Gaddar olursa devlet

A+A-
Agah Oktay GÜNER

Büyük şairimiz Abdülhak Hamid Tarhan:
“Gaddar olursa devlet, o millet eder kıyam
 Mağdur olursa millet, o devlet bulur hitam.”
Beyti ile adeta Tunus’un tablosunu çiziyor. Tunus, Fas, Cezayir Osmanlı Devletimizin çok aziz topraklarıdır.  Osmanlı bu toprakları tam bir adaletle yönetti. Devletimiz iç gailelere boğulunca Fransızlar Tunus’u işgal ettiler. Tunus başta olmak üzere Fas’ın, Cezayir’in kaybı yürekleri dağladı. Hâlâ Anadolu’da,  evlenen kız baba evinden çıkarken yanık bir melodi ile uğurlanır. Bu müzik parçasının adı Cezayir’dir.
Tunus, Fransız diktatörlüğünün kurduğu zulüm düzeninden kurtuldu ama zalimlerden kurtulamadı.  Tunus ve diğer  eski sömürgeler bağımsızlığa geçerken emperyalist ülkeler aldığı mali ve ekonomik tedbirlerle  görünüşte tam bağımsız gerçekte  yarı bağımlı  devletler kurdular. Yeni devletin yönetici kadrosunun M.Kemal şuurundan uzak olduğu da bir diğer acı gerçektir.
Hz. Ali şöyle buyuruyor: “Bütün dünyayı verseler ve buna karşılık bir karıncanın ağzındaki daneyi almamı isteseler, bu zulmü yapmam.” İşte, devletin yönetiminde bulunanların riayet edeceği ölçü budur.  Kanunun bittiği yerde zulüm başlar. 
Yaradanın ilahi sisteminde zulmün yeri yoktur. 
Tunus’ta bir diktatör vardı. 20 seneyi aşkın zaman kendisini alkışlamayanları susturdu, hapishanelerde çürüttü. İnsanlar ne suç işlediklerini, ne ile itham edildiklerini bilmeden aylarca, bazen yıllarca zindanlarda kaldılar.  Muhalefet hiçbir yerde sesini duyuramadı. Basına sansür uygulandı. Halkın ihtiyaçlarına ilgisiz, taleplerine karşı kör, merhametsiz  bir rejim hüküm sürdü. 
Tunus’ta bir genç adam kendisini yakarak isyanı başlattı. Ne polis, ne ordu halkı durduramıyor.  Açlık, işsizlik, diplomalı aydın işsizliği, can güvenliğinin olmayışı Tunus’taki kazanı kızdırdı ve sonunda patlattı. Halk, zulüm döneminin isimlerini  artık başında görmek istemiyor. Onların kabineye alınmasına tahammülü yok.
Suudi Arabistan’a kaçtığı ifade edilen eski devlet başkanı ve ailesiyle ilgili sayısız yolsuzluk söylentisi var. Eğer ülkede gerçek bir demokrasi  olsaydı bu iddiaların doğruluk derecesi  hemen tespit edilebilirdi.   
Dileğimiz en kısa sürede Tunus sokaklarındaki heyecanın, yerini huzura, sükûnete ve akla terk etmesidir. Aksi halde bu güzel memleket akıbeti belli olmayan bir felakete sürüklenebilir.  İkinci önemli konu Tunus örneğinin bütün diktatörlere ve tek adam olma rüyası görenlere ibret olmasıdır. Değerli şairimiz Tevfik Fikret’in sanki aşağıdaki mısra’ı, ihtirasının zirvesine çıkmış ancak gafletinden, hakikati göremeyenler için söylemiştir:
“Zulmün topu var, güllesi var, kal’ası
varsa,
Hakkın da bükülmez kolu, dönmez
yüzü vardır”
Bu halk hareketi Tunus ile sınırlı kalacak gibi görünmüyor. Cezayir yine kaynıyor. Mısır’da  Mübarek aleyhtarı gösteriler yapılıyor. Lübnan karışık. Son olarak Arnavutluk’ta ciddi muhalif hareketler başladı.
Tunus’un komşularından başlayarak, halkın ezildiği, yoksulluk çektiği ülkelerde benzer hareketler başlaması, polis ve hatta ordu ile çatışmalara girilmesi sürpriz olmayacaktır.
Bir devletin ekonomik  rakamları olumlu bir tablo çizse de eğer gelir adaletsiz bir biçimde dağılıyorsa, orada karışıklık yakındır. Esasen terörün, iç savaşların, kargaşanın sebebi  dünyanın her yerinde öncelikle “gelirin adaletsiz dağılımıdır. 
Bölgeler, sınıflar, zümreler arasında gelir dağılımındaki dengesizlik, artan işsizlik, yükselen yolsuzluklar neticesi  sosyal patlamalar kaçınılmaz olur. Her yönetim önce insanına bakmalı ve O’nun her türlü açlığını yürekten duymalıdır.
Atalarımız:
“Zulm ile âbad olan akıbet berbat olur” demişler.
 Olayları tarihin ve sosyolojinin şaşmayan metotlarıyla ele almak, sadece ben diyen diktatörlerin  kavramakta aciz kalacağı bir düşünce sağlamlığıdır.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları