Fuat Köprülü ve millî edebiyat...

A+A-
Ahmet SEVGİ

"2016", UNESCO tarafından Fuat Köprülü'yü (1890-28 Haziran 1966) anma yılı olarak ilan edilmişti. Dün de Köprülü'nün ölüm yıldönümüydü. Gerek yıl içinde gerekse dün, 20. yüzyılın en büyük Türk âlimi ve Sorbonne'a Türk bayrağını çektiren ilk zat olarak bilinen Ord. Prof. Dr. M. Fuat Köprülü'yü kaç kişi andı? Tarihe mâl olmuş değerlerini nisyan sayfalarına terk eden milletlerin istikbali karanlıktır. Kadirbilmezlikten daha kötü huylu bir hastalık var mıdır?

Bu düşünceler ışığında bugün biz Fuat Köprülü'nün pek bilinmeyen "Bugünkü Edebiyat" (İst. 1924) adlı eserini ele alarak onun "millî edebiyat"la ilgili bir tespitini aktarmak ve bu vesile ile ölümünün 50. yıldönümünde üstadı hayırla yâd etmek istiyoruz...

Bilindiği üzere "millî edebiyat" tartışmaları Ömer Seyfeddin'in "Genç Kalemler" dergisinde: "Eskilerin İran'a, yenilerin de Fransa'ya yöneldiklerini, dolayısıyla edebiyatımızın millî olmadığını" iddia etmesi üzerine başlamıştı.

Doğrusu, millî edebiyat bir milletin özelliklerini yansıtan edebiyattır. Maalesef eskiler Doğu'yu, yeniler de Batı'yı taklit etmişlerdi. Bu sebeple, hem rûhen hem de şeklen bize ait olan bir edebiyata ihtiyaç vardı. "Millî Edebiyat" akımı böyle bir ihtiyaçtan doğmuştu.

Fuat Köprülü sözünü ettiğimiz eserinin (Bugünkü Edebiyat) birinci bölümünü "Millî Edebiyat Meseleleri"ne ayırmıştır: Millî Edebiyat, Edebiyatta Şahsiyet, Edebiyatta Marazîlik, Millî Vezin, Millî Edebiyatın İlk Mübeşşirleri, Hayat ve Edebiyat, Yapma Edebiyat, Edebiyat ve İlim vb. makalelerle millî edebiyat meseleleri eserin ilk bölümünde enine boyuna tartışılmıştır.

Fuat Köprülü'ye göre: "Millî edebiyat, millî şahsiyeti en yüksek derecede gösteren ibdâî edebiyat demektir". Gayet tabii, burada öncelikle "ibdâî edebiyat" tabiri üzerinde durmamız gerekiyor.

"Sözlük"te: "Nümunesiz bir şey vücuda getirmek" diye tanımlanan "ibdâ", bir edebiyat terimi olarak: "Evvelden misli ve naziri görülmemiş tarzda şiir söylemek" anlamına gelir. O halde "ibdâî edebiyat", taklîdî olmayan, özgün edebiyat demektir. Dolayısıyla Doğu yahut Batı mukallidi ediplerin kalem mahsûllerini millî saymak doğru değildir.

Bence "taklîdî edebiyat"la "ibdâî edebiyat" (millî edebiyat) arasındaki fark "fotoğrafçı" ile "ressam" arasındaki farka benzer. Fotoğrafçı, objektifine takılanları aynen yansıtırken ressam, tabiatta gördüklerine kendi rûhundan bir şeyler ekler. Aynı şekilde "ibdâî edebiyat"ta da (millî edebiyat) hâkim unsur yazarın mensup olduğu milletin rûhu olmalıdır.

Bir yazar, eserlerinde öncelikle kendi milletinin rûhunu yansıtmalıdır. Zira, millî edebiyat bir "zevk" ve "ruh" meselesidir. Edebiyat, bir milletin değer yargılarını ve genetik özelliklerini yansıttığı ölçüde millîdir.

Konuyla ilgili daha geniş bilgi sahibi olmak isteyenler Fuat Köprülü'nün "Bugünkü Edebiyat" adlı eserini muhakkak okumalıdır.

Bu vesile ile Fuat Köprülü'yü ölümünün 50. yıldönümünde saygıyla anıyoruz. Rûhu şad olsun!

 

 

  • Yorumlar 1
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları