Gazetecilik tutkusu

A+A-
Altemur KILIÇ

Gazetecilik tutkusu başkadır... Bir defa, matbaa-kâğıt-mürekkep kokusu aldıktan, linotip ve rotatifelerin sesini duyduktan sonra, bu tutkudan, kolay kurtulamazsınız... Hoş, modern gazetecilikte bu kokuların ve seslerin hiçbiri artık kalmadı ya! Gazeteciliğin, yeni başka “tutkuları” var! Ama bir başkaydı bizim Bab-ı âlimiz, Cağaloğlumuz!
Ben kendi hayatımdam söz ediyorum. Kendimi bildim bileli,  hep gazeteci olmak istedim. Daha yeni okuma yazma öğrenirken, el yazısıyla gazete yapmaya kalkıştım... Sonra 15 yaşlarımda, zengin bir enişte her yıl bana 100 lira verir, “çıkardığım” gazeteyi -AKYILI- rahmetli Faruk Gürtunca’nın Çocuk Sesi Matbaası’nda kuşe kâğıda bastırır, eşe dosta dağıtırdım.
Robert Kolej’de, öğrenci dergisi “İzlerimiz”in yayımlanmasında çalıştım. Amerikan okul idaresi, “aşırı görüşlerimden” ötürü, benim yazıişleri müdürü olmamı veto edince yerime Bülent Ecevit yazıişleri müdürü oldu ve ince bir jest yaparak derginin o sayısını bana ithaf etti! Okulu bitirdikten sonra, gazeteciliğe fiilen başladım. Bunun öyküsünü anlatmıştım. Bu yazımda, anlatmak istediğim başka bir gazetecilik tutkusu! 
Ben içinde olmasam da, her yeni gazete veya dergi yayımlanınca heyecanlanırım, başarılı olmasını isterim. “Ciner Grubu’nun” yayımladığı Türkçe Newsweek dergisi beni heyecanlandırdı. Başarılı bir dergi. Fakat heyecanımın asıl sebebi başka...

DEVİR’ler
Gazeteciliğe başladıktan sonra iki emelim vardı. Birincisi, Türkiye’de, TIME ve NEWSWEEK gibi haber dergileri çıkarmak. İkincisi de küçük boy “tabloid” bir gazete. İki emelime de nail oldum, ama doğrusu pek başarılı olamadım. Daha doğrusu, dergiler ve gazeteler kısa zamanda kapandı!
İki ayrı zamanda, (1954-55’te ve 1973-74’te yayımlanan) haber dergisi DEVİR, o zamanın imkânlarına göre grafik ve muhteva bakımdan başarılı bir dergiydi, ama uzun sürmedi. Dağıtım ve reklam güçlükleri ve belki de benim sabırsızlığım-sebatsızlığım, ilk DEVİR’in sonunu getirdi. Dergi 12 Şubat 1955’teki 26. sayısıyla kapandı. Bu derginin sermayesini dostlar ve büyük kısmını rahmetli Kazım Taşkent sağlamışlardı.
İkinci DEVİR, 1972 Kasım’ında İzmir’de, Yaşar Holding’in ve zamanın TÜSİAD’ının destekleriyle yayımlanmaya başladı. Sonra 1974’te, İstanbul’da yayımlandı.
İkinci DEVİR’in ilk sayısı 6 Kasım 1972’de yayımlandı ve iki yıl sonra 23 Ekim 1974’te, 104. sayısıyla yayın hayatına veda etti. İlk sayının kapağında Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay, son sayının kapağında da Süleyman Demirel vardı.
İkinci DEVİR birincisine nazaran daha içerikli ve güzel baskılıydı. Her iki derginin kapakları nefisti. Çok iyi bir ekibim vardı. Mesela Güngör Mengi baş yardımcımdı. İkinci DEVİR de sonunda rahmetli Metin Toker’in AKİS dergisine yenik düştü. Metin çok iyi bir gazeteci idi ve Ankara’da politika suyunun başında olduğu için sert muhalefet yapıyordu. Biz DEVİR’de ise objektif olmaya çalışıyorduk.
Her iki DEVİR’in de münderecatı bir dönemin referans belgeleri olacak nitelikte! Bakın, birinci DEVİR yazıişlerinde kimler var: Mesela Orhan Azizoğlu, Semih Tuğrul, Hıfzı Topuz, Haldun Dormen, Kemal Zamanoğlu (Orhan Kemal), Ali Oraloğlu, Tuna Baltacıoğlu, Sadun Tanju -spor; Gündüz Kılıç, Selami Akpınar, Zeyyat Gören ve araştırma asistanlarından Rahşan Ecevit.
İkinci DEVİR’de kadro ve yazarlardan bazıları şöyle: Yılmaz Altuğ, Kemal Zeki Gençosman, Recep Bilginer, Hıncal Uluç,  Cüneyt Koryürek, Ali Kocatepe. Grafik ustası Tümer Argın, çizer İsmail Güleç ve Yazıişleri Müdürü Güngör Mengi...
Derginin çalışma şekli de aşağıdaki fotoğraflarda!
Bu hatıralar neden aklıma geldi. Önce Türkçe Newsw
eek’ten. DEVİR’i yayımlarken Amerika’daki Newsweek dergisiyle işbirliği yapmıştık. Hatta iki derginin çalışma şekillerine ait fotoğrafları karşılaştırmıştık. Türkçe Newsweek bana eskileri hatırlattı...

Ve GÜN
İkinci emelim olan “tabloid” gazeteye Milliyet gazetesi bünyesinde rahmetli Abdi İpekçi ve rahmetli Turhan Aytül’le birlikte 1961’de yayımladığımız GÜN gazetesiyle ulaştım. Bu gazete her bakımdan başarılı oldu. Ama bünye içinden birileri başarıyı kıskandılar ve GÜN’ü kararttılar. GÜN’den kalan en güzel hatıralardan biri Hasan Pulur’un ilk köşe yazıları. “Olaylar ve İnsanlar” başlığını ben koymuştum. Sevgili Hasan aynı üslup ve cesaretle olayları ve insanları irdelemeye devam ediyor!



Devir dergisinin hazırlanışında anılarda kalmış iki fotograf


HABERTÜRK
Gene Ciner Grubu’nun yayımladığı HABERTURK de beni heyecanlandırdı. Her dergi ve gazetenin ilk sayısında mutlaka arızalar olur. Bu yeni gazete “HABERTURK” değişik bir türde ve iddialı. Matbaa ve “mürettiphane” (öyle derdik) anlaşılan uzay üssü gibiymiş! İmkânları bol. Başarısına duacıyım, ama bu işin eskisi olarak söyleyeyim; gazete biraz dağınık, sayfalar içinde insanın başı dönüyor. Herhalde zamanla oturacak. Keşke şeytanın ayağını kırıp bir tabloid gazete yapsalardı. Medyada  yeni bir nefese ihtiyaç vardı. İnşallah başarılı olur!

GÜN hazırlanırken:
Rahmetli Turhan Aytül (en solda),
rahmetli Abdi İpekçi masa başında, ortada ayakta ben, en sağda Dinçer Güner.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları