Gemisini kurtaran kaptan

A+A-
Rauf DENKTAŞ

Spor kulüplerimizin idarecileri ve sporcularımız, öğretmenlerle birlikte Makarios'un Kıbrıs'ı Yunanistan'a bağlama siyaseti karşısında Dr. Küçük'ün liderliğinde ilk ayağa kalkan, TMT'ye ilk bağlanan direnişçiler arasındaydılar. KTFF, Rumlar Lefkoşa'daki stadyuma "Türkler ve köpekler giremez" yaftasını astıkları günlerde bu rezalete boyun eğilmeyeceğinin teyidi olarak kurulmuştu. Şimdi "geçici" adı altında "yuvaya dönüş" kararı alındı. "Bu süreç içinde KOP vasıtasıyla uluslararası arenaya çıkabileceğiz. Çözüm bulunduktan sonra da ortak bir lig ve ortak bir federasyon oluşturulacak" denmektedir.
Bu yürek değişikliğinin esas nedeni de, KTFF Başkanı Sayın Adal'a göre şu: "Kıbrıs görüşmelerinde federal bir çatı altında birleşme ele alındığına göre, böyle bir anlaşma tahakkuk ettiği takdirde Kıbrıs'ta uluslararası alanda tanınmış tek bir devlet ve Türk-Rum tarafları diye iki ayrı organ olacaktır. Tek devlet ve tek vatandaşlık olacaktır. Sayın Talat bunu net bir şekilde ortaya koymuştur. Bu da şu demektir: KTFF olarak UEFA veya FIFA'ya ayrı üye olmamızın imkânı yoktur". Böylelikle Sayın Adal görüşmelerin kaderini de, şeklini ve şemailini de tayin ederek sporcularımızın sıkıntılarını gidermiş oluyor. KOP kanalıyla uluslararası maçlara katılabilecekler!
Sayın Adal Sayın Talat'ın öngördüğü şekilde bir anlaşmaya varıldığı takdirde KTFF olarak UEFA veya FIFA'ya ayrı üye olunamayacağını da karara bağlamıştır, halbuki var olan kuruluşlarımızı yapılacak bir anlaşmada korumak görüşmelerde ele alınacak bir pazarlık konusudur. "İki halk"ın oluşturacağı bir federasyonda Türk halkının futbol federasyonunu, çiftçiler birliğini, kooperatif kuruluşlarını, belediyelerini, Ticaret Odası'nı ve benzeri kurumlarını muhafaza etmek en doğal bir haktır. Bunu çok iyi bilen Hristofyas bu nedenle "iki halk" formülünü reddetmektedir. Ancak Sayın Talat bu konuda ısrarlı olacağını söylemektedir. Türkiye'den gelen sesler de iki eşit halk gerçeğini, iki devletin varlığını vurgulamaktadır. Hristofyas bundan kurtulmak için adanın tümünde egemenlik hakkı olduğunu ısrarla vurgularken sadece Kıbrıs'ı birleştirmekten değil kurumları da birleştirmekten söz etmektedir ve bu konuyu Cumhurbaşkanı ile muavininin seçimlerinde tek listeye kadar genişletmeğe çalışmaktadır.
Şimdi KTFF'nin almış olduğu bu "geçici" karar Hristofyas'ın "kurumları birleştirmek" görüşüne katkı sağlarken, pazarlıkta Türk tarafının elini zayıflatmaktadır. Kişiler, kurumlar ve kuruluşlar, yıllardır katlandıkları kısıtlamalardan kurtulmak için, görüşmelerin devam ettiği bu devrede, kendi başlarına "sıkıntıdan kurtuluş" kararları almaya başlarlarsa halkımızın duçar olacağı sıkıntı temel hak ve hürriyetlerinin kaybına denk olacaktır.
Bahis konusu olan hürriyetimizdir, eşitliğimizdir, Kıbrıs'ın egemenliğinde ve bağımsızlığında olan haklarımızdır. Ayrı kurumlar federal bir oluşumda da haktır ve meşrudur. Bunlardan vazgeçerek müşterek kurumlar oluşturmanın sonucu, 1948'den önceki duruma dönüştür. Rum çoğunluğuna boyun eğiştir. Sayın Adal ve arkadaşları bu "geçici" adımın kendilerini ve halkımızı nerelere götürebileceğini yeniden düşünseler çok iyi ederler. "Gemisini kurtaran kaptan" mantalitesi ile hareket gemiyi istenmeyen limana götürebilir ki bu geminin içinde sadece KTFF yoktur; Kıbrıs Türkü tümüyle ve her şeyiyle aynı geminin içindedir.

Yazarın Diğer Yazıları