'Gelir' işverenlere, ama fatura asgari ücretlilere

İsrafil K.KUMBASAR

Anayasa’nın 55’inci maddesi şöyle diyor:
“Ücret emeğin karşılığıdır. Devlet, çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli tedbirleri alır.”
Asgari Ücret Yönetmeliği, Madde 4/d fıkrasına göre asgari ücret şöyle tarif ediliyor:
 “Asgari ücret, işçilere normal bir çalışma günü karşılığı ödenen ve işçinin gıda, konut, giyim, sağlık, ulaşım ve kültür gibi zorunlu ihtiyaçlarını günün fiyatları üzerinden asgari düzeyde karşılamaya yetecek ücreti ifade eder.”
Peki, mevcut şartlara göre, zorunlu ihtiyaçlar dikkate alındığınnda işçilere bugün ödenmesi gereken asgari ücretin kaç lira olması gerekir?

* * *

Geçtiğimiz yıl toplanan Asgari Ücret Tespit Komisyonu, asgari ücretleri 2008 yılının ilk 6 ayı için ‘yüzde 4’, ikinci 6 ayı için ‘yüzde 5’ artırdı.
Asgari ücret, temmuz ayı itibarıyla yapılan ‘toplam 16 YTL’ gibi muazzam bir zamla birlikte 638 YTL’ye (net 457 YTL) yükseltildi.
Asgari ücret, dört kişilik bir ailenin bir ay boyunca kahvaltıda, öğle ve akşam yemeklerinde en fazla ikişer simit yemesine imkân veriyor.
Sosyal Güvenlik Kurumu verilerine göre, kayıtlı işçilerin yaklaşık ‘yüzde 44’ü’ asgari ücretle çalışıyor ya da sosyal güvenlik primleri asgari ücret üzerinden ödeniyor.
Ankara Ticaret Odası’nın araştırmasına göre ise en az ‘5.5 milyon kişi’ asgari ücretle çalışıyor.

* * *


Ama gelin görün ki, geçen hafta toplanan Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nda işveren heyetinin başkanlığını yapan TİSK temsilcisi Ali Nafiz Konuk, aynen şöyle diyordu:
- “Bu zor dönemde, sendikalar ve işçiler de sorumlu davranmalı. Geçmişteki fiyat artışlarını yansıtma modeli, bu yıl terk edilmeli. En az ücretin artırılmasında 2009 yılı enflasyon hedefi esas alınmalı, vergi ve sigorta primi yükleri azaltılarak net ücrette artış sağlanmalı.”
Konuk’un sözlerinden anlaşılan şu:
Asgari ücrete, en fazla ‘yüzde 7.5’ zam yapalım.
Faturayı yine gariban işçi ve devlet ödesin.
Sakın bize dokunmayın.

* * *


Son bir yılda doğalgaza ‘yüzde 80’ zam geldi, temel ihtiyaç maddelerinin fiyatı bir o kadar arttı.
Çarşı ve pazardaki gerçek enflasyon ‘yüzde 80’lere’ dayanınca, hükümet de enflasyon hedefini ‘ileri’ çekmek zorunda kaldı.
İşçilerin alım gücü; ‘yarıdan fazla’ düştü.
Türk-İş’e göre, Kasım itibarıyla ‘açlık’ sınırı 738, ‘yoksulluk’ sınırı ise 2 bin 404 YTL.
Bugünkü asgari ücret, 4 kişilik bir ailenin geçimine ancak ‘6 gün’ yetiyor.
24 gün ‘açlık’ ile boğuşan, büyük bir çoğunluğu gırtlağına kadar borç içinde yaşayan, her gün kapılarına dayanan haciz memurları ile uğraşan asgari ücretliler, daha ne kadar ‘sorumlu’ davransınlar, nasıl bir ‘fedakârlıkta’ bulunsunlar?

* * *


‘Fedakârlık’ her nedense hep asgari ücretli işçilerden beklenir, patronlar ise ‘kriz mriz dinlemeden’ lüks ve şatafat içerisinde, ‘vur patlasın çal oynasın’ yaşamaya devam ederler.
Bütün işyerlerinde, kapı girişlerine asılan panolara iliştirilmiş olan şu tür yazıları görürsünüz:
- “Bu işyerinde asgari ücret brüt 638 YTL’dir.”
Bazı işyerleri için bunun tercümesi şudur:
- “Bu işyerinde en yüksek ücret 638 YTL’dir.”

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş