“Gazze için hömkürenle...”

Mevlüt Uluğtekin YILMAZ

Kerkük’te ‘seslerin yükseldiğine, dair’ gelen haberler üzerine; Vecihi Acun’un gönderdiği mektuptaki yürek yangını sözleri öncelikle sunuyorum. Şöyle diyor
sayın Acun: 
“Irak Türklerinin tek umudu Türkiye idi; son yıllara kadar. Başlarında bir Fazıl Küçük, bir Denktaş Bey bırakmadılar... Bir bir şehit ettiler. Bir TMT (Türk Mukavemet Teşkilâtı)  kurdurtmadılar Irak Türklerine.”
 “Ne maddi, ne de manevi destek görüyorlar artık. Allah’tan başka dayanacakları yok!
Bu memlekette Gazze için hömkürenler, ona buna demokrasi dersi vermeye kalkanlar, bir kere olsun Kerkük kelimesini ağızlarına alamadılar! Bir kere ’Telafer katliamı’ diyemediler. Bir kere Türkmenim diye ağlamadılar!”
 “Kerkük Türkmenleri boynu bükük, kardeşe hasret; insanca yaşamaya çok uzak kaldılar. Elde yok, üstte-başta yok... Neye isyan edecekler; nasıl isyan edecekler? Bir ihtimal; Arap nüfus yerleştirilen mahallelerdeki Türkmenler, haklarını savunmak için küçük çapta bir eylem yapmışlardır ve ABD destekli Barzani polisi tarafından kurşunlanmışlardır.”
 “Korkarım, arkasından Barzani’nin soysuzlarının -1959’da yaptıkları gibi- Türkmen katliamı haberleri de gelir; mübarek basınımız da sessizce geçiştirir. Türkmen, yarasını saracak bir sıcak el bekler; erir, gider...”
 “Bize de” Sabret gönül, bir gün olur, bu hasret biter...” şarkısını mırıldanmak kalır; bunların hesabını soracak bir yiğit gelene kadar!”
Sayın Vecihi Acun’un gönül sızısına ekleyecek sözümüz yok.
Biz kitaplara dönelim...
Adı: İğfal!
İğfal, eserleriyle halkımızı emperyalizmin tuzaklarına karşı yıllardan beri uyaran sayın Yılmaz Dikbaş’ın eseri. Dikbaş, İğfal sözcüğünün ‘aldatma’, ‘kandırma’ anlamını; Türkiye’deki AB yandaşı aydınları örnek vererek pek güzel açıklıyor. Kitap, Ocak ayından beri piyasada. Bu eserde neler yok ki?.. AB’den beslenen yazarlar, bilim insanları... Ermeniler’den özür dileyen sözde aydınların adları... CIA’dan para alanlar... Egemen Bağış’ın ’yemek yiyerek’çalışması... Ve daha neler! Bu kitaba yayıncı AsyaŞafak’ın 212 51379 00 numaralı telefonundan ulaşabilirsiniz.
M. Fikret Ünlüer’in “Düşlerimi Alır Yanıma Giderim” adını verdiği eserinde 197 şiir var. Her biri birbirinden alımlı... Şiirleri sevdadan yana göz kırpsa da, emeği ve toplumculuğu öksüz bırakmıyor. Ünlüer’in şiirindeki Türkçe ve yalınlık çok güzel. 
Mine Özdemirtaş da şiirin ikliminden sesleniyor... Adı: “Ahtapot Sevişmeleri”. Özdemirtaş, sembollere, deyimlere sığınmadan; onları ‘anlatım güzelliği’ tadında ustaca kullanıyor. Şiirini, takılmadan ama anlam yüklü olarak ‘su gibi’ okuyabiliyoruz. Özdemirtaş’ı kutluyorum.
1980’li yıllarda Ankara Radyosu’nda çalışırken Ahmet Selçuk İlhan’ın adını çok duyardım.
O yıllarda başarılı şarkı sözü yazan iki kişi söyle deseler; aklıma önce -durağı uçmak olsun- Mehmet Erbulan, sonra da Ahmet Selçuk İlhan gelirdi... Ama Selçuk İlhan’ın farkı şurada: O, ‘şiir güzelliğini koruyarak’ şarkılara anlam veren ender söz yazarlarındandır. Ahmet Selçuk İlhan anlattığım türden şiirlerini “Yakılacak Şiirler’ adlı eserinde toplamış. Şiirlerini zevkle okudum.
Ve bir öykü kitabı! Adı “Bir Sanrıydı Manolya”. Yazarı: Ahmet Türkay... Kitap,
12 güzel öyküyü barındırıyor. Öyküler, “Ekonomik bunalımın, terör olaylarının çektirdiği acılarla dayanmanın uç noktasına gelen” insanımızın, ‘insanca’ hâllerini anlatıyor. Dili çok güzel.
Değerli okurlarım; sözünü ettiğim bu dört eser de Kora Yayın ürünü. Kitaplara yayınevinin 212 513 79 00 numaralı telefonundan erişebilirsiniz. Haftaya buluşmak dileğiyle...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş