Gelincik adaları

A+A-
Agah Oktay GÜNER

Yahya Kemal’e Paris’te Türkiye’nin nüfusu ne kadar derler. 80 milyon diye cevap verir. Aman yapmayın, yeni sayımlarda 10 milyon civarında çıkmadı mı? Yahya Kemal; “evet, ama biz ölülerimizle birlikte yaşarız” der. Bu bizim ebedi hayat inancımızın en güzel ifadesidir.
Bu bayram öncesi de kabristanlara gittim. Kaybettiğim akrabalarımı, dostlarımı ziyaret ettim. Albayrakların altında yatan şehitlerimizin gelincik kümeleri gibi çoğaldığını gördüm. Analar, babalar, kardeşler, eşler, evlatlar yanan yürekleriyle Kur’an okuyor, dua ediyorlardı. Evet, hepimiz bu vatan için gerektiğinde ölmeye hazırız. Ancak bir diğer hakikati hatırlayalım: Gerçek zafer en az kayıpla sağlanandır. Bu gelincik tarlalarını görenler acaba şu soruya vicdan rahatlığı içinde cevap verebilirler mi? Türkiye, devletin bütün güçlerine gerekli; hukuki, maddi, manevi yetkileri sağlayarak terörle mücadele ediyor mu?
Terör karşısında çok dengeli ve güçlü bir dış politika uygulamak icap eder. Bu konuda hükümetin yanlışları dağlar gibi birikmiştir. “Komşularımızla sıfır sorun” sloganıyla yola çıkan bu iktidar Irak, İran, Suriye ve İsrail ile kanlı bıçaklı hale gelmiştir. Ayrıca Rusya ve Çin’le ilişkiler tehlikeli yönlerdedir. Türkiye, ateş çemberinin göbeğindedir.
Yakın sınır komşularımız hatalı dış politikamızla karşımıza geçmiştir. PKK’ya destek vermektedir. Türkiye’de terör iyice azmıştır. Bu şartlarda memleketin en büyük güvencesi olan silahlı kuvvetler, ne yazık ki akıl almaz bir mantıkla yıpratılmakta, ordumuz silahlı terör örgütü ve bazı mensupları da terör örgütü üyesi olarak itham edilmektedir. Kelle koltukta, terörle göğüs göğse mücadele etmiş madalyalı kahramanlar  “terörist damgası vurularak” Silivri zindanına konulmuştur.
İftira kampanyası açılarak, imzasız ihbarlarla değerli general ve subayların komuta kademelerine tayini engellenmiştir. Yüreğimizi yakan bir konu da mahkemelerin itibar ettiği gizli tanıkların, PKK eskisi sabıkalılar olduğu iddiasıdır. Böylece yargı, adeta Yüksek Askeri Şura’nın yerine geçmiştir. Aynı modelin değişik bir biçimi Güneydoğuda teröristlerle çarpışan askerlere uygulanıyor. İsimsiz ve imzasız düzmece ihbarlarla askerlerin çatışma şevki kırılmak isteniyor. Güvenlik güçlerinin yol kontrolleri yapabilmesi, araçları durdurup arayabilmesi için bile mahkeme kararı almaları ve valinin izin vermesi gerekiyor. İnsanın kanını donduracak bu tatbikat; ayrım yapmadan sadece öldüren bir hıyanet çetesine karşı, güvenlik güçlerinin elini kolunu bağlıyor.
 Öğrendiğimize göre bölgedeki Türk silahlı kuvvetlerinin elinde dinleme imkânı yok. Polise ve Milli İstihbarat Teşkilatı’na sınırsız dinleme yetkisi ve bu işi yapacak teknolojik imkânlar verilmiştir. Adalet Bakanı’nın Yargıtay’a müracaatı üzerine İçişleri Bakanlığı bünyesindeki jandarmanın dinleme imkânları da sınırlandırılmıştır. Böylece bölgedeki askeri birliklerin baskına uğramalarının önü açılmıştır.
Sınır ötesi harekâta bilemediğimiz hangi hikmetle son verilmiştir. Karakollarımıza yapılan saldırılarda askerlerimiz sınır ötesine geçemiyor. Şu anda sınırlarımızın ötesi teröristler için güvenli bir bölge olmuştur.
PKK’lılar ise istedikleri yer ve zamanda araç kontrolleri yapıyor, kamu görevlisi sivilleri, asker ve polisleri kaçırıyor. Güvenlik güçleri kaçırılanları kurtarmak için yola çıkınca PKK’lıların döşediği mayınlara veya pusuya düşüyor. Onların elinde ileri teknolojiye sahip dinleme cihazları var.
Bu tabloyu uzatmak mümkün. Derdimiz felaket tellallığı yapmak değildir. Ancak basiretsiz dış politika ile teröristlere Irak sınırından sonra Suriye sınırı da açılmıştır. Böylece Türkiye’yi bölmek, bitirmek isteyenlere zemin hazırdır.
Ekonomi alanındaki kaybımız da korkunçtur. İsrail, Irak, İran, Suriyeli turistler Türkiye’den ayağını kesmiştir. Sınır illerimizin Suriye tarafı ile yaptığı hacimli ticaret bitmiştir.
Önü arkası düşünülmeden atılan adımlarla İsrail’le ilişkiler bozulmuştur. Sahip olduğu teknik imkânlarla bölgeyi havadan mükemmel kontrol eden ve bize bilgi aktaran İsrail’le köprüler yıkılmıştır.
Sayın devletliler mezarlıklara gidiniz! Ay yıldızlı bayrak altında yatan gelincik adalarının önünde vicdan muhasebesi yapınız. Yanlışlarınızı görerek, yüreğinizde hatalarınızın vebalini duyarak onlardan af dileyin... Milleti bütünüyle kucaklayın! Düşmanlar üstümüze her türlü ihanetle gelirken gözlerinizi açın! Hiç olmazsa milletin geleceğini kurtaracak ciddi politikaları tam bir vatan sevgisi şuuruyla uygulayın. Tarih nefsini tek hakikat zannedenleri affetmiyor.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları