Gazeteci değil, işadamı!

Selcan TAŞÇI HAMŞİOĞLU

Bu defa buğulu sesi de yetmedi. İzleyenler filmini beğenmedi, sponsor tartışması aleyhine döndü... Mustafa’nın bir ‘put’u yıktığı doğru. Ancak yıkılan Atatürk değil, Dündar’ın putu


Can Dündar artık bir gazeteci değil, bir işadamı. Gazeteciliği de tüccarlığı için bir araç olarak kullanıyor o kadar. Köşesini de buna alet etmekten çekinmiyor. Milliyet’te sık sık Dündar’ın kendi şirketinden çıkan işlerin bedavaya reklamlarını okumadık mı yıllarca?
Ben bu adamın bu çarkı bu kadar uzun süre işletebilmiş olmasına bile şaşkınım. O sempatikliği, yatak odası sesi ve romantikliğiyle insanları yıllarca kandırdı herhalde. Kırmızı kemik çerçeveli gözlüklerinin ardından bakan o hüzünlü gözlerin etrafta çıkar ve ticaret arayabileceği fikrini kimse konduramadı ona galiba. Ağlayan çocuk resminin ayaklı haliydi.
Eski intihalcilerdenmiş
Hâlbuki bu arada başka hataları da olmuştu. Mesela başkasının kitabını çalıp belgesel yapmıştı, mahkemede de tazminata mahkum edilmişti. Önceki gün ’Mustafa’ filminde “İlk kez açıklıyorum” dediği bir fotoğrafın da intihal olduğuna dair haberler çıktı. (haberturk.com)
Şimdi kamuoyunda Can Dündar’ın aleyhine bir hava esiyor, farkındasınız. İnsanlar içinde tuttukları birtakım gerçekleri basında dillendirmeye başladılar. Geç bile kalmış bir süreç...
Yıllarca laiklik üzerinden para kazandı, ’Sarı Zeybek’in tekrarlarından yüz binlerce doları cebine indirdi ve şimdi baktı ki konjonktür dönüyor, bu sefer başka bir rantın peşine düştü.
Atatürk’ü ’yere indirmenin’ zamansız olabileceğini anlayamamış olmalı. Ama başka türlü bir Atatürk filmi de çekemezdi.
Eğer ’Sarı Zeybek’ gibi ’hardcore’ Atatürkçü bir film yapsaydı ileride kendisine gelecek başka büyük paralardan vazgeçmek zorunda kalacaktı. Çünkü bu yaptığı Atatürkçü film ileride para kazanacağı başka çevreleri ürkütecekti.

* * *

Laikler filmi beğenmedi, sponsorlarla çevirdiği oyun medyada aleyhine döndü, tüccarlığı ortaya çıktı...
Ve sonunda Can Dündar putu hak ettiği şekilde yıkılmaya
başladı...
* Oray Eğin /Akşam


+++++++

Tepkiler dinmiyor
Ata ile aldatanlar
Bence şu sıralar, “Ata İle Aldatanlar”  adlı bir kitabın tam zamanıdır... “Mustafa”,  “Sarı Zeybek” adlı ticari ürünlerin hem gişeden, hem sponsorlardan elde ettiği ya da edeceği yüklü hasılatı göz önünde bulundurursak, kitabın adı  “Ata ile Köşeyi Dönenler” de olabilir...
* Ahmet Hakan/Hürriyet

“Filmde içkiye yapılan vurgunun aşırılığı birçok kişiyi rahatsız ediyor. Atatürk, içip içip uyuyan birisi ise o binlerce sayfalık nutuklar nasıl yazılabildi? O kalın kitaplar, satır altları çizilerek, üzerlerine notlar alınarak nasıl okunabildi?
“Yalnızlık” ise bir başka “klişe”. Atatürk elbette yalnız değildi. Sadece cenaze töreninde çekilen ve on binlerce insanı sokaklarda ağlarken gösteren eski haber filmleri bile bunu kanıtlıyor.
* Mehmet Y.Yılmaz/ Hürriyet


Psikolojik harekat
“Ne tesadüf değil mi! Taraf gazetesinin başlattığı “Türk Silahlı Kuvvetleri saldırıyı biliyordu ama bir şey yapmadı” propagandasının arkasından, “Atatürk zaten çaresiz, her şeyi bilen ama yapma gücü ve isteği olmayan bir adamdı” diyen bu “sözde belgesel” ortaya çıktı !  O kadar “net psikolojik harekat” detayları var ki “bu belgeseli çektim” diyen arkadaşın düşünemeyeceği “incelikte” işlenmiş! Sizlerden ricam bu sözde belgeselin 7-18 yaş arasındaki “her Türk çocuğuna-gencine seyrettirilmemesi” dinamiğine katılmanız...”
* Yiğit Bulut/Vatan

“Film, vasatın ötesine geçemiyor. Atatürk gibi tarihin akışını değiştiren liderleri yorumlamak zordur. “Hangi Atatürk?” sorusunun yanıtı, daha çok nasıl bir Cumhuriyet tasavvurunuz olduğuyla ilgilidir.”
* İsmail Küçükkaya/Akşam

 

+++++++

Türk düşünce hayatının Recep İvedik’i
İflah olmaz bir Abdullah Gül karşıtı olduğum halde... Gül’e  “gül uzatan” bir yazı yazdım ya...
Türk düşünce hayatının Recep İvedik’i Emre Aköz, üst perdeden açmış ağzını, yummuş gözünü...
Sabah gazetesindeki köşesinde bana isim vermeden “dansöz”  demiş... “Başbakan Erdoğan ile papaz olunca Cumhurbaşkanı Gül’e yanaşmaya çalışıyor” demiş... “Gül ile Erdoğan’ın arasını açmak istiyor” demiş...
Yahu Emre Aköz!
Sen promosyon gezileriyle Türkiye’yi turlayıp otel, restoran yazarken, ben bugünkü iktidar çevrelerine çok yakın bir adamdım...
Ama sonra ne oldu?
Tam “nimetlerden yararlanma” aşamasına gelindi...
Sen yakınlaşmaktan medet umdun... Bense uzaklaşmaktan...
Sen yakınlaşarak kariyer yaptın... Bense uzaklaşarak...
Eğer ben, senin karakterinde bir adam olsaydım...
Senin bugün yakınlaşmaktan medet umduğun ve yakınlaştıkça da kárlı çıktığın iktidar sahiplerinden uzaklaşmaz,  “Hadi bana eyvallah” demezdim...
Eğer iddia ettiğin gibi, “Tayyip Erdoğan’la papaz olunca hemen Abdullah Gül’e yanaşacak” karakterde bir adam olsaydım...
Onların yakın dairesinde kalırdım yahu!
Hem hiç belli olmazdı, belki bugün senin şu anda kalem oynattığın gazetenin başına bile getirirlerdi beni... Tepende olurdum yani...
Ama ben senin gibi, siyasi yakınlıklarla kariyer çıkışı yapan bir adam değilim ki...
Ben aklımın yattığı işleri gözetirim, iktidar sahiplerine yakınlığı değil...
Kısacası... Hakkımda üst perdeden ahkam kesecek halin yok...
Çünkü...
Sen şu anda gidiyorsun... Oysa ben çoktan geldim...
* Ahmet Hakan / Hürriyet

+++++++

GÜNÜN SÖZÜ
Ergenekon davasının tutuksuz sanıklarından Fuat Ermiş, ekonomik zorluklar nedeniyle duruşmalara gelmekte zorlandığından  “cezaevinde kalma talebinde” bulunmuş.
Ekonomik kriz böyle devam edersemillet Ergenekon’dan  “içeri girmek için”  torpil arayacak...           
* Ahmet Nedim


+++++++

Yaftalamadan düşün
Saçı uzun bir genç “satanist” etiketiyle müzik dinliyor.
Bir “dinci”nin elinde bir gazete var.
“Liboş” toplantıda...
“Mafya” bir arabanın arka koltuğunda...
“Dejenere” bankta uyukluyor...
Basın toplantısı yapan politikacılar ve onu yayınlayan TV “yalancı” ...
Bir toplantı salonunda ayağa kalkıp aykırı sorular soran genç “anarşist” ve  “düşman”...
Üst üste yığılı kitapların üstündeki  “vatan haini” etiketi ise çok zekice...
Madem “yafta” yapıştırmıyorsunuz o halde kampanya lügatınıza bir zahmet  “Ergenekoncu”, “ulusalcı”,  “laik” kelimelerini de ekleyin.
Birinci Abant Platformu’ndan aşağıdaki sonuç çıkmamış mıydı?
(...)Akıl ve vahiy çatışmaz; bireyler sosyal yaşamlarını düzenlemek için akıllarını kullanmalıdır.(...)
Hani nerede “akıl” kullanan birey..?
Yaftalamadan düşünün...
 * Serdar Akinan/Akşam


+++++++


Kadro alımında şaibe iddiası
TRT merkez ve taşra teşkilatında istihdam edilmek üzere kadro alımı için düzenlediği sınav yüzünden mahkemelik oldu.
Haber-Sen’in dava gerekçeleri şöyle:
Yıllardır kurumda calışan personelin kurum içi sınavla bu kadrolara atanma imkânı varken, KPSS’ye girme koşulu getirilmesi hukuka aykırıdır. Kurumda stüdyo ve film yapım elemanı, yapım yayın elamanı kadrolarında bulunan ancak fiilen muhabir, spiker, prodüktör, montajcı, resim seçici olarak görev yapan yaklaşık 500 personel var. Yürüttüğü göreve uygun kadroya atanmak için yıllardır kurum içi sınav açılmasını bekleyen kurum çalışanlarının ünvanlarına atanması imkânı ortadan kaldırılmıştır.
28-29 Haziran 2008 tarihinde yapılan KPSS’ye katılmak ön koşul olarak belirtilmistir. KPSS sonuçları iki yıl geçerlidir. Bu duyuruya gore 30 Haziran - 01 Temmuz 2007 tarihinde yapılan KPSS sınavına girenlerin başvurusu da kabul edilmemiştir.
TRT kamu alanında calışmak isteyen İletişim Fakültesi mezunları için tek seçenektir. Ancak başvurmak isteyen İletişim, Radyo-Televizyon ve Sinema bölümü mezunu öğrencilerin basvuruları kabul edilmemiştir.
Adaylara, başvuruyu belgeleyebilecekleri hiçbir olanak sağlanmamıştır. Sınav duyurusunda “uygulamalı ve/veya mülakat sınavı” yapılacağı belirtilmiştir. Sözlü sınavlar yargısal denetime elverişli olmayıp, Anayasanın 125. maddesine aykırıdır. 
TRT Yönetim Kurulu 4 Eylül 2008 tarih ve 2008/304 sayılı kararı ile iptal edilen ünvanlar için sınav açılması hukuka aykırıdır.      
* Medyatava

+++++++


MİNİ YORUM
Kemal Abi duydun mu?

 “Biz ne dedik? ‘Tek millet’ dedik. Ne dedik? ‘Tek bayrak’ dedik. Ne dedik? ‘Tek vatan’ dedik? ‘Tek devlet’ dedik. Buna kim karşı çıkabilir yahu?”  Siz ‘mozaik’ dediniz! Siz ‘Kürt Sorunu’ dediniz! Siz ‘yerel yönetim reformu’ (eyalet sistemi) da dediniz diyen anti-balık hafızalı biri karşı çıkabilir yahu! Nitekim o bilinçaltı olmasın Ahmet Türk’ün diline vuran: ”Kimin vatanından kimi kovuyorsunuz yahu?” Yıllarca Türk’üm diyemediğiniz için ‘marjinal’ sayılmaya mahkumdur söyleminiz. Olsun, yine de sağolun. Hiçbir şey olmasa Rahmetli Kemal Çapraz’ı anmamızı sağladınız. Duydun mu Kemal Abi, sloganın manşetlerde; Başbakan ‘ya sev, ya terket’ dedi!..
* Selcan TAŞÇI

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş