GAP’ı gaptılar bile...

A+A-
Cazim GÜRBÜZ

1999 yılının Eylül ayıydı. O günün Tarım Bakanı, kadim dostum Prof. Dr. Hüsnü Yusuf Gökalp telefon edip beni İstanbul’da bir otelde yapacakları tarımsal bir toplantıya davet etti.
Gittim. İlgiyle izlemeye başladım. Türk tarımının sorunları ve çözüm yollarına dair gerçekler dillendiriliyordu, ben de ilgiyle dinliyor, yararlanıyordum. Fakat bir katılımcının sözleri çok ilgimi çekti, kimsenin dile getirmediği bir hususa işaret ediyordu: “Sayın Bakanım, burada GAP Bölgesinin konuşulmadığını görüyorum. Türk tarımı konuşulacak, GAP es geçilecek, böyle şey olur mu?”
Bakan, buna verdiği yanıtta, GAP’ın salt tarımsal bir proje olmadığını, enerji boyutunun da bulunduğunu, bu nedenle GAP için ayrı bir bakanlığın oluşturulduğunu, bu bakanlıkla, tarımsal bağlamda, eş güdümlü bir biçimde çalışmaya çaba gösterdiklerini ifade etti.
İfade etti ya, bu olamadı, engellendi. Şimdi tam burada Soner Yalçın’ın geçtiğimiz günlerde Sözcü’de yazdığı bir yazıdan bir bölümü aktarayım:
“Bakan koltuğuna oturunca ilk yaptığı, GAP Yüksek Kurulu’na neden tarım bakanlarının yer almadığını sorgulamak oldu. Türkiye’nin en büyük tarım projesi tarım bakanından habersiz yürütülüyordu!
Bakan Gökalp, GAP’ta nelerin döndüğünü merak etti; araştırdı. Sonucu bakanlar kurulunda söyledi:
‘GAP’ta sulama projeleri yıllardır İsrail, ABD ve AB ülkeleri tarafından engelleniyor.’
Bakan Gökalp bu oyunu bozmak istedi.
(...)Fakat... Bakanlar Kurulu’nu aşamadı.
Bakan Gökalp’e tek destek veren sadece Başbakan Bülent Ecevit’ti. Ama onun da sözü koalisyon hükümetinin bakanlar kuruluna geçmiyordu.”
Gazetemizin yazarı, değerli dost Arslan Bulut ise, Hüsnü Yusuf Gökalp Hoca’nın “Fırat ve Dicle’nin toplandığı suların havzası sadece Şanlıurfa veya Mardin’le sınırlı değildir. Kuzeyde Erzurum Palandöken Dağı’na kadar uzanır bu sınır. ‘Suların idaresi’ne demek? Bu, Palandöken’den itibaren, idareyi onların eline vermektir” şeklindeki sözlerine birkaç kez yazılarında yer verdi ve buna koşut yorumlar yaptı.
“Suların İdaresi” ... Bu işle AB ilgileniyor ve -çok şaşıracaksınız ama- İsrail’i de işin içine katıyor...
AKP Hükümeti, 2009 yılında, sınırı aşan sularda AB’ye uyumu kabul etti. Müzakerelerde ‘Çevre’ başlığının açılması karşılığında “Fırat ve Dicle havzası AB ile ortak yönetilecek. Türkiye ayrıca İsrail’le de iş birliği yapması” kararlaştırıldı.
GAP’ta ulaşılan sonuçlar, oynanan oyunların ipuçlarını ele veriyor. Enerji yatırımlarında gerçekleşme oranı yüzde 80, sulamada ise yüzde yirmilerde kalınmış. Bölgede gerçek anlamda suya kavuşan tek alan Harran Ovası... Bir çok yerleşim birimi hâlâ su bekliyor, teknolojinin ulaşamadığı pek çok yer var.
Neden acaba? Kim engelliyor bunu yıllardır? Bir yandan büyük oyunlarla engeller çıkarıp bir yandan da o bölgede büyük topraklar alanlar kimlerdir?
Cevabı verelim hemen: İsrail ve PKK toprak alıyor. Yalnız toprak da değil, Suriye’den getirtilen sığınmacılarla bölgenin etnik yapısı da Türksüzleştirilmeye doğru götürülüyor.
Demirel, Özal’ın GAP’ı sahiplenmesine tepki koyup  “GAP’ı gaptırmam”  demişti.
Onlar birbirlerini “gaparken” GAP’ı “gapanlar gaptı.”
Bu “gapışı” perdelemek için de “Kobane goygoyculuğu” ile “Akil soytarılığı” sahneye kondu.
GAP’ı “gaplamazsak” tüm varlığımızla, gitti gider oralar, görün bunu!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları