Gelecekçilik-Gericilik-Telekulak-BBG-Böcek

Altemur KILIÇ

“Fütüroloji-Gelecek Bilim” diye bir bilim dalı var. Bu “bilim”, gelecek çalışmaları; gelecekte gerçekleşebilecek veya geleceğe dair bilimsel, teknolojik ve sosyolojik gelişmeleri, olağan durumun şartları ve trendlerini temel alarak inceleyen ve tahminler yürüten küresel bir perspektif içinde geleceği öngörmeye çalışan bilim! Dünya’da birçok üniversitede fütüroloji kürsüleri ve bu konuda faaliyet gösteren dernekler de var. Ben de bir ara buna merak sarmış birkaç yazı da yazmıştım...
“Geleceğe” dair romanlar da var: Jules Verne’in özellikle “Aya Seyahat” adlı eserinden başlayarak, İngiliz yazarı  H.G Wells’in “Zaman Makinası”, “Utopia” sı, Aldous Huxley’in “Cesur yeni bir Dünya”  romanı, Yevgeny Zamyatin’in “Biz” romanı... Kafka’nın romanları, “Fahrenheit 451”. Hemen hepsi film olmuş! Bu romanlarda yazılanların  çoğu hayal olarak kaldı... Bazıları da, Verne’in “Aya Seyahati” ve Kaptan Nemo’nun “Nautilus” denizaltısı gibi -aşağı yukarı- tahakkuk etti.
Huxley’in “Cesur Yeni Bir Dünya” romanı daha ziyade romantikti.. H.G Wells’in “Zaman Makinası” yani insanları geleceğe taşıyacak makina hakkındaki romanı da bir fantezi! Gelecekte böyle bir makina gerçekleşebilir mi? Olmaz demeyin, olmazlar oluyor. Albert Einstein’ın  izafiyet teorisine göre belki! Ben şu sırada, böyle makinaya çok ihtiyaç duyuyorum. Türkiye’nin, bundan sonraki on yılda, ne olacağını çok merak ediyorum!

DİĞER GELECEKÇİ ROMANLAR
Bakın, sevgili Ferhan Şensoy 2019’da neler olacağını tahmin etmiş: Değerli sanatçı Ferhan Şensoy’un son oyununun adı 2019... Bundan 10 yıl sonrası... Süleyman Demirel 100 yaşına gelmiş.. Deniz Baykal gene CHP’nin başında... Ergenekon gözaltıları devam ediyor... 166’ncı dalgada Prof. Emre Kongar da gözaltına alınıyor... Suçu mu? Ergenekon’un bütün harflerinin Emre Kongar’ın adının içinde yer alması...

GEORGE ORWELL;
“1984”
Gelecek konusundaki gerçeklere en çok yaklaşanı ve bugünlere denk düşeni, isabetli olduğu kadar da korkunç olanı, İngiliz romancı George Orwell’in (Asıl adı; Eric Arthur Blair) 1949’da yayınlanan “1984” romanı! “1984” geldi geçti ama, Orwell’in Büyük Britanya’nın yerine kaim olacak “Okyanusya” adlı totaliter rejimle idare edilen ülkede olacak olanlar! Bu öyküdeki karabasan bugünlerde, “Ergenekon Kapsamına” denk düşüyor!
O “Okyanusya’da” her yerde asılı afişler, “Büyük Birader Sizi Gözlüyor” diye vatandaşları uyarıyor...Ve gerçekten “Büyük Birader” romanının kahramanları Julia ve Winston Smith yatak odalarında bile izleniyor ve dinleniyor!
Aslında “Büyük Birader Sendromu” ve gerçeği, bütün dünyada ve demokarsilerde var. Amerika’da Mafya ile mücadelede, gizli tanıkların ifşaatına ve telefonların dinlenmesine, sınırlı “mahkeme kararıyla” cevaz verilir. Ama, şimdi, bizde olduğu gibi binlerce kişi devamlı şekilde ve mahkeme kararı olmaksızın dinlenmez ve izlenmez! Dinlemeler “Terörle Mücadelede” gerekli ve mubah sayılsa bile!
 Kısacası, bütün Türkiye şimdi bir “uzun telekulaklar”, “BBG” ülkesi oldu. Sadece duvarlarda “Büyük Birader Sizi İzliyor” afişleri eksik.
Bu “dinlemeler” gizli tutulsa ve gerektiğinde Mahkemelerde delil olsa bir bakıma kabullenebilir ama bu usul bu kadar suiistimal edilmemişti.. Kayıtlar medyaya sızdırılmamış ve aksi sabit olana kadar masum sayılmaları gereken insanlar, “aksi sabit olana kadar suçlu ” sayılarak, kayıtların medyaya sızdırılmasıyla, özel hayatları teşhir ediliyor ve “yargısız infaz” ediliyorlar! Bugünkü durum, Orwell’in “1984” ünü ve “Korku İmparatorluğunu” da geçti. Türkiye “Okyanusya” dan da beter bir “karabasan-korku ülkesi” oldu!

OSMAN PAKSÜT ve
FERDA HANIM
 “1984” ün kahramanları Winston Smith ile sevgilisi Julia... Günümüzdeki “Büyük Birader” veya “Biraderler” Anayasa Mahkemesi Başkan yardımcısı Osman Paksüt’ü ve eşini, bir süredir mahkeme kararı olmadan, Başsavcının talimatıyla izlemişler!  
Hatırlardadır; birkaç ay önce Paksüt, bir “dinleme” otomobili tarafından devamlı takip edildiklerini söylemişti de, “yalan” denmişti.. Ancak bu kasetler şimdi medyada tefrika edilmekte... Paksüt ve Ferda Hanım  şimdi bu “dinleme” kayıtlarına göre Ergenekon kapsamında suçlanıyorlar... Osman Paksüt’ün suçu da, Atatürkçü olmak ve AKP’nin kapatılma davasında, kapatma kararı lehine oy kullanması!
Bu dinlemelerin sonu nereye varır? Hangi yüksek makamlara dayanır?  Öyle görünüyor ki bu konuda kimsenin, hiçbir kurumun, hiçbir makamın, dokunulmazlığı yok. “Büyük Birader” kimse ve her kim olursa! Zaten canavarlar sonunda kendilerini yaratanları yutarlar. Doktor Frankenştay’nı, yarattığı canavarın yuttuğu gibi!
Bu “dinleme-izleme” teknolojisi, çok ilerledi... Ötedenberi beri, “İngilizce ” BUG “ denilen BÖCEKLER” telefonların ahizelerine yerleştirilir ve özellikle Amerika’a bu “böcekler”  vasıtasıyla telefonlar, hem resmi makamlar hem de suç örgütleri tarafından dinlenirdi. Buna “bugging” “böcekleme” denirdi.
1972 yılında Nixon’un Başkanlığı döneminde patlak veren Watergate skandalı, bu “böcekleme” nin keşfedilmesiyle patlak vermişti. 
New York’ta görevde iken, Daimi Temsilciliğin toplantı odasında, yere bırakılan bir “böcek” bulmuştuk... Karşıdaki bir binadan bu böcekle konuşmaları dinlemek istemişler!
Bu gibi “dinleme” cihazları ve “böceğe” engel olacak cihazlar o zaman açık piyasada, kataloglarla satılırdı... Hâlâ da satılmakta! 
Buna karşılık önemli toplantıların “yapılacağı mekanlar” böceklerden arındırılırdı. Ama artık anlaşılan o kadar da kolay değil.
Fakat dedim ya bu dinleme ve izleme diğer ülkelerde bizimki kadar pervasızca ve genişçe yapılmıyor. Ancak bu “teknolojilerde” üstün ülkeler, muhakkak bütün dünyadaki ve ülkemizdeki, en mahrem resmi kurumları dinliyorlar!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş