Gazze katliamı ve sorumluluk!

Özcan YENİÇERİ

Gazze’ye yönelik İsrail vahşeti Filistinlilerden daha çok medeniyeti, insanlığı, ahlakı ve inancı yaralamıştır. Filistin’deki çoluk/çocuk, kadın/yaşlı herkesin inanılmaz bir vahşete tabi tutulması; okul/cami, hastane/konut demeden her yerin bombardımana tabi tutulması bazı ülkelerin bütün sınırları pervasızca çiğneyebildiğini göstermiştir.
Gazze olayı halkların topraklarını, varlıklarını ve özgürlüklerini uluslararası hukuka ya da birtakım dost ülkelere emanet edilemeyeceğini bir kez daha ortaya çıkarmıştır. BM’nin gücünün ancak güçsüzlere yettiği de kanıtlanmıştır.
Diğer yandan Gazze’nin vahşice yıkılmasına Hamas’ın tutumunun neden olması da gerilla liderliğinin başka bir şey, devlet yönetiminin ise daha başka bir şey olduğunu göstermektedir. Bir kurtuluş örgütünü yönetmenin bir halkı yönetmek için yeterli olmadığı Gazze’de bir kez daha ortaya çıkmıştır.
Bu bakımdan Gazze’deki bütün bu kıyım ve yıkımdan herkesten daha çok Filistin’i temsil eden gruplar sorumludur. Onlar önce İsrail’in kurguladığı gibi Hamas ve FKÖ olarak ikiye ayrılmış, sonra da güçlerini birbirlerine karşı kullanarak, İsrail’den önce kendi kendilerini güçten düşürmüşlerdir. Aslında Hamas, oyunu İsrail’in koyduğu kurallarla ve onun istediği gibi oynamakla yenilgiyi baştan kabul etmiştir. Onca olan bitene rağmen Hamas, İsrail’in oyununa gelmekte hiçbir sakınca görmemiştir. Hiçbir etkisi olmayan roketleri prestij amacıyla İsrail topraklarına fırlatması sonuçta İsrail’e aradığı altın fırsatı vermiştir.
Hamas gücünün sınırlarının farkında olmasına, Suudi Arabistan, Mısır, Ürdün gibi Arap ülkelerinin ve FKÖ’nün kendisine karşı olan tutumunu bilmesine rağmen İsrail’i gereksiz bir biçimde tahrik etmiştir. Hamas haklı olmanın da bir zamanının olduğunu hiç aklına getirmemiştir. Bu durum İsrail’de siyaseten sıfırı tüketmiş olan Olmert’e altın tepsi içinde büyük bir fırsat vermiştir. Böylece Olmert, rakibi Netanyahu’nun elinden bütün kozlarını almıştır. Olan masum ve mazlum Gazze’ye ve Filistin halkına olmuştur. Gazze halkı böylece kendisini temsil yetkisi verdiği insanların basiretsizliği ve uluslararası konjonktürü iyi okuyamamasının bedelini ağır biçimde ödemiş olmaktadır.

İsrail’den merhamet beklemek!

Gazze’deki vahşet üzerine Türkiye’de ilginç protestolar yaşandı. Bu protestolar sırasında atılan bazı sloganlar ve taşınan afişler ciddi bir toplumsal psikolojiyi yansıtmaktadır. Bu sloganlardan bazıları şöyleydi: “Neredesin ABD!”, “BM durdur şu vahşeti”, “Neredesin medeni Avrupa” vb. Hele hele bir kız çocuğunun ağlayarak “Bize merhamet et! Ey İsrail” anlamına gelen bir şiiri televizyondan okuması da ilginç bir psikolojidir. Bu mutsuzluğun, umutsuzluğun, çaresizliğin ve tükenmişliğin resmidir.
Başta Türkiye olmak üzere kurtuluşu ve ahlaki davranışı Avrupa’dan ve Amerika’dan beklemek gelenek haline gelmiştir. Bölgedeki bütün karışıklıkların ve kışkırtmaların altında bu ülkelerin olduğu bilindiği halde bu beklenti hâlâ dile getirilmektedir. Bosna’da, Hocalı’da, Afganistan’da ve Irak’ta kitleler halinde insanlar katledilirken duyulan sözlerin benzerleri Gazze katliamı sırasında da tekrarlanmıştır.
AB, ABD ya da BM’den umut bekleyenler dünya gerek ve gerçeklerinden kopuk olanlardır. Bu kendine güveni olmayan, varlığını ve özgürlüğünü başkalarının insanlığında arayan toplum tavrıdır. Daha açıkçası bu bir çeşit kurtuluşu, gelişmeyi ve adam olmayı düşmandan beklemek psikolojisidir.
Atatürk, bu günleri görmüş gibi o zamanlar “muhtaç olduğunuz kudreti” kendi damarlarınızda arayın demişti.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş