Gece kadınları, yaratıkları!

Altemur KILIÇ

Tanzimat’tan sonra etrafa davullu “münadiler” çıkarmışlar; bağırıyorlar: “Duyduk, duymadık demeyin... Bundan sonra, gâvura gâvur denmeyecek” diye!
Postmodern AB Kriterlerine “uyumdan” sonra, hele bir de, TCK 301. maddesi de kaldırılsın, artık vatan hainlerine “hain”, asker kaçaklarına ve onları teşvik edenlere - “gecenin kadınlarına” - hem “hain”, hem de “alçak bozguncu” denmeyecek.
Kuzey Irak’a kara harekâtı başladı: Mehmetçik, karda, kışta vatan savunması yapıyor, binlerce insanımızı katleden, ülkemizi bölmeye çalışanlar, inşallah yok edilecek...  “Barışçı çözümcüler” buna razı değiller! Bu sefer, kadın kılığında da ortaya çıktılar!

Yaratık!
Kadın mı erkek mi, eşcinsel mi -hünsa mı- travesti mi, yoksa hepsi birden mi; acayip bir mahlûk -Bülent Ersoy- TV’de çıkmış, demiş ki: “Tamam vatan bölünmez, bilmem ne olmaz ama göz göre göre de bu çocukları bütün analar doğursun, toprağa versinler? Bir çocuğun ne demek olduğunu ben sizler gibi bilemem. Ben anne değilim, olamayacağım da. Ama insan olarak o anaların yüreğinin nasıl cayır cayır yandığını ben anlayamam, ama anneler anlar. Başkalarının masa başı savaşı için evladımı harcayamam. Bir oyun oynanıyor ve biz bunların oyuncağı oluyoruz.”
Sezen Aksu “hanım” da aynı düşüncede ama diğer tarafta buna isyan eden, kadın gibi kadın, vatanseverler de var. Mesela güzel fiziğiyle, acayip Ersoy’la tezat teşkil eden, “kadın gibi kadın” Ebru Gündeş, Aydın Gökçer, Demet Akalın...
 Gündeş: “Bu devlet için, bu topraklar için, bir kadın olarak ne gerekiyorsa yapabilirim. Benim oğlum da aslan gibi yapar. Eğer bunun için kaderde ölüm varsa, alnımıza yazılmış böyle bir şey varsa, onu da yaşayacağız. Bunun için, şehitler ölmez, vatan da bölünmez zaten...”
Ebru’nun bu sözlerine Ersoy’un cevabı, kabahati kadar büyük; “Şehitler ölmez vatan bölünmez’ hep aynı klişe laflar. Hep bunu söylüyoruz zaten. Çocuklar gidiyor, kanlı gözyaşları, cenazeler... Klişeleşmiş laflar.”
Ersoy’a, tabii PKK ve Meclisteki vekilleri DTP destek verdiler...
DTP’den destek geldi. DTP Grup Başkanı Ahmet Türk, “Hiçbir siyasetçi Bülent Ersoy gibi tavır koymaya cesaret edemiyor” dedi.
Bu sözler, lamı cimi yok; Vatanı bölmeye çalışanlara karşı kıyasıya bir savaş devam ederken, düpedüz vatan hainliği ve bozgunculuk! Savaş esnasında, böyleleri, her ülkede idam edilirdi... Dağa çıkıp PKK’ya “taraf” olanlar, onlara mesaj, istihbarat veren ve sonra da sözcüleri olan bir takım gazeteciler de! Ama dedim ya, artık vatan hainlerine, “hain” denmeyecek!
Sevgili Ayten Gökçer “Ben o kadına(!) cevap bile vermem” demiş... Doğrusu da bu; ben de bu yaratığın iddialarını, onunla ve ona destek verenlerle tartışmaya tenezzül bile etmezdim. Ne var ki, bu gibi ihanetler, zehir damlaları gibi bütün suyu kirletiyor milli dokuda çorap söküğü gibi, ilerliyor!
Ve sorarım; bu “yaratıklar” , neden TV programlarında baş köşeye oturtulur ve itibar görür?
Ersoy hakkında RTÜK ve Cumhuriyet Başsavcısı herhalde gerekenleri yaparlar... Ama bizatihi bu olay, geleneksel milli ahlakî değerlerimizin, nasıl aşındırıldığını gösteriyor!

Ergenekon
Ergenekon “Türklerin düşmandan kurtuluş destanı” idi, ama bunu da başardılar, “Ergenekon” bir “darbe çetesi” oldu! Tabii her çete kötü olmaz; tarihimizde “Kuvay-ı Milliye” çeteleri ve çetecileri vardı!
Şimdi her gün Ergenekon hakkında yeni haberler çıkıyor... Bunlara göre son olarak Sakarya Üniversitesi’nden Doç. Dr. Emin Gürses, İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsü’nden Doç. Dr. Ümit Sayın, Balıkesir Üniversitesi’nden emekli Doç. Dr. Orhan Tunç, Özal Ailesi’nin kuyumcusu olarak ün yapan Hayrettin Ertekin, gazeteci sevgili Vedat Yenerer ve Muammer Karabulut tutuklandı!
Ben kanunlara saygılı olduğum için bu konuda yazmak istemiyorum. Benim bildiğim, tahkikat ve yargı sürecinde, bu haberleri sızdırmak ve yazmak yasaktır... Ama, kim sızdırıyor bu bölük pörçük haberleri?
Eğer, hakikaten kanun dışı bır olay varsa ve ispat edilirse, suçluların cezalandırılmalarına karşı çıkılamaz! Ama ya bu “balon” birilerinin ellerinde patlarsa! O zaman “pardon” demek yetecek mi?
Tutuklananların çoğu; Veli Küçük Paşa, Vedat Yenerer, Kemal Kerinçsiz, vatansever, milliyetçi, arkadaşlarım. Kanunsuz bir şey yaptıklarına inanmıyorum ve sonunda aklanacaklarından eminin!
Hakan Aygün, Bugün gazetesindeki köşesinde yazmış “Korkuyorum ki” diyor, “Antalya’da emekliliğe çekilen 90’lık Altemur Kılıç’ı da yakında içeri alırlar! Kendisi 1942’de ’Turancı’ olmaktan içeri alınmıştı. Ergenekon en tepedeki ’bir numara’ kişinin, O olduğuna işaret ediyor!... Altemur Ağabey’i buradan ihbar ediyorum! ”
Ben de doğrusu, McCarrthy’cilik gereği, insanlar yakınlıklarından ve aynı düşüncede olduklarından dolayı suçlanacak ve tutuklanacaklarsa, Sayın Savcıya kendimi ihbar ediyorum... Telefonda “Mustafa Kemal yolundan ayrılık nereye?” diye dertleştiğim bu şerefli insanlarla birlikte tutuklanmamış olmam, doğrusu beni üzüyor! Kendim hakkımda suç duyurusu yapıyorum...
Ancak Hakan kardeşim yanılmış; daha emekli olmadım... Bu mücadelede emekli olmak yok... Kılıcım elimde, mücadeleye sonuna kadar devam!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş