Garantiden vazgeçilmez Türkiye tek seçenektir

Hüseyin Macit YUSUF

7 Ağustos günü İstanbul Yenikapı'da tek yumruk olan büyük Türk milleti, Kıbrıs Türklerine de mutlulukların ve onurun en büyüğünü yaşatmıştır. Bu birlik ve beraberliğimiz, sergilenen millî duruşumuz, Kıbrıs Türklerinin Kıbrıs'taki varoluş mücadelesine güç katmış, inanılmaz bir moral vermiştir.

Kıbrıs anlaşmazlığının en önemli konularından biri de güvenlik ve garantiler konusudur. Bu konunun önemi/hayati olduğu, hatta tarafların mevcut tutumlarının kırmızı çizgileri olduğu hususunda mutabakat vardır. Güvenlik ve garantiler konusunda her iki taraf da dik durmaktadır ve herhangi bir sulandırmaya boyun eğilmeyeceği ilgili taraflarca en yetkili ağızlardan defalarca açıklanmıştır.

***

Yakın tarihimiz incelendiğinde güvenlik ve garantiler konusunun Türk tarafı için daha önemli olduğu gerçeği ortaya çıkacaktır. Kıbrıs'ta her vesile ile saldırgan olan, Rum-Yunan ikilisi olmuştur. Megali İdea ve Enosis hedeflerine ulaşmak için adayı defalarca kan gölüne çeviren Rumlardır. Özellikle 1955 sonrası, EOKA terör örgütünün kurulması ile birlikte cennet ada Rum teröristler tarafından cehenneme çevrilmiştir. 1963'te tarihe 'Kanlı Noel' olarak geçen olaylar, 1963-74 arasındaki Rum vahşeti ve saldırıları Kıbrıs Türklerinin güvenliğini, canını ve malını tehdit etmiş telafisi mümkün olamayacak zararlara neden olmuştur. Rum teröristlerin 1963-74 arasında sergiledikleri vahşet Kıbrıs'ta konuşlandırılmış Türk Alayı'na rağmen yapılmıştır. 1960 Garanti Anlaşması çerçevesinde Lefkoşa'da bulunan Türk Alayı'nın, 650 Türk askerinin varlığına rağmen, Rum tarafı 3-4 kez Kıbrıs Türklerini yok etmeyi denemiş ancak Türkiye'nin uyarı ve müdahaleleri ile bu önlenmiştir.

Dolayısıyla Türkiye'nin etkin ve fiili garantörlüğü Kıbrıs Türkünün adadaki varlığı için hayatidir ve hiçbir şekilde sulandırılmamalıdır.

Medyaya yansıyan bazı manipülatif haberlere göre garantiler konusunda her iki tarafın da istediğinin olmayacağı ve bunun için de tarafların karşılıklı taviz vererek 'kazan-kazan' noktasında buluşması gerektiği bir formül konusunda çalışmaların sonuna gelindiği gibi saçmalıklar ortaya konmaktadır.

Üzerinde çalışılan modelin klasik garanti modelinin dışında olacağı vurgulanırken tam resmin beşli konferans yapıldığında ortaya çıkacağı da belirtilmekte ve garantiler sistemini sulandırmak için algı operasyonu yapılmaktadır.

***

Geçtiğimiz Cuma günü 2 liderin yaptığı görüşmeden sonra güney basınında çıkan haberlerde Rum tarafının 'garantisiz ve askersiz' bir modeli istediği belirtilirken, görüşme sonrası KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı'nın yaptığı açıklamalarda tam tersi şekilde "tabii ki Türkiye'nin güvencesini istiyoruz, bunun anlaşılmayacak bir tarafı yoktur" demesi dikkat çekmişti.

Diplomatik kaynaklar ise her iki taraftan da gelen açıklamaların kamuoyunu rahatlatma amacı güttüğünü söyleyerek gerçek durumun bundan farklı olduğunu belirttiler.

Güvenliğimiz ve garantiler konusunda daha geçtiğimiz hafta Başbakan Binali Yıldırım'dan kesin bir açıklama yapılmıştı. Yıldırım açıklamasında "Bu konu müzakere konusu değil" ifadesini kullanmıştı. Çeşitli vesilelerle Cumhurbaşkanı Erdoğan da garantiler konusunda yaptığı açıklamalarda Kıbrıs Türklerine mesaj vermiş "Dik durun geri adım atmayın" diyerek Türkiye'nin Kıbrıs'taki haklarından ve özellikle garantörlük hakkından vazgeçmesinin söz konusu olmadığını vurgulamıştı.

Önceki gün Kıbrıs Türkünün Kıbrıslı Rumlara karşı verdiği mücadelede önemli bir yere sahip olan 8 Ağustos Erenköy Direnişi'nin 52. yıldönümü ve direnişte şehit düşenlerin anma töreninde bir konuşma yapan KKTC Cumhurbaşkanı, Akıncı "Kıbrıs Türk halkının kendi güvenliğini Türkiye'nin sağlamasından başka bir seçenek görmediğini" belirtmiştir.

Türkiye'nin garantörlüğünden vazgeçmek Kıbrıs Türkünden ve adadaki Türk ve Müslümanların varlığından vazgeçmekle eşittir. Bu nedenle Türkiye'nin garantörlüğünden vazgeçilmesi hususunda herhangi bir zafiyet göstereceklerin, her kim olursa olsun, hainlikle suçlanmaktan, böyle kapkara bir lekeye bulaşmaktan kurtulamayacaklarını belirtmem yanlış olmayacaktır. Kıbrıs'taki varoluş mücadelemiz ve bu uğurda verilen onca şehitlerimize ihanet içerisinde olabilecek bir tek Türk olabileceğini düşünemiyorum. 1974'ten beri Kıbrıs'ta süren barış ve huzurun teminatının adada konuşlandırılan kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri ve kahraman mücahitlerimiz olduğu unutulmamalıdır. Sırf anlaşma olsun diye bu konuda atılacak herhangi bir geri adım sonumuzdur.

  • Yorumlar 1
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Günün Karikatürü
    Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş