Fransa’da Türk olma sorumluluğu

A+A-
Arslan TEKİN

Bizzat kulislerin içinde olan, bizzat lobi yapan bir Türk... Uzun yıllar Fransa’da... Üniversiteyi orada okumuş, şimdi siyaset ilmi üzerine doktorasını bitirmek üzere.
Bir Türk olarak sorumluluklarının şuurunda ve ona göre hareket ediyor. Bizzat Fransız milletvekilleri ve senatörlerle görüşüyor.
Kim derseniz, fanatiklerin hedefinde olmaması için ismini vermeyeceğim, sadece isminin baş harflerini yazacağım.
Fransız’da “Ermeni soykırımı”nı inkâr edene ceza konusunu ele almıştım... Bizzat şahit olduklarımdan hareketle, halkla hükûmetin tavrını karıştırmayalım, demiştim.
Y. Ç., yazımı okumuş. Bir e-posta gönderdi. Sonra yazışmaya başladık. Oraları tanıyan kişilerin sözlerine itibar etmek gerekir. Bundan sonra söz Y.Ç.’nin:
“Sayın Arslan Tekin Bey,
Bu Ermeni konusu, şimdilik, Senato ve Meclis’teki, gerek Türk dostları -ki burada düşmanımız kadar dostumuz da var, önemlisi olayı yalpa yapmadan anlatmak- ve gerekse sunulan kanunu, anti-hukukiliği açısından uygun bulmayanların başvurusu ile iptal edilecek.
30/01/2012 akşamı Stèphane Hessel’e verilen bir ödül törenindeydim. Ödül töreniyle ilgili küçük bir anı: Hessel, Buchenwald toplama kampında kalmış, o akşam, uzlaşma, kinden uzak durma konusunda Daniel Cohn Bendit’le beraber çok güzel lâflar etti ve şiir okudu, dans etti 94 yaşındaki adam!
Çıkışta tanıdık bir senatör, Andrè Gattolin  -yeşil ve çevreciler grubundan- bir şeyler içmeye davet etti. 7 kişi -tek Türk benim- 1 saatten fazla sohbet ettik: özet olarak, senatör kanuna karşı -red oyu verdi-, ama nereye kadar? uzlaştığımız olay şu: Kafayı kuma gömerek hiçbir şey yapamayız.
- Orly olayında, yapılan savunmayı ve Türkiye’nin o dönemde Asala’yı mahkûm ettirdiğini, Mümtaz Soysal ve Türkkaya Ataöv’un bu konularda neler yazdıkları, neler yaptıkları hiç bilinmez. Ve biz de havanda su döveriz. Hiç unutmam, bir gün Citè Internationale’de yemek yerken bir Ermenistanlı Ermeni kızla kapışmamızı. Nasıl kinci bir bakıştı o! Bana. “Hem Fransa’da oku, hem de soykırım yok de! Bu nasıl iştir!” demişti ama, sorunu iyi bilince nasıl olaylar olduğunu anlatabilirsen tartışılır. Yoksa hiçbir şey olmadı demek bizim en büyük defomuz.
- Simdi tam zamanı su soruyu sormanın: ’Yahu o kadar Ermeni nereye gitti?’ Bu soruyu cevaplayıp tarihsel çerçeveyi iyi okumak gerek. Ben Agos’un sitesinden o kadar bilgi edindim ki anlatamam! Abdülhamit’in maliye bakanının “Kasapyan Paşa” adındaki Ermeni olduğunu Fransız’a ya da soykırım yaptınız diyene anlatınca afallayıp kalıyor.
Yıllar önce, Ermeni konusunda ne kadar Fransızca kitap varsa, ki en çok Fransızcadır, bir yaz boyu okudum. Bunların en meşhuru Yves Ternon’dur ki kendisi ’Prof.’unvanını geçen yıllarda Montpellier Üniversitesinden “Osmanlı İmparatorluğu” adındaki kitabıyla almıştır ve tabii ki ana tema “soykırım” hikâyesidir. En çok üzerinde durulan Talat Paşa’nın Halep valisine çektiği sahteliği ortaya çıkmış telgraf. Patrick Deveciyan bile o telgraftan yola çıkıyor.
- Ve bugün; bu yasanın iptali için Conseil Constitutionnel’e basvuran az sayıdaki dostlarımızın, seferber olununca neler yapabileceklerini gösterdi. Conseil Constitutionnel iki başvuru yapıldı; 2012-647 DC numaralı muracaatla.
Biri 77 senatör, öteki de başını Jean-Paul Garraud ve Jacques Myard’in çektiği 65 milletvekili tarafından.
Şimdi ne olur? Eski adalet bakanı Robert Badinter açıklamıştı, bu kanun anayasaya aykırı diye. Öte yandan, senatonun hukuk komisyonu da bu yönde rapor yazıp kanunun senatoda görüşülmemesini istemişti ama politik nedenlerden geri çekilemediler. Hem başkanlık seçimi, devamında da genel seçimler haziranda var ve söz verdiler Ermenilere. Yani iki ayak bir pabuçta misali. Sonuç bence şu olur: Anayasa Mahkemesi bu kanunu iptal eder, Sarkozy bu işten iki taraflı kârlı çıkar, ne yapayım anayasa böyle der!
Yok TOBB lobi tutmuş da, yok seçilmişlere mektup yazılmış da vs. Şüphesiz bazı etkileri olur ama asıl önemlisi sürekli bir temas hâlinde olmak ve her Avrupalıyı Haçlı ya da emperyalist zihniyetin temsilcisi olarak görmemek lâzım.” Y.Ç. 

***


Y. Ç., Mümtaz Soysal ve Türkkaya Ataöv’ün 1983’teki savunmalarını hatırlatıyor. Prof. Dr. Soysal’ın savunmasını göndermiş. Prof. Dr. Ataöv’ünkini de bulunca iki savunmayı bu köşede ele alacağım.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları