Geçmişi öldürmek gelecek yaratmaz!

A+A-
Özcan YENİÇERİ

Cehaletin bir eski bir de yeni biçimi vardır.

Yaşanmış onca deneyim ve birikimleri yok sayarak mevcudu yalnızca bugünün eseri saymak cehaletin en büyüğüdür.

Yeni şartları, gelişmeleri göz ardı ederek bugünü yalnızca geçmişten ibaret saymak da şimdinin cehaleti olmaktır.

Unutmamak gerekir ki, bugüne ait her şey şu ya da bu ölçüde dünle ilgilidir.

Bugün dünden farklıdır ama bu durum, bugünü dünün doğurduğu gerçeğini değiştirmez.

İbret, deneyim ve birikim, dünün mirasıdır.

Dün hem göz ardı edilemez hem de yeniden inşa edilemez!

Bugünün sorunlarına dünkü cevaplar da verilemez!

Çocuklar ve deliler şimdiki zamanda yaşarlar

Dün önemli olduğu kadar düne takılıp kalmak da o denli tehlikelidir.

Her insan dünden ileri, yarından da geridir.

Gelişmiş toplumlar dünle bağlantılı olarak yarını hedefleyen adım atarlar.

Unutmamak gerekir ki geçmişe takılıp kalan toplumlar, bugüne değil düne aittirler.

Mazisiyle ve atisiyle hem milletler hem de bireyler bir bütündür!

Yalnız çocuklar ve deliler şimdiki zamanda yaşarlar.

Geçmişi öldürmek gelecek yaratmaz!

Bu bağlamda karşılaşılan güncel sorunlar için dünü suçlamak ya da sorumlulukları düne ihale etmek yanlıştır.

Biz, dünümüzün içinde yoksak, bugünümüzde de, yarınımızda da yokuz.

Geçmişin gölgesinden çıkmayı başaramayanlar beyhude bir biçimde onu öldürmeye kalkarlar.

Hâlbuki geçmiş insanı rüyada dahi yalnız bırakmaz ve onu kimliğine yapışık biçimde bir gölge gibi takip eder.

Onun için bilge adamlar "mazideki ati" kavramını kullanırlar.

İnsanlar ölmeden geçmişinden kurtulamaz.

Geçmişi öldürmek gelecek yaratmaz!

Başarı geçmişi anlamakta saklıdır!

İstikametin belirlenmesinde geçmiş bir pusula fonksiyonu görür.

Sağlam bir gelecek ancak köklü bir geçmişin damarları üzerinden inşa edilebilir.

Ayak bağı olduğuna inanılan bir geçmişi yok ederek var olmayı düşünmek akılcı bir yöntem değildir. Kendisini var eden hatıra, değer, kişi ve kimlikleri yok ederek var olacağını sananların yanılgısı çok büyüktür.

Kendisini var edenleri yok sayanlar, yok olma kaderinden kurtulamazlar.

Başarı bir anlamda alınan ibret ve deneyimlerin ürünüdür.

Bunu da geçmişe takılıp kalmadan başarmak gerekir.

Var olmak için yok etmek!

Hayırsız evladın anne ve babasını, avukatın da hukuku öldürmeye kalkmasının bilinçaltında geçmişle ilgili hesaplaşma arzusu yatmaktadır.

İnsanlar çoğu zaman kendi eylem(sizlik)lerinin ve tembelliklerinin ürünü olan haksızlıktan, yokluktan ve çaresizlikten geçmişi sorumlu tutarlar ve onu yok ederek de sorunlarından kurtulacaklarını sanırlar.

Bu bir tür geçmişi yok ederek bugünün sorunlarından intikam alma yöntemidir.

Yok ederek kurtulma, "günah keçisi" ilan ederek rahatlama başlı başına bir kültürdür.

'Var olmak için yok etmek', bunun bir zorunluluk olduğuna inanan insanların kültürüdür.

Yaşat ki yaşayasın!

Her çeşit terörist eylem, fırınlarda insan yakma olguları, soykırım kampları kurma, kurşuna dizme ve işkence yapma gibi insanlık dışı uygulamaların tamamı geçmişin şimdiye yüklediği sorunlardan kurtulmak için yapılır.

Gerçekte öldürülen, işkenceden geçirilen, kurşuna dizilen ya da yok edilenler insanlar değil geçmişleridir.

Bir takım paranoyak tipler, mazlumları ve masumları ortadan kaldırarak geçmişin şimdiye yüklediği sorunlardan kurtulacaklarını sanırlar.

Bu yalnız kesin inançlı ve biatçıların işi değildir.

Çok sayıda narsist, tenperest ve paraperestler arasında bu tür insan vardır.

Yadırganması gereken gönlü, yüreği, vicdanı ve merhameti öneren bir kültürde bu tür lanetlenmiş tutumluların nasıl zuhur etmiş olduğu hususudur.

Tuhaf olan "yaşat ki yaşayasın!" düşüncesine sahip bir kültürde masum insanları, suçsuzları, hatta anne ve babaları öldüren evlatların nasıl olup da türediğidir?

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları