Füze kalkanı gerçeği

A+A-
Haydar ÇAKMAK

NATO’nun 18-20 Kasım Lizbon Zirvesi 28 NATO üyesi ülkelerde ilgili kişi ve kurumların dışında kamuoylarının gündemine girmemiştir. Bunun tek istisnası Türkiye’dir. Teknik bir konunun basında bu kadar tartışılmasının en önemli nedeni AKP iktidarının bütün iç ve dış olayları lehine çevirmek ve kullanma geleneği, NATO zirvesi için de devam etmiştir. Başbakanın ileride seçim malzemesi yapabileceği hiçbir toplantıyı kaçırmaması ve riskli toplantılara Cumhurbaşkanını göndermesinin iki temel nedeni vardır; birincisi, sorun çıkarsa bunu hükümet değil devlet yapıyor numarası, ikincisi ise Abdullah Gül’ün Türkiye’nin aleyhine olabilecek kararlarda imzasının olması ve İslami camia önünde sıkıntıya sokularak kişisel çıkar elde etmektir.
Gelelim asıl konumuz olan Füze Kalkanına; bu proje Bush döneminde kararlaştırılmış 2007’de düğmeye basılmıştır. Ancak önemli bir ayrıntı, bunun sadece ABD’nin kendi ulusal bir projesi olarak planlanmasıdır. Başkan Obama 2009’da iktidara gelince seçim propagandasında verdiği barışçıl bir dünya sözü çerçevesinde bu projeyi rafa kaldırır gibi yaptı. Ancak Amerikan küresel çıkarlarını planlayan kurum ve kişiler “artık zamanı geldi şimdi işbaşı” deyince Obama 2010’un başında bu füze ve dinleme tesisleri planını uygulamak için Polonya, Macaristan ve Çek Cumhuriyetlerini bu konuda ikna etti. Ancak Rusya, eski Sovyet cumhuriyetlerine yerleştirilecek bu yeni tesislerin kendisine yönelik olacağı ve eski Sovyet cumhuriyetlerinin üyeleri nezdinde itibar kaybedeceği düşüncesiyle projeye enerjik bir şekilde karşı çıkmıştır. Ayrıca bu ülke halkları da özellikle Çeklerin büyük bir çoğunluğu bu sistemlere karşı çıkmışlardır. ABD bu sistemlerin Rusya’ya karşı olmadığını ısrarlı bir şekilde söylese de Rusya ikna olmamış ve bir de fikir vermiştir; madem bu füze ve dinleme sistemleri savunma amaçlı ve İran, Kuzey Kore gibi doğu ülkelerine yönelik, o zaman bu projeyi ulusal bir proje olmaktan çıkar, bir NATO projesi yap ve NATO üyesi Türkiye’ye yerleştir, biz de destek verelim...
Lizbon zirvesinde bilindiği gibi sistem bir NATO planlaması sıfatıyla gelmiş, Türkiye başta olmak üzere küresel bir amaç taşıyan bir çok NATO üyesi ülkeyi kapsayacak şekilde yerleştirilmesi hususu oybirliği ile kararlaştırılmıştır. Bu sistemde Standart Avcı Füze ( SM-3 ) veya diğer adıyla Füze Önleyici Füze bir başka ifadeyle düşman ülkelerden fırlatılan bir füzeyi atmosferde yakalayarak yok etmeyi amaçlamaktadır. Bu sistem kara ve denize de AEGİS tipi gemilere yüklenme özelliği vardır. Düşmanların fırlattığı balistik füzelerin tepitini yapmak için ise X-BAND adında bir radar sistemi yerleştirilmesi gerekir. İşte bu radar bir başka ifadeyle dinleme tesisleri Türkiye’ye yerleştirilmek istenmektedir. Aynen soğuk Savaş döneminde Trabzon, İncirlik ve Sinop’ta olduğu gibi. 1990 sonrası Türkiye’deki dinleme tesisleri sökülmüştü. Şimdi yenileri kurulmak isteniyor, işin özeti budur. Bu sistemin sadece İran ve Kuzey Kore’yi hedefleyeceği söyleniyor, ama müsaadeleriyle ben de Çin’i ilave etmek istiyorum, hem de İran ve Kore’den ziyade Çin’i hedeflediğini söylemek istiyorum. Çin’in sorun çıkartacağını, ciddi bir güç olacağını ABD, AB ve Rusya anladı ve sessizce işbirliğini sağladılar. Türkiye’yi de ileride Çin-İran ittifakının dışında tutmak için sistemin bir parçası haline getirdiler. Ez cümle, kötü bir iş midir?.. Hayır, Türkiye batı ittifakının içinde kalmalıdır. 
En önemli tartışma konularından biri, bu sistemde ateşleme düğmesinin kimin elinin altında olacağıdır. 2011 yılından itibaren başlanacak ve yaklaşık on yıl sürecek 12 milyar dolar civarında bir maliyeti olacak ve yapılan mutabakata göre düğme NATO bünyesinde bütün üye ülkelerden kurulacak bir komisyonun elinin altında bulunacak ve masraflar ortak karşılanacak. Masrafların ortak karşılanması hususunda en ufak bir şüphemiz yok ancak ikinci bir ateşleme düğmesinin ve sistemi bloke edecek ayrı bir aygıtın ABD’de bulunacağında şüphemizin olduğunu söylemekten kendimi alamıyorum. 

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları