Gazeteciyi tehdit etti, kimsenin gıkı çıkmadı

Savaş SÜZAL

Geçtiğimiz hafta yıllık ABD Dışişleri Bakanlığı’nın “İnsan Hakları” raporu yayınlandı. İçinde Türk milletinin bilmediği hiç bir şey yoktu. Bize göre önceki yıllardan farkı Türkiye’ye ayrılan sayfa sayısının artmış olması.
İçinde beni ilgilendiren bir başka konu ise Türk basınına uygulanan baskı ve yıldırma operasyonları. Bir de dünya ilkeleri sıralamasında baskı altında ve tutuklanan gazeteci sayısının bizi birinci sıraya oturtmuş olması. Bunları sizler de biliyorsunuz, sürpriz değil.
Ama işin ilginç yanı, bu raporun yayınlandığı gün Washington’da Büyükelçilik binasında bir basın toplantısı düzenleyen AKP’li bir bakanın sözleri. Türk basını bu haberi kendi muhabirlerinden değil de Anadolu Ajansı’ndan kullandıkları için esas önemli olan kısmını kullanmadılar, kullanamadılar.
Devlet Bakanı Bülent Arınç basın toplantısında kendisine ABD’deki bir tarikat lideri ile görüşüp görüşmediğini soran gazeteciye öylesine bir tepki gösterdi ki, sormayın gitsin. Normalde cevap basit olarak hayır görüşmedim şeklinde sona erebilirdi. Ama öyle olmadı.
Aksine Bakan, sorunun sahibi gazeteci Yılmaz Polat’a neden bana bu soruyu soruyorsunuz, CHP heyetine de bu soruyu sordunuz mu? gibi bir dizi soru sordu. Yani soruya cevap vermeden önce soruyu soruyla boğmaya çalıştı. Eski ve kötü bir taktik.
Bu soruya Arınç’ın böylesine tepki göstermesi sanki bir bilinmezin üzerine kazara basılmış intibaı verdi. Zira bakanın ABD ziyaretinde hiç bir resmi görüşme yoktu. New York’taki anlaşma ise olsa da olur olmasa da şeklindeydi. Zira BM televizyonu bu anlaşma olmadan da herkese TRT’nin istediği tarzda bir yardım
yapıyordu.
Anlaşılan bu anlaşma Arınç’ın ABD’ye gelmesi için yaratılan bir bahaneden öte bir şey değildi. New York ve Washington temasları içi boş ve geziye bahane olarak içi doldurulan sudan gerekçelerdi.
Acaba Arınç hoca efendinin veya tarikatın seçime katılacak aday listesini mi almıştı? Ya da Türkiye’de Başbakan Erdoğan’ın gündeme oturtmak istediği Başkanlık sistemini mi anlatmıştı. Biliyorsunuz, tarikat, Arınç ve Abdullah Gül bu başkanlık sistemi fikrine karşı olduklarını saklamadılar.
Basın toplantısı sırasında Arınç başkanlık sistemi konusunda karşı olduğunu tekrarlamış ve alt yapısı olmadan bu sisteme geçilmesinin doğru olmayacağını da söylemişti. İyi de alt yapı dediği Amerikan usulü başkanlık sistemi mi, yoksa bir molla heyetinin gözetimi altındaki başkanlık sistemi mi o konuda bir açıklama yapmadı. Yani yoruma açık.
Basın toplantısının sonunda ise TRT kameraları önünde ve gazetecilerin kayıt yapan teypleri önünde Arınç gazeteciyi tehdit etti. Yılmaz Polat’a, “Sen Türkiye’ye gel de ben sana nerelere uğrayıp uğramadığını soracağım. Senin bütün açıklarını ortaya çıkaracağım.” Arınç’ın teypteki sözleri aynen böyle.
Düşünün bir bakan, hem de basın konularından sorumlu bir yetkili, aynı zamanda takip ediliyor paranoyası ile devletin kozmik odalarını talan ettiren ve bu yüzden askere söylemediğini bırakmayan bir kişi bu sözleri ediyor. Ve bu bakan tam da Türkiye’de yayınlanmamış kitapların toplatıldığı, gazetecilerin gözaltına alındığı, çoğunun yaptığı konuşmaların dinlendiği bir dönemde bu sözleri ediyor.
Düşünebiliyor musunuz durumun vahametini. Bundan daha vahim olanı ise bu basın toplantısında muhabiri olan hiç bir gazete ve televizyonun bu diyalogu kullanmaması durumu. Bu sözleri kimse görmek istemedi. Ne basın ne de basın kuruluşları.
Ve şimdi siz oturmuş seçimleri konuşuyor, hangi parti kimi aday göstermiş, kim seçilecek onu tartışıyorsunuz, sanki memlekette demokrasi, özgürlük varmış gibi. Yapmayın yahu aynaya bakın da kendinize gelin. Hangi demokrasi, hangi özgürlük...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş