Gecikmiş bir özür...

Ahmet SEVGİ

“Hepimiz Ermeni’yiz”, “Kürt açılımı”, “Tarihle yüzleşmek” gibi lakırdılarla başlayan, Başbakan’ın pür-hiddet “Dersim özrü” yle devam eden ve Bülent Arınç’ın “Yetmez, istiklâl mahkemelerinin zabıtları da açıklansın” çıkışıyla tavan yapan çarşambalar nasıl bir perşembe yaşayacağımızın habercisidir. Yani öyle anlaşılıyor ki geçmişte vatan, millet, istiklâl, birlik ve beraberlik adına ne yapmışsak muhataplarımızdan tek tek özür dileyeceğiz. Bu yola girildi bir kere, geri dönüş yok... Bendeniz, bu vatanın ekmeğini yemiş, suyunu içmiş sıradan bir vatandaş olarak devlet büyüklerimizin taksit taksit dileyecekleri özürleri toplu halde dileyeyim de yöneticilerimiz kendi işlerine baksınlar istiyorum. Bu vesile ile belki biz de vatan borcumuzu bir nebze olsun ödemiş oluruz. (!) Ne buyurursunuz, uygun mu?.. Başlıyorum o zaman:
İlk yazılı belgelerimizden biri olan “Orhun Âbideleri”nden öğrendiğimize göre; Çin’in yumuşak ipeklerine gönüllerini kaptıran bazı Beyler gömleklerini çıkarıp nakışlı elbiseler giymeye kalkınca Kutlug Kağan harekete geçmiş ve ülkeyi Çin hâkimiyetinden kurtarmıştır. Kutlug Kağan adına Çinlilerden özür diliyoruz.
Gaznelileri mağlup ederek Büyük Selçuklu Devleti’nin kuruluşuna yol açan Dandanakan zaferinden (1040) dolayı Çağrı ve Tuğrul Beyler adına Gaznelilerden özür diliyoruz...
Türklere Anadolu’nun kapısını açan Malazgirt savaşında Bizanslıları mağlup ettiği için (1071) Büyük Selçuklu Sultanı Alparslan adına Bizanslılardan özür diliyoruz...
Gemileri karadan yürüterek İstanbul’u fethettiği (1453) için Fatih Sultan Mehmet adına Doğu Roma İmparatorluğundan özür diliyoruz...
Babasını incitme pahasına tahta geçip Anadolu topraklarına fitne tohumu saçmak isteyenleri Çaldıran’da (1514) hezimete uğrattığı için Yavuz Sultan Selim adına Şah İsmail’den özür diliyoruz.
Mercidabık’ta Memlûkleri yenerek (1516) Anadolu Türk birliğini tamamlayan Selim Han adına Mısır, Suriye ve Lübnan’dan özür diliyoruz...
150 bin kişilik düşman kuvvetinin Mohaç ovasında bataklığa saplanıp boğulmalarına neden olduğu için (1526) Kanuni Sultan Süleyman adına Haçlılardan özür diliyoruz...
8 Şubat 1919’da işgâl kuvvetleri komutanlarından Fransız generali Franchet d’Esperey’nin, Fatih Sultan Mehmet’e nispet edercesine beyaz bir at üzerinde muzafferane bir eda ile birtakım azınlıkların sevinç gösterileri arasında İstanbul’a girmesi üzerine “Kara Bir Gün” makalesini yazarak “O gün yaşadığımız acıyı çocuklarımıza ve torunlarımıza nesilden nesle ağlayacak bir miras olarak bırakacağız” diyen Süleyman Nazif adına işgâl kuvvetleri komutanı Franchet d’Esperey’den özür diliyoruz...
Ve nihayet yedi düvele karşı “İstiklâl Harbi” ni kazanan “kuvâ-yı milliye” adına başta Yunanlılar olmak üzere “Emperyalist Batı” dan özür diliyoruz...
Sadece “Dersim” özrü için Başbakan’ı alkış yağmuruna tutan yandaş yazar-çizer takımı bunca özürden sonra bakalım fakiri alkışlayacaklar mı? Alkışlamazlarsa darılırım haaa (!)...
Lâtife bir yana, gidişat pek hayra alamet değil. Bizce, Başbakan “Dersim özrü” yle hayatının en büyük hatalarından birini yaptı\’85 Çelişkiye bakın ki Sayın Başbakan ekranlarda “Din Mazlumları” kitabını sallarken kendisini alkışlayanlara baktım, hiçbirinin o tarakta bezi yok. Ah alkış ah!.. Sen kimlere ne hatalar yaptırmadın ki...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş