Gazeteci tutuklamaları hakkında düşünceler

A+A-
Ümit ÖZDAĞ

Nedim Şener’in de tutuklandığı son Ergenekon dalgasından sonra şimdiye değin Ümraniye soruşturmasına destek veren çevrelerde hatta bunun ötesinde Ergenekon psikolojik operasyonunun destekçileri arasında büyük bir çatırdama ve şaşkınlık yaşanıyor. Oysa neden Nedim Şener ve Ahmet Şık Ergenekon üyesi olmasınlar. İngiliz gazeteci Gareth Jenkins’in “Ergenekon Raporu” yazdığı için Ergenekoncu ilan edildiği, Amerikalı analizci Rubins’in Ergenekoncu diye suçlandığı veya dünyanın en önemli organ nakli uzmanlarından Prof. Dr. Mehmet Haberal’ın böyle bir örgütün üst düzey yönetici  olmakla suçlandığı bir örgüte Nedim Şener ve Ahmet Şık’ta üye olabilirler.
Ümraniye soruşturmasında başlamasından buyana değişik gazete, dergi ve televizyonlarda şu tür tespitlerin binlercesi on binlerce kez tekrarlanarak yapılmıştır. Bakın neler söylendi: “Ergenekon Soğuk Savaş döneminin başından itibaren Türkiye Cumhuriyeti devletinin hemen her kademesinde örgütlenmiş dev bir örgüttür. Ergenekon’un asla sadece Türk Ordusu ve istihbarat ve güvenlik teşkilatlarında örgütlü oldukları düşünülmemelidir. Aksine her devlet dairesinde Ergenekon örgütü uzantıları ile bütün devleti kapsamıştır. Ancak sadece devlet değil, toplumda Ergenekonlaştırılmıştır.Her gün simit aldığınız simitçi, sabah kahvaltı masasında yazılarını keyifle okuduğunuz köşe yazarı, sabah okula bıraktığınız küçük kızınızın saçlarını at kuyruk yapan öğretmeni, babanızın üniversitedeki öğretim üyesi olan arkadaşı Ergenekon mensubudur. Kentin müftüsünün Ergenekoncu olması hiç şaşırtıcı değildir. Türkiye’de var olan dört Kiliseden birisinin temsilcisi Ergenekoncu olduğuna göre bu kadar müftü ve tarikat, cemaat içinde muhakkak daha fazla Ergenekon uzantısı vardır. Bunların Ergenekoncu olduklarını bilmelerine gerek bile yoktur.  Bu örgüt o kadar büyük ve etkilidir ki insanlar bu örgütün üyesi olduklarını bilmeden üyesi olabilirler. Ergenekon sadece kendi alanında örgütlenmekle kalmamış, karşıt alanlarda da örgütlenmiştir. Düşmanlarının içine sızmıştır. Hatta düşmanın olmadığı alanlarda düşmanı kendisi yaratmıştır.”
Bu tespitleri yapanlar, gazete köşelerinde yazanlar, televizyonlarda savunanlar şimdi Nedim Şener Ergenekon üyesi olamaz diyorlar. Ya şimdiye değin söyledikleri doğru değildi ya da şimdi söyledikleri doğru değil. Eğer yukarıda bahsettikleri gibi bir örgüt var ise kendileri bile haberleri olmadan bu örgütün üyesi olabilirler.
Öte yandan Nedim Şener ve Ahmet Şık, Silivri’ye nakledildikleri zaman “Bizi diğer Ergenekon sanıkları ile bir araya koymayın” demişler. Sanki diğer sanıklar örneğin PKK veya DHKP/C sanıkları gibi örgütsel bir yapı varmış da “Beni arkadaşların yanına koyun” demişler gibi.
Bu satırların yazarı hiçbir zaman Ergenekon adlı bir örgütün varlığına inanmamıştır. Yıllardan buyana terör örgütleri ile ilgili kitaplar yazan bir araştırmacı olarak bu örgütün varlığına inanmamanın nedeni şunlardır:
1) Her şeyden önce dünya tarihinde “gizli terör örgütü” hiç olmamıştır. Terör örgütlerinin eylemleri gizlidir, ancak kendileri gizli değildir. PKK, DHKP/C, Hizbullah veya ETA, IRA, Aydınlık Yol. Bunların hiç birisi gizli değildir. Tarih boyunca da olamamıştır.
2) Tarihte hiç bu kadar yaşlı adamlardan oluşan terör örgüt olmamıştır.
3) Yargılananların bir çoğunun sosyal statüsü (ya tamamen çok düşük/lümpen ya da çok yüksek) terör örgütü yapısına uymamaktadır.             
4) Bir birleriyle hiçbir örgütsel bağlantısı olma ihtimali olmayan insanların bir araya getirilerek örgüt çatısı altında toplanmaları mümkün görünmemektedir.
5) Ergenekon örgütü üyesi olmakla suçlananların profilinden söylendiği gibi güçlü bir örgüt kurulamaz.
6) 1. ve 2. Ergenekon İddianamelerinden yargılananların çok önemli bir bölümü tahliye edilmişlerdir. Bu kadar büyük bir suçun parçası olsalardı herhalde kimse tahliye edilmezlerdi. Üstelik mahkeme başkanı ısrarla hala tutuklu olan bir çok tutuklunun tahliyesini istemekte, diğer iki hakim karşı çıktığı için tahliyeler gerçekleşmemektedir. Bunlarında gerçekleşmesi durumunda içeride hemen hemen kimse kalmayacaktır. 
7) Dünya terör örgütleri tarihinde “ilk örgüt savunması” yapmayan terör örgütü yargılaması mahkeme kararı ile varsayılan Ergenekon terör örgütüdür.
8) Dünya terör örgütü tarihinde mahkemeye intikal ettiği halde şimdiye değin varlığı ispatlanmamış, bir tek üyesinin “ben bu örgüte üyeyim” demediği tek örgüt davasından bahsediyoruz.
Başka nedenlerim de var ancak uzatmayacağım. Bunlardan dolayı  Şener’in ve  Şık’ın da Ergenekon üyesi olduğuna inanmıyorum. Ve bugün “Nedim ve Ahmet tutuklanamaz” diyenler hiç olmaz ise ana dili İngilizce olduğu halde oturup iki iddianameyi de başından sonuna kadar okuyan Jenkins gibi her iki iddianameyi de okumalarıdır. “Peki hiç mi bir şey yok ortada?” sorusu meşru bir sorudur. Bazı birbirleri ile ilişkisiz suçlular ve suçlar olabilir. Hatta farklı suç şebekeleri olabilir. Ancak bütün bunlar arasında örgütsel bir bağ olduğu ve bunların Ergenekon’u oluşturduklarını söylemek mevcut veriler ışığında mümkün görünmemektedir.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları