Fuzûlî ile Kerkük sohbeti...

Mevlüt Uluğtekin YILMAZ

Sen, azâmet çağının şâirisin Ey Fuzûlî! “Türk Asrı” nın bulunmaz lezzetli meyvesisin! Arapça’nın egemen olduğu bir mekânda Türkçe’nin sesisin! En ilginci, Türk gücünün doruğa ulaştığı o çağda, sen bir başka doruksun! O çağa bakıyorum; meslektaşların gururla hep seni anmışlar. Kanunî devrinde seninle aynı çağda yaşayan Bâki sana nazire yazmış. Yahya Bey, Hayâli Bey de öyle... Bağdatlı Rûhî, Celâl Çelebi, Caferi, Şâhi hep senden söz etmişler şiirlerinde... 17. ve 18. yüzyıllara ulaşmış gücün: Nâilî, Nedim, Şeyh Galip etkinde kalmış; şiirlerinde sana yer ayırmış; nâzireler yazıp hayranlıklarını dile getirmişler...
Ey Fuzûlî! Seninle sohbetimiz sürerken aklıma geldi:
Öyle ya, sen Irak Türküydün! Ve sen o çağda Türk bilirdin, Türk yurdu sayardın,  “Burcu evliyâ”  dediğin Bağdat’ı! Ah Fuzûlî... Şimdi bir görsen o diyarları... Türk’ün esamesi okunmaz oldu. Bıçak açmaz ağızları; diller paslı. Kerkük’te, Telafar’da Türkmenim yaslı! Devir-devrân öyle değişti ki... Senin devrinde, İstanbul’da, Han Otağı’nda vurunca Mehter’in kösü, yankılanırdı Bağdat’ta, Kerkük’te sesi! Şimdi... Şimdi boynu bükük hoyratlarla sesleniriz oralara:
Türkümüz var
Şarkımız, türkümüz var
Bilsin ki, unutanlar;
Kerkük’teTürk’ümüz var!
Ah Fuzûlî, ne kadar şanslısın şimdi yaşamadığına! Sen, o devirde, o mekânda, Selçuklu kartalının kültür kanatlarıyla, Osmanlı fermanının rahatlığıyla harikalar yarattın Türkçe’yle!
Bizim çağımızda ise, senin kardeşin Türkmenler ipe çekilir oldu!
İyi ki yaşamadın 1959 yılının 14 Temmuz’unu... Senin yolundan gidenlerin pek çoğu, 14 Temmuz günü şehittiler! Ey Fuzûlî, haydi biz çekilelim aradan; şimdi o şehitler konuşsun:
Bizler, şehâdet şerbetini  içenlerdeniz!
Bizler, Türklük uğruna tatlı  candan geçenlerdeniz!
Adım, Osman Hıdır.
Mekânım, Arslan Yatağı,
Suçum: Kerkük’te Türk olmaktır!
Nasıl anlatayım bilmem ki...
Karşımda itler gibi ürüdüler,
Sonra öldürdüler!
Çırılçıplak soyup;
Cesedimi sokaklarda sürüdüler!
Adım, Osman Hıdır!
Bu zalım yerde,
Türk’ün kaderi budur!
Ben Ata Hayrullah!
İki Jip arasına gerdiler önce
Sen lidersin dediler,
Sürdüler... Sürüdüler...
Ağaca asıp; cesedime  tükürdüler!
Ben, Ata Hayrullah!
Alışamadım öz yurdumda  tutsaklığa,
Binlerce yıl önce geldim  Kerkük’e,
Biliyorum evvelallah!
Adım, Seyyid Gani!
Baltalarla parçaladılar beni!
En şanslısı benim belki,
Dar geldi bu Kerkük bana dar!
Devirdim karşıma geleni
Son nefesime kadar!
Bir ara Süleyman’ı gördüm
Onu arkadan vurdular!
Ben, Abdullah Beyatlı!
Ben, Kasım Neftçi!
Ben, Adil Hamit!
Ben, Hacı Necim!
Ben, bütün KERKÜK!..
Ey Fuzûlî, şimdi o diyârda yaşamak ölümden beter! 1959 yılındaki Türk katliamı yıllar sonra da devam etti. Okyanus ötesinden gelen insan kılıklı yaratıklar, eşkıyayı dağdan indirdiler; Türkmen’imi Kerkük’te ve tüm Irak’ta sindirdiler!
Sen o çağda Hadikat-üs Suadâ’nın girişinde  “Dünyanın en büyük ve erdemli halk zümresini teşkil eden Türkler”  için övgüler dizmişsin... Doğru demişsin! Büyüklük nasıl olur? Türk budunlarının birbiriyle kardeşçe yaşamasıyla, bilimde, teknikte, ileri gitmekle... Senin çağından beri yatan ulu Türk kültürünü ayağa dikmekle!
Ve bir müjde vereyim Ey Fuzûlî! Kardeşçe günlere  “merhaba” diyor Anadolu ve Ulu Türkeli!
Ankara, Bişkek, Bakû, Astana, Taşkent, Aşkabad; hür olmanın, bir olmanın, büyük olmanın coşkusunu yaşıyor!
O coşku taşar bir gün,
Kerkük’ü de aşar bir gün!
Rahat uyu Fuzûlî,
Türk’e karşı düşmanlık;
Kâr getirmez fuzûlî!..

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş