Geldi gidiyor

A+A-
Ergun KAFTANCI

 Yılın son günündeyiz... 365 gün, huzurun ve refahın gelmesini bekledik ama ikisi de gelmedi, getirilmedi...

      AKP'lilere sorarsanız birçok milletten daha iyi bir yıl geçirdik...

      Asıl halka "Nasıl bir yıl geçirdiniz" diye sormak lazım, onu yapamıyorlar...

      Halden şikâyetçi olan yurttaş sayısı, nüfusumuzun yarısından fazla; geri kalan, 50+1 çıtasını tutturmaya çalışanlar. Onlar yakınmamıza anlam veremiyorlar...

      * * *

      Başımızda Erdoğan'ın ve AKP'nin olmasına şükretmeliymişiz.

      Siyasal aristokrasinin dilinde bu var...

      Lafı "Olmasalardı yanmıştık" demeye getiriyorlar...

      Oysa başımızdaki yangın onların eseri!

      * * *

      2017 yılı hiç bir şey getirmedi ama çok şey götürdü; bakalım 2018 dünyamıza ve ülkemize neler getirecek, giderken de neler götürecek göreceğiz.

Yılın son gerginliği

      Yılın son siyasal gerginliği 695 ve 696 numaralı KHK'ların "Bir gece ansızın" gelmesiyle başladı. Muhalefet iktidarla kapıştı. KHK'ların getirdiği hükümler tartışılır oldu...

       Tartışma sırasında taraflar birbirlerine söylenmedik lâf, yapılmadık yakıştırma bırakmadı...

       MHP her zamanki gibi AKP'nin yanında yer aldı; İYİ Parti, CHP, BBP ve SP de bu ittifaka karşı, ayrı ayrı da olsa seslerini yükseltti...

       Dozunda bırakılan en iyi niyetli uyarı ise 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'den geldi. Gül, hükümlerin muğlak olmasından şikâyet etti ve nezaket kuralları içinde kalarak, değiştirilmesinin faydalı olacağını söyledi...

       Vay, sen misin bunu diyen...

       Erdoğancı AKP'liler koptu geldi, medyaya yansıtmamaya gayret ederek Gül hakkında veryansın ettiler.

       Kol kırılır yen içinde kalır derler ama öyle olmadı, Gül'ün uyarısı Erdoğan'ı da tetikleyince iki cumhurbaşkanı arasındaki görüş farkı medyaya yansıdı...

       Gül çok şey istemiş değil...

       Uyarısının ana konusu, KHK literatüründeki muğlaklıktı, onun ortadan kaldırılması gerektiğini söyledi ve Erdoğan'a da şu cevabı verdi:

       -İleride durumdan vazife çıkartacak bazıları hepimizi çok üzecek olaylara vesile olabilir. Onun için ufak bir düzeltmeyle bunun önüne geçilebilir diye düşündüm. Bunu oraya buraya çekmenin anlamı yok. Önemli konularda görüşlerimi halkla paylaşmak da tabii ki bir sorumluluk benim için. Bunun arkasında bir mesele aramanın da hiç anlamı olmadığı kanaatindeyim"

       * * *

       Gül'ün hayatında her zaman yeri olan "Sorumluluk duygu ve düşüncesi" harekete geçmiş ve uyarıda bulunmasını istemişti.

       Ama eleştiriye gelmeyen ne kadar tahammülsüz AKP'li varsa, geçmişte biat ettikleri insanın karşısına dikilmekten perva etmedi. Yılın son haftasına bu tartışmaya tanık olarak girdik...

       Bizim damat, sıkı bir AKP yandaşı ama yaşananlardan mutlu değil; ketum biri, AKP'nin nabız atışlarını hiç gündeme getirmezdi. Şaşırdı mı ne, bu defa Abdullah Gül'ün 2019'da cumhurbaşkanı adayı olması için Erdoğan karşıtlarının çalışmalara başladıklarını söyledi.

        * * *

        Geç anladım, Siyaset, meğer kavgayla şekil bulan işlerdenmiş!

O formatta işimiz yok

        Yılın şu son günlerinde bir kez daha Arap ihanetine uğradık...

        Suudi yanlısı BAE Dışişleri Bakanı Enver Gargash, Suudi Arabistan ile Mısır'a çağrı yaparak Türkiye'nin karşısında bir kalkan oluşturmalarını istedi.

        Hemen hatırlatıyorum; köpeğin duası kabul olsaydı gökten kemik yağardı...

        Garaj mı, Gargash mı ne haltsa, İran ile Türkiye'nin el ele vererek bölgenin hâkimi haline geldiklerini, bunu da ortadan kaldırmak gerektiğini iddia etti...

        Sözde iki ülke, Arap hâkimiyetine son vermek için mezhepsel yaklaşımlar içerisindeymiş...

        Tutarlı bir iddia değil, üstelik abuk bir yakıştırma...

        Mezhepsel yaklaşım Sünni Türkiye ile Şii İran arasında söz konusu olabilir mi...

        Türkiye ile İran'ın arasındaki sıcak yaklaşım, her türlü formata sokulabilir ama mezhepsel formata asla!

        Enver Gargash gibi kafadan bacaklı Araplar, bu gerçeği ve Türkiye'nin mezhep farklılıklarını öne çıkaran bir ülke olmadığını anlasın artık!

 

Giderayak biraz da spor

-------------------------------

        Yılmaz Vural başarılı teknik direktörlerden biri, belki de birincisi. Göztepe'yi Süper Lig'e çıkaran hoca, bugün işsiz...

        "İşsizim ama benim kabahatim yok" diyerek futbol piyasasını tanınmaz hale yöneticilerin getirdiğini ima ediyor...

        Tam isabet...

        * * *

        Beşiktaş da Cenk Tosun'u satıyor. 128 milyon liraya...

        Gelecek paraya bakın; oysa buna tamah etmemek lâzım. Yeni şampiyonluklar ve alınacak başarılı sonuçlar, bu parayı nasıl olsa getirir. Saniyen Cenk'in yerine gelecek oyuncu aynı başarıyı göstermeyebilir...

        Bunu da dikkate almamız lâzım...

        * * *

        Bize söylemek düşüyor, yapmak da yöneticilere ve futbolculara...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları