının savcılar tarafından ifadeye celp edilmeleri. Muvazzaf subayların tutuklanmaları ve nihayet Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı Sayın İlhan Cihaner’in, bir “diğer” Başsavcı, Erzurum Özel Yetkili Savcısı, Osman Şanal tarafından makamının ve evinin aranması, sonra da tutuklanması, gittikçe yayılan ve ülkemin havasını gittikçe daha fazla zehirleyen kahredici olgular!
Bazı cemaatlerin üzerine gittiği için, hedef olan Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner, Ergenekon İddiasına göre  “irtica ve cemaatle mücadele darbe planını”  fitillemiş!.. Tarikatlar, tekkeler, cemaatler kanunlara göre yasak ama ortalıkta cirit atıyorlar, siyasetin odağındalar! Çetiner görevini yapmış, bunları ve Erzincan’da İsmailağa cemaatini sorgulamış! Günahı bu! Çok ilginç bir ayrıntı, daha doğrusu korkunç gerçek de, Cihaner’in şu söyledikleri:  “İsmailağa cemaatine ilişkin soruşturma sırasında şüpheliler gözaltında iken Cemil Çiçek beni telefonla aradı ve cezanın alt ve üst sınırını, cezaevlerinin doluluğunu ve genel seçimler öncesi kendilerini siyaseten çok zorda bırakacağını söyleyerek, gözaltındaki şüphelileri salıvermemi istedi. Ben yasal gereğini yapacağımı söyledim ve yaptım!”
 Ayrıca Cihaner, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdür Yardımcısı Çetin Şen’in de kendisini cep telefonundan arayarak  “Böyle soruşturmalar insanın başını derde sokar. Ankara’da ortalık toz duman. Yaptığın soruşturma Ergenekon soruşturmasına misilleme olarak algılanacaktır”  dediğini de ifade ediyor! Kısacası  dokunanı yakıyorlar!

Hukuk tarafı
Bu tutuklamaların hukuki yönleri en azından tartışmalı. Saygın Hukukçular  “Hukuka aykırıdır” diyorlar; değerli hukukçu Turgut Kazan ve diğer gerçek uzmanlar “Yapılan arama kesinlikle yasalara aykırıdır” diyorlar. Henüz şekli ve üyeleri değişmemiş ve siyasete alet edilememiş HSYK da bu hoyrat  “soruşturmaya” itiraz ediyor, Yargıtay Başsavcısı da olayı incelemeye aldı.
Son yıllarda, bu günlerde Ordu ve komutanlarına yapılanların asıl sebebini bir okuyucumuz özetlemiş:  “Uygar ve modern bir toplum olabilmek için çıkarılan 30 Kasım 1925 tarihli Tekke ve
Zaviyelerin kapatılması kanununun rövanşıdır bu”.
Yalakaların, sözde aydınların, aylardır günlerdir, Orduya karşı yazdıkları “Ordu değişmeli. Nihayet vesayeti altından kurtuluyoruz”  müjdeleri, bu irtica ormanında zehirli bitkiler. Asıl büyük tablonun anlamı, geleneksel ve bugünkü anlamı ve ruhuyla Ordunun kendisinden, tümüyle kurtulmak! Çünkü Ordu bugün, tüm gericilerin, tarikat ve cemaatlerin, emelleri önündeki en büyük engel. Ve dahası, bölücülerin emellerine karşı da en büyük savunma gücümüz. Etkisiz kılınırsa, emellerine kolayca nail olacaklar! Ama ortada bir çelişki var; Orduya karşı olan sözde aydınlar, gericiliğin odağı olan tarikat ve cemaatleri nasıl kabullenirler ve aleyhlerinde tek kelime yazmazlar? Neden, Türkiye’yi kaosa sokan  “Ergenekon kapsamındaki”  aşikâr hukuk ihlallerini, suçları sabit oluncaya kadar masum sayılmaları gerekenleri, evrensel hukuk kurallarına aykırı olarak, aylarca tutuklu kalmalarını, hiç olmazsa, “insan hakları”  açısından, kınamazlar? Tüm bu devrim düşmanları, İkinci Cumhuriyetçiler arasında, hiç de kutsal olmayan bir fesat ve tezvirat ve ihanet “ittifakı”  var... Hepsi şimdi savcıların, askerlerin tutuklanmaları üzerine, manşetlerinde kına yakıyorlar!
Ve Sayın Orgeneral Başbuğ bizlerden ve asıl genç Subaylardan “bağırlarımıza taş basmamızı”  istiyor. Emirleri olur, ama  “bağırlarımıza bastığımız sabır taşları” bizleri çok yakıyor!
  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları