Gassalların elindeki meyyitleri kim kurtaracak?

A+A-
Adnan İSLAMOĞULLARI

Adına ne dersek diyelim, ister 15 Temmuz darbe girişimi olsun adı, ister işgal girişimi, ister terör, devletin bundan temizlenmesi hükümetin aslî görevidir ve siyaset üstü bir mesele olarak tüm siyasî partilerin destek vermesi gereken bir devlet vazifesidir. Tek ölçüsü her zaman ve her işte olduğu gibi adâlet olmalıdır.

Zûlmün olduğu yerde tarafsızlık namussuzluktur ve 15 Temmuz devletimize ve milletimize yönelik bir zûlümdür, tarafsız kalan kim olursa olsun nâmussuzdur, herkesin tarafı devlet olmalıdır…

Devlet bu bâdireden güçlenerek çıkmalıdır…

Türk millet bu bâdireden yekvücûd bir kuvvetle çıkmalıdır…

Peki bunun yolu yalnızca hukukî mücâdeleden mi geçmektedir?

Bunun yolu yalnızca devlet katlarındaki temizlikten mi geçmektedir?

Devlet katlarından temizlenenler uzay boşluğunda yok olmayacağına göre mücâdelenin tamamı hukuktan ve asâyişten geçmemektedir…

Meselenin en önemli ayağı,  irâdesini, aklını, kişiliğini ve tüm tercih haklarını ipotek altına veren, aklî melekelerini iptâl eden insanüstü mürşid algısının ve gassalın elindeki meyit, yani ölü yıkayıcısının elindeki ölü gibi teslimiyet algısının yeşertildiği, büyütüldüğü ve dev organizasyonlara dönüşen tepeden tırnağa itikâdî ve tarihî marazlarla dolu tarikat adı altındaki insan öğüten dev bir değirmen gibi faaliyet gösteren yapıların ilmî ve sosyolojik sorgulamadan geçmesidir…

Bireyin hayatında en üst otorite olarak kılıç gibi sallanan ve isimlerinin önünde şecere adı altında 'zamanın sâhibi' gibi yüzlerce akıl almaz sıfat taşıyan ve Peygamberin hayatı boyunca taşımadığı sıfatları taşıyan yapılar en başta Diyânet İşleri Başkanlığı'nın tam denetimi altına alınmalıdırlar…

Bu yapıların hemen tamamının yurtları, vakıfları, okulları ve hatta üniversiteleri, holdingleri faal durumdadır…

Her birisi devlet içinde devlet olmuşlar ve buralara mensup, muhib, mürid olanların hayatında öncelikli otoritedirler…

Devlet ile mensubu oldukları yapı arasında bir otoriteyi tercih etmek durumunda kalmaları hâlinde kâhir ekseriyeti mensup oldukları yapının otoritesini tercih edecek olan bu din algısının içerdiği potansiyel tehlikenin açığa çıktığı tarih olan 15 Temmuz'un devlet ve millet için ders olabilmesi için bu yapıların da ciddi bir sorgulamadan ve tahlilden ve kontrolden ve tedâviden geçmesi gerekmektedir…

Diyânet İşleri Başkanlığı'nın yıllardır ihmâl ettiği bir vazifedir bu…

İlâhiyat Fakülteleri'nin yıllardır ihmâl ettiği bir vazifedir bu…

Devletin yıllardır ihmâl ettiği bir vazifedir bu…

Siyâsetin dinî cemaatlerle veya dinî görünümlü yapılarla iç içe girmesinin, bu yapılardan karşılıklı devşirdikleri kısa vâdeli faydaların uzun vâdede nelere sebep olacağının en kötü tecrübesini yaşayan bu devlet aklı artık bu olanlardan ders almalıdır…

Bir şehirde iki şehriyar olmaz, bir devlette iki baş olmaz, devlet paylaşılmaz, hükümranlık paylaşılmaz, millî irâdeden alınan yetki paylaşılmaz…

AKP iktidarının bizzat Cumhurbaşkanının ifadesi ve itirafıyla ifade ettiği bu paylaşımın ve tanıdığı ayrıcalıkların bedelini bütün ülke çok ağır ödemektedir…

"Beni Meryem'in oğlu İsa'yı övdükleri gibi övmeyin; bana yalnızca Allah'ın kulu ve Râsûlü deyin" diyen Hz. Peygamber'in verdiği ölçü ortada âyan-beyan dururken, bir yudum himmetin, bir nazarın, bir tebessümün esîri, mahkûmu, hatta kulu.. evet kulu hâline gelen gassalların elindeki meyyitlerin de kurtarılması, "İyyâke na'büdü ve iyâke nestâin" derken günde 40 kere ve her gün defaatle, bir fâniden himmet-medet uman, hayatın en basitinden meselelerinde bile bir üst otoriteye ihtiyaç duyan din algısının, 'şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır' gibi bir saçmalıkla savrulan insanlarımızın da kurtarılması ülkemizin en ciddi sorunlarından birisi olarak orta yerde durmaktadır…

  • Yorumlar 9
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları